Davanın 3. kişinin 6183 sayılı Yasa'ya dayalı olarak açılan istihkak davasına ilişkin olduğu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinde, 16/06/2009 tarihinde 5904 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarının maktu olarak belirlenmesi gerekeceği-
Takibin devamına veya talikine ilişkin kararın duruşma açılarak verilebileceği gibi, dosya üzerinden de verilebileceği, duruşma yapılmış ise kararın tefhiminden, dosya üzerinden karar verilmişse kararın tebliğinden itibaren 7 günlük istihkak davası açma süresinin başladığının kabulü gerekeceği-
Dava konusu haczin iptali kararının kesinleşmesi üzerine, borçlular hakkındaki haczin geçerliliği ortadan kalktığı için dava konusuz kaldığından, mahkemece; konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına, maktu karar ve ilam harcı ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerekeceği-
Her ne kadar dava konusu haciz, borçluya ödeme emrinin tebliğ adreste yapılmamış ise de dava konusu fındık mahsulünün haczedildiği harman yerinin borçluya ait fındık evinin önü olduğu, bu hususun haciz sırasında beyanlarına başvurulan komşu ev sahiplerince teyit edildiği, telefonla aranması üzerine haciz adresine gelen borçlunun harmanda serili bulunan fındığın kendisi ile birlikte bir kısmı yurtdışında, bir kısmı ise şehir dışında yaşayan davacı 3. kişi kardeşlerine ait olduğunu beyan ettiği anlaşıldığından, mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı lehine olup mülkiyet karinesinin aksinin davacı 3. kişiler tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekeceği, davacı 3. kişiler her ne kadar tapu kayıtları ve tanık deliline dayanmış iseler de gösterilen deliller hacizli ürünün tüm kardeşler arasında ortak olan taşınmazdan toplandığını ispata yeterli olmadığı-
Mahkemece yazılı biçimde gerekçeli kararın UYAP ortamındaki ve dosyadaki ıslak imzalı halleri arasında çelişki oluşturacak şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Takip dosyası içinde bulunan temlikname uyarınca alacaklının takip konusu alacağın bir kısmını yargılama devam ederken 3. kişiye temlik ettiğinin görüldüğü, buna rağmen temyize konu kararda asıl davaya ilişkin yargılama giderleri ve takdir edilen vekalet ücretlerinin tamamından sadece alacaklının sorumlu tutulmasının doğru olmadığı, bu sebeple, 3. kişiye temlik edilen alacak miktarı ile asıl alacak miktarı arasında bir oranlama yapılarak, her iki alacaklıya düşen nispette alacaklıların asıl dava yönünden yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken, bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın asıl dava bakımından tüm yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sadece alacaklının sorumlu tutulmasının doğru olmadığı-
Üçüncü kişinin İİK’nın 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına-
Haczin 3. kişinin ticaret sicilde kayıtlı iş yeri adresinde yapıldığı, haciz sırasında borçlu şirket yetkilisi veya ortağı hazır olmadığı gibi, borçluya ait herhangi bir belge bulunmadığına göre mülkiyet karinesi davacı 3. kişi lehine olup, davanın İİK m. 96 gereğince 3. kişi tarafından açılmasının ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmayacağı, mülkiyet karinesinin aksinin davalı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekeceği-
Mahkemece, 6100 sayılı HMK'nun “Hakimin Davayı A.latma Ödevi” başlıklı 31. maddesi uyarınca, davacının talebi açıklattırılarak, hangi hacze konu mahcuzlarla ilgili hangi adreste yapılan haczin dava konusu edildiğinin netleştirilmesi, takip miktarı veya davaya konu mahcuzların miktarından hangisi az ise o değer üzerinden nispi harç alınarak ve varsa noksan harç tamamlattırılarak ondan sonra davacının talebi ile ilgili, taraflarca sunulan kanıtların değerlendirilip işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekeceği-
İcra mahkemesi kararları kural olarak kesinleşmesi beklenmeden infaz olunabilir ise de, sonradan açılan bir davada, icra mahkemesi kararı esas alınacaksa, yani sonraki karar icra mahkemesi kararına göre verilecekse, bu durumda önceki icra mahkemesi kararının kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması gerekeceği, haczedilmezlik şikayetine ilişkin verilen kararın kesinleşmediği anlaşıldığından hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerektiği-