Bedeli paylaşıma konu olan mallar ile ilgili şikayetçinin istihkak iddiası olduğu ve bu durumda şikayetçi olmakta hukuki menfaatinin de bulunduğu dikkate alınarak bu ihtilafın sonuçlanması beklenilmeden sıra cetveli yapılması ve yargılamanın sonuçlanmasının hatalı olduğu- Şikayet olunan bankanın satılan mallar üzerinde ticari işletme rehni iddiası dikkate alınarak şikayetçi tarafından haczedilen malların ticari işletme rehni kapsamına kalan mallar olup olmadığının araştırılması gerektiği-
Borçlunun 3. kişi nezdindeki alacakları İİK'nun 106/2.maddesi uyarınca menkul hükmünde olup, haczi halinde borçlu ancak haczedilmezlik nedeniyle haczin kaldırılmasını talep edebileceği, haczedilen alacağın 3. kişiye ait olduğu hususunun ise İİK.nun 96 vd. maddelerine dayalı istihkak iddiası niteliğinde olup ancak 3. kişi tarafından ileri sürülebileceği-
Mahkemece, 27.10.2015 tarihli ara kararda bilirkişi incelemesine ilişkin ücret miktarının açıkça gösterilip bildirilmediği, 22.12.2015 tarihli celsede masraf yatırılmadığından bahisle önceki ara karara atıf yapıldığı, toplam ödenecek gider avansı miktarı belirtilmediği gibi, davacı tarafa kesin sürenin sonucu açıkça hatırlatılmamış olduğundan kesin sürenin sonuç doğurduğundan bahsedilemeyeceği-
Dava dilekçesinde şikayetten söz edilmesinin, HMK'nin 33. maddesi uyarınca "Hukuki tavsif hakime aittir" kuralını değiştirmeyeceği, mahkemece, davacı 3. kişinin talebinin “şikayet” olarak incelendiği ve bu hali ile karara bağlandığı, oysa ki bu ilke ışığında, dava dilekçesindeki anlatımdan ve talep sonucundan, uyuşmazlığın, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkına dayalı olarak ileri sürdüğü istihkak iddiasına ilişkin olduğunun kabulü gerekeceği, bu durumda mahkemece borçlu da davaya dahil edilerek takip miktarı veya mahcuzun değerinden hangisi az ise, o değer üzerinden nispi harç alınarak ve bu şekilde noksan harç tamamlattırılarak tarafların tüm delilleri toplanarak, çekişmenin istihkak davası prosedürüne göre çözümlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Haczin 3. kişinin ticaret sicilde kayıtlı iş yeri adresinde yapılması, ödeme emrinin bu adreste borçluya tebliğ edilmemiş olması, haciz sırasında borçlunun hazır bulunmaması, haciz mahallinde borçluya ait belgelerin güncel olmaması, davalıların birlikte hareket ettikleri veya aralarında organik bağ bulunduğuna ilişkin resmi bir kayıt bulunmaması karşısında, mülkiyet karinesinin davacı 3. kişi lehine olduğu ve davanın 3. kişi tarafından açılması ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmayacağı- Davalı alacaklı, karinenin aksini ispatlanamadığından davacı 3. kişinin açtığı istihkak davasının reddinin hatalı olduğu-
Borçlunun 3.kişi şirketin %90 hissesi ile hakim ortağı olup temsile yetkili müdür olduğu, hakim ortak olan borçlunun, tüzel kişiliğin perdesine sığınarak alacaklılarına karşı borçlarını ödemekten kaçınmakta olduğu, bu durumda, davacı 3. kişi şirket ile borçlu arasında, alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik danışıklı işlemler yapıldığından, üçüncü kişinin istihkak iddialarının reddine karar verilmesi gerektiği-
Borç, ihtirazi kayıtla ödenmiş olduğundan, menkuller üzerindeki haciz kalkmış olsa dahi, dava ödenen bedel üzerinden devam edeceğinden, yargılamaya devam edilerek, deliller toplanıp işin esasına girilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Kabul kararının konusunu oluşturan mahcuzlarla ilgili olarak, bu mahcuzların hurda niteliğinde olduğu, dava konusu haciz tutanağında dosyada bulunan asıl ve ek bilirkişi raporlarında, hükmün gerekçe kısmında belirtilmiş olup, bu doğrultuda hurda olarak nitelendirilen bu mahcuzların teferruat vasfını haiz olduğunun da söylenemeyeceği, bu sebeple, davanın kabulü kararına isabet eden menkuller yönünden de davanın reddi gerekeceği-
89/1 haciz ihbarnamesi üzerine üçüncü kişi bankanın hesap üzerinde rehin hakkını ileri sürmesinin, haciz ihbarnamesine itiraz mahiyetinde olduğu ve bu itirazın İİK.'nun 89. maddede düzenlendiği şekilde çözümlenmesi gerektiği, uyuşmazlığın istihkak davası olarak görülmesinin isabetsiz olduğu-
Basit yargılama usulüne uygun yürütülen taşınır mala ilişkin istihkak davalarında yasaca kesin yetki kuralı öngörülmediğinden, yetki itirazının HMK'nin 19/2. maddesi gereğince cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekeceği, kesin yetki kuralı olmadığı durumlarda, hakimin doğrudan (re'sen) yetkisizlik kararı veremeyeceği-
