Muvazaalı işlemin iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak ile dava konusu şeyin değerinden hangisi az ise o değerin oluşturacağı; buna göre bu miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığından temyiz isteminin reddi gerektiği-
Davalılar arasındaki icra takibinin muvazaalı olması sebebi ile iptali istemi- Davacının ıslah yoluyla iptalini istediği icra takibi sayısını artırması- Islah ile davaya dahil edilen icra takibinin davalı borçlu hakkında aynı borca ilişkin olduğu, davanın taraflarında da herhangi bir değişikliğe sebep olmadığı, talep edilen hususun iddianın genişletilmesi yasağının istinası olduğu, usul ekonomisine göre işlem yapılması gerektiği, ıslah harcının da dosyaya yatırılmış olduğu gözetilerek ıslah ile talep edilen icra dosyası yönünden de karar verilmesi gerektiği-
6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddeleri uyarınca tasarrufun iptali istemiyle açılan davada, davalılar yönünden verilen davanın kabulüne ilişkin kararla birlikte, davacı lehine hükmedilen vekalet ücreti de kesinleştiğinden, mahkemece bozma ilamından sonra kesinleşen hususlara yönelik olarak yeniden hüküm kurulması ve güncel tarife üzerinden yeniden vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu-
Davalı üçüncü kişi tarafından, davalı borçlu aleyhine muvazaalı yapıldığı ileri sürülen icra takibinde; davalı borçlunun mülkiyetindeki taşınmazın cebri icra yoluyla satışının istenildiği ve davacı alacaklının ileride alacağını tahsil olanağının kalmayacağı, muvazaalı icra takip dosyasında tahsil edilecek paralar üzerine ihtiyati haciz konulsa bile davacı alacaklının zarara uğramasının kaçınılmaz hale geleceği gözetildiğinde, TBK m. 19 uyarınca muvazaalı işlemin iptali davasına konu olan muvazaalı olduğu iddia edilen icra takibi ve bu icra takibine bağlı olarak yapılacak satış işlemlerinin ihtiyati tedbir kararıyla durdurulmasına karar verilmesinin yerinde olduğu- TBK. m. 19'a dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasında tedbiren dava konusu olan muvazaalı icra takibinin ve bu icra takibine bağlı olarak yapılacak satış işlemlerinin ihtiyati tedbir kararıyla durdurulması gerektiği-
İlk Derece Mahkemesinde yargılamanın devam ettiği aşamada vekili bulunmayan davalı adına, mahkemece karar verildikten bir gün sonra dosya kapsamına vekaletname sunulmuş olduğu, ancak bu davalının istinaf başvurusunda bulunmadığı anlaşıldığından, karara yönelik istinaf başvurusu olmayan davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu- Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takibe konu alacak miktarı ile iptali istenilen tasarrufun tasarruf tarihindeki gerçek değerinden hangisi az ise o değerin oluşturduğu ve dolayısıyla vekalet ücretinin de dava değerini oluşturan bu bedel üzerinden hesaplanması gerektiği-
Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesi gereğince muvazaa hukuksal sebebine dayalı iptal istemine ilişkin davada, davanın dayanağı olan icra dosyasının, imha edilmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilmiş olmasının mahkemece değerlendirilmesi gerekeceği-
Davalı borçlunun 6 adet taşınmazı üzerine 1. dereceden haciz koymuş olan davalı/alacaklının, taşınmazların kıymeti bilirkişi ile belirlenerek, bu taşınmazların davacının alacağını karşılayıp karşılamadığı belirlenerek davacının tasarrufun iptali davasını açmakta hukuki yararının bulunduğunun tesbiti gerekeceği-
Tasarrufun iptali davasında, kararda infazda tereddüt yaratacak şekilde, icra takip dosyası belirtmeksizin yalnızca 'tasarrufun iptaline ve cebri icra yetkisi tanınmasına' karar verilmesinin hatalı olduğu-
TBK m. 19 gereğince muvazaa hukuksal sebebine dayalı tasarruf işleminin iptali istemine ilişkin davanın kabulü halinde, davacının asıl amacı, muvazaalı olduğunu iddia ettiği işlemin iptali ile borçludan olan alacağını tahsil etme imkanını elde etmesi olduğundan İİK m. 283/1 kıyasen uygulanarak "iptal ve tescile gerek olmaksızın, davacıya, dava konusu tasarruf üzerinde haciz ve satış isteme yetkisi tanınmasına" karar verilmesi gereeceği- "TBK m. 19 hükmüne göre açılan davanın kabulü halinde 'işlemin geçersizliğinin tespitine' karar verilmesi gerektiği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Somut olayda; eldeki dava açıldıktan sonra davalı borçlu şirketin; Havza Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.03.2024 tarih, 2024/33 E.-2024/106 K. sayılı kararı ile iflasına karar verildiği, kararın 18.09.2024 tarihinde kesinleştiği, iş bu davadan iflas idaresinin haberdar edilmediğinin anlaşıldığı- Mahkemece, bir ara kararı ile ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonraki bir tarihe kadar durmasına karar verilmesinin gerekip gerekmediği, ayrıca TBK'nın 513. hükümleri gereğince iflasın açılması ile vekilin temsil ve vekalet görevi sona ermiş olması karşısında mahkemece iflas idaresinin usulüne uygun tebligatla davadan haberdar edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra ve davaya devam edip etmeyeceği, davacı alacaklıya davayı takip etme yetkisi verilip verilmeyeceği, davacı alacaklıya İİK’nın 245. ve 255/2. madde gereğince davayı takip konusunda aldığı belge varsa sunması için süre verilmesi, sunulduğu takdirde davanın esasının incelenmesi, sunulmadığı takdirde davanın iflas idaresine ihbarı ile taraf teşkilinin sağlanması ve iflas idaresinin huzuru ile davaya devam edilerek davanın esasının incelenmesi ve hükmün iflas idaresi lehine veya aleyhine kurulması gerekeceği-
