Banka kredi sözleşmesi uyarınca müteselsil kefil olan davacının kefaletten dönme iradesinin geçerliliği ve sorumluluk kapsamına ilişkin uyuşmazlıkta; davacı lehine oluşan usuli müktesep hakların gözetilmemesi ve kat ihtarına konu borcun davacının kefaletinin bulunduğu 2013 tarihli sözleşmeden mi yoksa kefaletinin bulunmadığı 2014 tarihli sözleşmeden mi kaynaklandığının uzman bilirkişi heyeti marifetiyle banka kayıtları üzerinde yerinde incelenmesi gerektiği-
Bir şirketin asalet borçları için ipotek tesis edilmek üzere verilen vekâletnamenin, o şirketin üçüncü kişilere (grup şirketlerine) kefaletinden doğan borçları da kapsayacak şekilde kullanılmasının "yetki aşımı" teşkil edeceği; açıkça yetki verilmedikçe vekilin asıl borç dışındaki kefalet risklerini teminat altına alamayacağı-
Davacının müvekkili ile davalılardan ... şirketi arasındaki ticari ilişki kapsamında avans olarak verilen çekin karşılığında mal tesliminin gerçekleşmediğini, çekin bedelsiz kaldığını belirterek çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitiyle çeklerin iadesine karar verilmesini talep ettiği- Asıl ve birleşen dava, menfi tespit ve çek istirdadı istemlerine ilişkin olup, davalı ... şirketinin çekleri iktisabında ağır kusurlu olduğu, çekler hakkında, keşideci olan davacıya başvurması halinde davacının borcu teyit etmeyeceği, çekleri avans olarak verdiğini ve karşılığında mal alamadığını, bu nedenlerle de çeklerin bedelsiz kaldığını öğrenme imkanı varken anılan davalının bu araştırmayı yapmamış olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verildiği-
Bonoda tahrifat yapıldığı iddiasına dayalı menfi tespit davasında; bilirkişi raporları ile senette tahrifat saptanmadığı gibi, bono hamili olan davalının senedi iktisap ederken borçlunun zararına hareket ettiği hususunun somut delillerle ispatlanamadığı, lehtar konumundaki diğer davalının tek taraflı beyan ve kabullerinin ise davalılar arasındaki husumet nedeniyle tek başına yeterli delil teşkil etmeyeceği-
Faktoring şirketinin çeki iktisabında kötü niyetli yada ağır kusurlu olduğunun ispat edilmediği, davalının çekin meşru hamili olduğu , bu nedenle çek istirdatı talebinin yerinde olmadığı-
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, menfi tespit ve tazminat istemine ilişkindir...
Davalı alacaklı vekilinin ceza dosyasındaki dilekçesinde 'borçlu şirketin kullandığı kredi nedeniyle takibe konu senedin düzenlendiğine" ilişkin mahkeme içi ikrar niteliğindeki beyanları ile dava konusu senedin, aynı tarihte çekilen ve aynı tutardaki kredi sözleşmesine teminat olarak verildiğini ikrar ettiği gözetildiğinde, davacı borçlunun kesin delil ile "senedin, teminat senedi olduğunu" ispat etmiş olduğu- Aval sadece kambiyo senetlerinde söz konusu olduğundan, senedin kambiyo senedi vasfında olmaması nedeniyle davacının avalist olarak da sorumluluğunun bulunmadığı, TBK m. 583'de kefalet için öngörülen şekil şartlarının da bulunmaması sebebiyle kefalet şartlarının da gerçekleşmediği ve neticede, menfi tespit davasının kabulü ile kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği-
Uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
Takip dayanağının tek bir senet olması karşısında aynı takip dosyasındaki senede ilişkin borçlu vekili beyanının ikrar mahiyetinde olduğunun kabulü için senedin tanzim ve vade tarihine ayrıca atıf yapılmasına gerek olmadığı-
Faktoring şirketinin, çek metninden ve fatura ile uyumsuzluğundan kaynaklanan farklılıkları tespit ederek keşideciden çeki sorması ve diğer cirantalar ile sicilde araştırma yapması gerekirken, gerekli istihbarat yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşılmakla, menfi tespit davasının kabulüne karar verileceği-