Mahkemece, gerekçe kısmında ‘’yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden tarafların dosyadaki haklılık durumları belirlenip erişilecek sonuca göre, davacının yargılama giderleri ile karşı taraf vekalet ücreti ile sorumlu tutulması gerekeceği’’ belirtilmesine karşın hüküm kısmında davalı aleyhine vekalet ücretine hükmedildiği, bu durumda hüküm ile gerekçe arasında çelişki olduğundan kararın bozulması gerektiği-
Kural olarak kiracının istihkak davası açma hakkı olmadığından, kiracı 3. kişinin davacı sıfatı (aktif husumet ehliyeti) olmadığından davanın reddi gerektiği- Alacaklının tazminata ilişkin talebi hakkında olumlu/olumsuz karar verilmesi gerektiği-Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmakla maktu karar ve ilam harcına karar verilmesi gerektiği-
İstihkak davalarında, geçerli bir haczin varlığının davanın ön koşullarından biri olduğu, haczin mevcut olup olmadığının, mahkemece, davanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekeceği-
Dava konusu haczin, borçluya ödeme emrinin tebliğ adreste yapılmadığı, dosyanın tarafları ile ilgisi bulunmayan ve haciz adresinde faaliyet gösteren işletmenin yetkilisinin mahcuzun kendisine ait olmadığını, yeri olmadığı için arkadaşı 3. kişi tarafından haciz adresine bırakıldığını beyan ettiği, vergi kayıtlarına göre 3. kişinin 2004 yılından bu yana hacizli malın niteliği ile uyumlu şekilde mobilya işleri ile uğraştığı, bilirkişi raporuna göre davacı 3. kişinin dayanağı olan ve borçlu şirket tarafından düzenlenen faturanın 3. kişinin defterlerinde kayıtlı olduğu gibi mahcuzun da demirbaş olarak defter kayıtlarında yer aldığı anlaşıldığından, mülkiyet karinesi davacı 3. kişi lehine olup davanın 3. kişi tarafından açılması ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmayacağı- Davalı alacaklı tarafından delil olarak gösterilen takip dosyası, ihtiyati haciz kararı, takibin devamına ilişkin mahkeme kararı ve mahcuza ilişkin fotoğrafların mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli olmadığı-
Temyize konu kararın gerekçe kısmında bahsedilen hususların dava konusu haciz tutanağıyla örtüşmediği, bu hususların dava konusu haciz sırasında evrak araştırması sonucu haciz mahallinde bulunan başka bir hacze ilişkin olduğu görüldüğünden; dava konusu yapılan haciz tutanağı dikkate alınarak tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilip, gösterdikleri tüm deliller toplanarak uyuşmazlığın çözümü gerekirken dava konusu olmayan haciz üzerinden değerlendirme yapılarak davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
İcra memurunun, haczi talep edilen malın bu madde uyarınca haczinin kabil olup olmadığını değerlendirerek, bu doğrultuda haciz talebini yerine getirip getirmeme konusunda takdir yetkisinin bulunduğu, burada tanınan takdir yetkisi, İİK'nun 82. maddesi kapsamında malın haczi kabil olup olmadığı ile sınırlı olup, icra müdürünün bunun dışında, yani öncelikle istihkak iddiasının çözümlenmesi gerektiğinden bahisle haciz talebini reddetme yetkisinin olmadığı, icra müdürünün haciz işlemi üzerine mahcuz mala yönelik olarak istihkak iddiasında bulunulması halinde İİK'nın 96 ve devamı maddeleri hükümlerinde yazılı istihkak usulünün uygulanacağı-
İstihkak iddiasında bulunan kişinin üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunmaya yetkili olmadığı görüldüğünden, 3. şahıs tarafından usulüne uygun yapılmış bir istihkak iddiası bulunmadığının kabulü gerekeceği ve bu durumda davacı alacaklının İİK. mad. 99 uyarınca istihkak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı-
Borçluya ödeme emrinin tebliğine ilişkin tebligat parçası, borçlu tarafından ödeme emrine itiraz yapılmış ise itiraz dilekçesi,eğer itiraz var ise alacaklı tarafından açılmış itirazın kaldırılmasına ilişkin karar suretinin dosya arasına alınması ondan sonra İİK'nun 264 son maddesi uyarınca ihtiyati haczin kesin hacze dönüşüp dönüşmediğinin saptanması gerekeceği-
Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmezse o mal üzerindeki haczin kalkacağı, buna göre, dava konusu haczin dava tarihi itibariyle düştüğü göz önüne alınarak, istihkak davasının ön koşul yokluğundan reddi gerekirken yazılı şekilde istihkak davasının süreden ve esastan reddine karar verilmesi doğru değil ise de, bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği-
Önceden aynı yerde yapılan haciz sahasında hazır bulunan çalışan haciz alanının borçluya ait olduğunu beyan etmiş ve davaya konu haciz sırasında borçlu şirkete ait baret ve bilgisayar kayıtlarında birkaç evrak bulunmuş ise de; davalı 3. kişi şirket ile Sağlık Bakanlığı arasında yapılan Devlet Hastanesi Yapım İşi Sözleşmesine istinaden 3. kişinin şantiyesinde ve 3. kişi şirket yetkilisi huzurunda yapıldığı hacizde, borçlunun davalı 3. kişinin taşeronu olarak haciz mahallinde bir süre çalışmış olması ve noterde düzenlenen sözleşme ile borçlu ile yapılan sözleşmenin feshedilmesi karşısında mahcuzların borçlu elinde bulunmayıp haciz sırasında üzerinde mülkiyet iddia eden 3. şahıs elinde olduğunun kabulü gerekeceği-