Çekişmeli taşınmazının bir bölümünün her iki davalı tarafından kullanıldığı toplanan deliller ve yapılan keşif ile saptandığından, davalı G. hakkındaki davanın da kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Çekişme konusu taşınmazın bulunduğu alanda kadastro yenilemesi çalışması yapıldığı anlaşılmakta olup noksanın tamamlanması yoluyla davalının sunduğu kayıttan bu husus sabit ise de, noksan soruşturma ve hatalı bilirkişi raporuna göre karar verilmesinin doğru olmadığı- Çekişme konusu taşınmazların kadastro yenilemesi sonucu oluşan ve son durumunu gösteren çap (tapu) kayıtlarının merciinden istenmesi,gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, mahallinde yeniden içlerinde harita mühendisinin de yer aldığı üç kişiden oluşan teknik bilirkişi heyeti ile keşif yapılması, bilirkişilerden uygulamayı gösterir denetime elverişli infazı mümkün kroki ve rapor alınması, tecavüzün varlığının tespiti halinde taşınmazın tapu kaydında yer alan niteliğine göre usulüne uygun ecrimisil hesabının yapılması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
Davalı Necattin'in akıl sağlığının yerinde olmadığı bildirildiğine göre vasisi aracılığıyla temsil edilmesi gerektiği halde, bu eksiklik giderilmeden yargılama sürdürülerek işin esası hakkında taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığı- Davalı Necattin'e vasi atanıp atanmadığının araştırılması, atanmış ise davalı Necattin vasisine yöntemine uygun olarak tebligat yapılıp taraf teşkili sağlandıktan sonra karar verilmesi gerektiği-
Mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi isteğine ilişkin davada, mahkemece, kira ilişkisinden söz edilmek ve davanın sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmek suretiyle görevsizlik kararı verilse de, dava, davalının çekişme konusu taşınmazı fuzulen işgal ettiğinden bahisle açıldığından; anılan isteğin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerinden kaynaklandığı ve uyuşmazlığın çözümünün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2/1. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesinin görevinde bulunduğu-
Dava dışı kurum ile davacı arasındaki sözleşme 13/g maddesi gereği kendiliğinden feshedilmiş olduğundan taraflar arasında kira ilişkisinin sürdüğü kabul edilemeyeceğinden, davalının çekişme konusu taşınmazı tasarrufunun hukuki bir dayanağının kalmadığı, kullanıma devam etmekle de işgalci niteliği kazandığından, taraflar arasında bir kira ilişkisi kalmaması nedeniyle davalının kullanımı sulh hukuk mahkemesinin görevini belirleyen HMK. mad. 4 kapsamında değerlendirilemeyeceğinden işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği-
E.tma haksız bir eylem olup, elatmanın önlenmesi davalarının haksız eylemi gerçekleştiren kişi ya da kişiler aleyhine açılacağı- Davalı tarafından yapılan çit, dikilen ağaçlar ve kuyu çekişmeli alanda durduğundan, elatmanın sona erdiğinden söz edilemeyeceği ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Kişisel hakka dayalı elatmanın önlenmesi ile taşınmazın teslimi istemlerine ilişkin davada, dava dışı kurum ile davacı arasındaki sözleşme ilgili maddesi gereği kendiliğinden feshedilmiş olduğu, taraflar arasında kira ilişkisinin sürdüğü kabul edilemeyeceğinden davalının çekişme konusu taşınmazı tasarrufunun hukuki bir dayanağının kalmadığı, kullanıma devam etmekle de işgalci niteliği kazandığı, taraflar arasında bir kira ilişkisi kalmadığından uyuşmazlığın sulh hukuk mahkemesinin görevini belirleyen HMK’nın 4. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davanın reddinin isabetsiz olduğu-
Paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi davalarında paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman isteyebileceği, hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabileceği, ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı olmadığı, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerektiği-
Maliye Hazinesi adına tam pay ile kayıtlı dava konusu taşınmaz üzerinde 2981 sayılı Yasa uyarınca H.G. adına tahsis kaydının bulunduğu, davacının bu tahsis hakkını 17.01.2013 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile H.G.'den devraldığı, davalının ise haricen satın aldığını ileri sürdüğü taşınmaz üzerine inşaa ettiği betonarme evi kullandığının anlaşıldığı- Davalı taşınmazı haricen satın aldığını ileri sürdüğüne göre, taşınmaz üzerinde davacının tahsise dayanan şahsi hakkından daha üstün bir hakka sahip olduğu kabul edilemeyeceğinden, davalının elatmasının önlenmesine, davacının taşınmazın tahsis hakkını temlik aldığı tarihinden itibaren belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerektiği-
Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hükmün yeni bir hüküm olduğu- Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün, tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerektiğinden, hükmün diğer yönlerinin kesinleşmiş olduğundan bahisle yalnızca değinilen husus bakımından hüküm kurulması, her iki dava hakkında da hüküm kurulmamasının isabetsiz olduğu-
