Yapılan işlemler danışıklı iş yeri devri niteliğinde olduğundan alacaklı yönünden bir hüküm ifade etmeyeceği açık olup, iş yeri devrinin bir an için danışıklı olmadığı düşünülse dahi, devir İİK'nun 44.madde koşullarına uygun yapılmadığı gibi BK'nun 179.maddesi (TBK'nun 202) maddesine göre iş yerini devir alan 3.kişinin devir aldığı işletmenin borçlarından sorumlu olduğundan, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak davanın reddi gerekeceği-
Dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği tarih olan 22.01.2008 tarihinde yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nun 409.maddesine göre davacının bir defadan fazla dosyayı takipsiz bırakması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinden davanın davacı tarafından ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamayacağı kuralının 01.10.2011 tarihinden önce bir kez işlemden kaldırılmasına karar verilen dosyalar için 6100 sayılı HMK'nun yürürlük döneminde de uygulanacağı, davacı tarafın 26.02.2013 tarihli duruşmaya katılmamış olması nedeni ile dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği-
Takip dayanağı borç kredi sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, mahkemece, davacı şirketin diğer ortakları ve diğer borçlu şirketin kuruluşlarından itibaren tüm ortak ve adreslerini gösteren kayıtları ilgili ticaret sicil müdürlüğünden getirtilerek, borçlu şirket ile bir bağlantı olup olmadığı değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
İstihkak davasının 7 günlük hak düşürücü süreye bağlı olduğu ve süreye uyulmadığı taraflarca ileri sürülmese dahi Mahkemece her aşamada re’sen gözetilmesinin gerekeceği, bu özelliği ile istihkak iddialarında öngörülen hak düşürücü sürenin, bir dava şartı olduğu, üçüncü kişi şirket doğrudan dava açma yolunu seçtiğine göre bu sürenin başlangıcında haciz tarihinin önem taşıdığı-
Aynı davada hem istihkak iddiası hem de haczedilmezlik şikayeti ileri sürülemeyeceğinden, mahkemece, öncelikle haczedilmezlik şikâyetine konu hacizli eşyalar ile üzerinde mülkiyet iddia edilen eşyaların duraksamaya yer vermeyecek bir biçimde tek tek belirlenmesi, bundan sonra şikâyet başvurusunun istihkak davasından ayrılarak yargılamaya mülkiyet hakkına konu eşyalar yönünden devam edilmesi gerekeceği-
Davacı 3.kişi ve borçlu şirket arasında kuruluştan itibaren mevcut olan fiili ve hukuki bağlar dikkate alındığında,borcun doğumundan sonra gerçekleşen hastane işletme devrinin danışıklı işyeri devri niteliğinde olduğu, alacaklının haklarını etkilemeyeceğinin açık olduğu-İşyerini devir alan davacı 3.kişi BK'nun 179.(TBK'nun 202) maddesi gereğince de devir aldığı işletmenin borçlarından sorumlu olduğundan, mahkemece belirtilen maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak davacı 3.kişinin davasının reddine karar verilmesi gerekeceği-
İstihkak davalarına umumi hükümler dairesinde ve basit yargılama usulüne göre bakılacağı, davanın açıldığı tarih ve tamamlanmış iş olduğu nazara alınarak, davada HMK’nun 320. maddesinin değil; HUMK’un 409. maddesinin uygulanacağı ve dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verileceği-
İflasın açılmasının, borçlu aleyhine haciz yoluyla yapılan takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin takipleri durduracağı, kararının kesinleşmesi ile bu takiplerin düşeceği-
Adi ortaklardan birinin borcundan dolayı adi ortaklığa ait malların haciz edilemeyeceği ve muhafaza altına alınamayacağı-
Doğmamış ve doğmuş alacakların temlikinin mümkün olduğu, temlik alanın, temlik edenin sahip olduğu tüm alacağa fer'ileriyle beraber hak kazanmış olacağı, dolayısıyla alacağın tamamı temlik edilmişse davalı alacaklı yerine temlik alacaklısı geçeceği için temlik edenin davada taraf sıfatının kalmayacağı; bir bölümü temlik edilmişse her ikisinin de davalı olarak davayı takip etmesinin mümkün olacağı-