Davalı bankanın alacağın tahsili için yasal haklarını kullanarak davacılardan alınan senetleri takibe koyduğu ve borcun ödenmesinden sonra takibe devam etmediği- Borcun davadan önce davalılarca yapılan ödeme ile sona erdiği- Davalı bankanın yasal hakkını kullanmasından dolayı haksız hacizden söz edilemeyeceği, kötüniyet tazminatının söz konusu olamayacağı-
Davalı alacaklı icra dosyasına beyanda bulunarak, "borçlu olarak gösterilen kişinin isim ve Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının sehven yazıldığı, borçlu sıfatının silinmesini talep ettiklerini" beyan etmişse de bu dilekçenin davacıya tebliğ edilmediği ve davacının aynı gün birkaç saat önce verilen dilekçeden haberdar olmasının beklenemeyeceği- Davalının, "davacının borçlu sıfatının silinmesi" talebinin İcra Müdürlüğünce kabul edildiği göz önüne alındığında, dava tarihi itibarıyla davacı aleyhinde başlatılmış icra takibi bulunduğundan, icra tehdidi altında bulunan davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğu- Davalı vekili, "senetlerde davacının borçlu olmadığını, sehven davacı hakkında takip başlattıklarını" beyanla davacı iddialarını kabul ettiğinden, mahkemece sonuç itibarıyla menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, ancak mahkemece 1/3 oranında karar ve ilam harcına hükmedilmesi ve davalı vekilinin kabul beyanı ön inceleme duruşmasından önce yapıldığından, 1/2 oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
Menfi tespit davasının, arabuluculuğa tabi olduğu-
İlamın, hükmün verilmesi (tefhimi) tarihinden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı- İlamın zamanaşımına uğradıktan sonra tebliğe çıkartılması halinde hükmün aleyhine olan tarafın, temyize başvurararak ilamın zamanaşımına uğramış olması nedeniyle bozulmasını sağlayabileceği-
Taraflar arasındaki satış sözleşmesinin geçersiz olduğu ve senetlerin bedelsiz kaldığı belirlendiğinden bu aşamada dava konusu takip dosyaları nedeniyle davacının borçlu olmadığının sabit olduğu, geçersiz olan araç satış sözleşmesinin yerine getirilmediği gözetildiğinde geçersiz sözleşme nedeniyle herkesin aldığını geri vermekle yükümlü olacağı-
Genel kredi sözleşmelerindeki imzanın davacının murisine ait olmadığından menfi tespit istemli davanın kabulü gerektiği-
Senedin diğer unsurlarının sonradan doldurulmuş olmasının senedin doğrudan hükümsüzlüğü sonucunu doğurmayacağı-
Davalı tarafça davacıya karşı iki ayrı icra dosyası üzerinden takipte bulunulması nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemi-
İpotek Resmi Senetlerinde dava konusu ipoteklerin “bila faiz ve 15.10.2014 süre ile” tesis edildiğinin anlaşıldığı, ayrıca İpotek Belgesinin ipotekin süresi sütununda 15.10.2014 tarihinin gösterildiği, icra takiplerinin ise 11.12.2014 tarihinde başlatıldığı, bu nedenle davalı tarafın ancak bu tarihten önce doğmuş alacaklar için ve bu tarihe kadar ipotekli takip başlatabileceği, bu tarih itibariyle sürenin dolmuş olması ve bu tarihe kadar takip başlatılmamış olması nedeniyle ipoteğin kendiliğinden sona erdiği-
Şirket ortağı ve temsilcisinin, şirketi borçlandırarak kendi lehine çek keşide etmesinin özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiği, bu durumda davacı şirketin çeklerden kaynaklanan borçtan dolayı sorumlu olmadığı-