Davalı bankanın alacağın tahsili için yasal haklarını kullanarak davacılardan alınan senetleri takibe koyduğu ve borcun ödenmesinden sonra takibe devam etmediği- Borcun davadan önce davalılarca yapılan ödeme ile sona erdiği- Davalı bankanın yasal hakkını kullanmasından dolayı haksız hacizden söz edilemeyeceği, kötüniyet tazminatının söz konusu olamayacağı-
İcra takibi başlatıldıktan sonra açılan menfi tespit davalarında kanunun emredici hükmü gereğince ihtiyati tedbir yoluyla icra takibinin durdurulmasına hukuken imkân bulunmadığı- Bu safhada borçluya tanınan yegane hukuki korumanın takip konusu alacağın tamamının icra dosyasına depo edilmesi ve buna ek olarak yasada öngörülen teminatın sağlanması şartıyla icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmesinin tedbiren engellenmesinden ibaret olduğu- İlk derece mahkemesince alacağın tamamı depo edilmeksizin eksik şartlarla tedbir kararı verilmesi usul hukukuna aykırı ise de kararı kanun yoluna taşımayan taraf lehine aleyhe bozma yasağı ilkesinin devreye gireceği ve bu hususun üst merci tarafından ancak eleştiri konusu yapılabileceği- Bu hukuki illiyet bağı muvacehesinde kanunun mutlak yasağı karşısında icranın durdurulması talebinin reddedilmesi yönünde kurulan hükümde usul ve yasaya aykırı herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı-
Takip tarihi itibariyle ve davalının icra dosyasına talepte bulunduğu tarih itibariyle davacıların 485.946,50 TL borcunun bulunmadığı, bu nedenle basiretli bir tacir gibi davranması gereken bankanın alacağından açıkça fazla olan miktar için senedini takibe konu etmesinin kötüniyetli olduğu-
Çekin yazı ile yazılan "altıyüzellibin YTL" kısmında tahrifat bulunmadığı, Adli Tıp raporunda belirtildiği üzere rakam ile "650,00 YTL" kısmında önceden yazılmış yazılara ait belirgin fulaj izleri ve mekanik silintinin varlığının görüldüğü, evvelce var olan yazıların seçilemediği, poliçe bedeli hem yazı hem de rakamla gösterilip de iki bedel arasında fark bulunursa, yazı ile gösterilen bedelin üstün tutulacağı gerekçesiyle iade-i muhakeme talebinin kabulüne karar verileceği-
Menfi tespit davasının, arabuluculuğa tabi olduğu-
İlamın, hükmün verilmesi (tefhimi) tarihinden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı- İlamın zamanaşımına uğradıktan sonra tebliğe çıkartılması halinde hükmün aleyhine olan tarafın, temyize başvurararak ilamın zamanaşımına uğramış olması nedeniyle bozulmasını sağlayabileceği-
Taraflar arasındaki satış sözleşmesinin geçersiz olduğu ve senetlerin bedelsiz kaldığı belirlendiğinden bu aşamada dava konusu takip dosyaları nedeniyle davacının borçlu olmadığının sabit olduğu, geçersiz olan araç satış sözleşmesinin yerine getirilmediği gözetildiğinde geçersiz sözleşme nedeniyle herkesin aldığını geri vermekle yükümlü olacağı-
Davalı tarafça davacıya karşı iki ayrı icra dosyası üzerinden takipte bulunulması nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemi-
Genel kredi sözleşmelerindeki imzanın davacının murisine ait olmadığından menfi tespit istemli davanın kabulü gerektiği-
Senedin diğer unsurlarının sonradan doldurulmuş olmasının senedin doğrudan hükümsüzlüğü sonucunu doğurmayacağı-