Davalı ... yetkilileri adına isticvap davetiyesi çıkarıldığı, yetkililerin isticvap davetine rağmen duruşmaya katılmadığı bu nedenle isticvap konusu hususları ikrar etmiş sayıldıkları, et satış sözleşmesindeki imzanın kendilerinden sadır olduğu, asıl ve birleşen davada davacı ile asıl ve birleşen davada davalı ... arasındaki sözleşmeye göre davalının edimini yerine getirmediği, hiç et teslimi yapmadığı, çeklerin bedelsiz kaldığı, ayrıca davacı ile davalı ... arasındaki sözleşmeye göre ciro yasağı olmasına rağmen çeklerin ciro edildiği, asıl ve birleşen davada davalı ... şirketlerinin temlik sırasında 6361 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre yeterli araştırmayı yapmadıkları, kanunda aranan koşulları yerine getirmedikleri ve çeklerin iktisabında ağır kusurlu oldukları belirlendiğinden hem asıl davada hem de birleşen davada davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerektiği-
İİK m.72 uyarınca, menfi tespit davası üzerine "icra takibi durdurulmamışsa" , menfi tespit davasının reddine karar verilmiş olması halinde, davalı-alacaklı lehine %20 tazminata hükmedilemeyeceği-
Menfi tespit istemi yargılama aşamasında istirdata dönüşse bile, yasa gereği bu tür ilamların icrası için kesinleşme şartı aranması gerekeceği- Somut olayda, takip dayanağı ilamın menfi tespit istemine ilişkin olduğu, takip dosyası nedeniyle davacının davalıya ödemiş olduğu 360.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verildiğinin görüldüğü- Bu durumda anılan karar, yargılama aşamasında istirdata dönüşen menfi tespit davasına ilişkin ilam niteliğinde olduğundan kesinleşmeden takibe konu edilemeyeceği-
Uyuşmazlık, mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir...
Takibe konu bonolarda yazı ve imzada sahtelik iddiaları üzerine icra mahkemesince nasıl bir yol izlenmelidir?
Asıl ve birleşen davalar, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
Bonoya dayalı açılan menfi tespit davası mirasın reddine dayandığından, muristen intikal eden mirasın reddi sebebine ilişkin ihtiafta görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu- Davacıların icra mahkemelerinde açtıkları davaların süre veya diğer usulü nedenlerle reddedilmesi nedeniyle mirası reddettikleri için murisin borçlarından sorumlu tutulamayacakları gerekçesi ile menfi tespit dava açmasında hukuki yararlarının olduğu- Dava dilekçesinin istem sonucu bölümünde "şimdilik 1.000,00 TL" talep edildiği, davanın “kısmi dava” olarak açıldığı, ıslah talebinde bulunulup harcının yatırıldığı- Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan davalarda, davacıların kayıtsız şartsız mirası reddettiklerinin tespit ve tesciline karar verildiği, bütün dava türleri yönünden ve murisle alakalı tüm alacak istemleri yönünden, mirasın reddine ilişkin kararın ileri sürülebileceği, bu yöndeki istinaf istemlerinin de yerinde olmadığı, dava kambiyo senedine dayalı menfi tespit davası ise de görevli mahkemenin temel ilişkiye göre belirlendiği ve mahkemenin bu konudaki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı-Borcun ödenmiş olması ya da takipten feragat edilmesi menfi tespit davası açmaya engel teşkil etmeyeceği-
Borçlu tarafından rapora itiraz edilmiş olması da dikkate alınarak, mukayese belgeler ve huzurda borçludan alınan imza örneklerinin tamamı üzerinde, üç kişilik bir bilirkişi heyetince yukarıda belirtilen niteliklere uygun şekilde yaptırılacak detaylı inceleme neticesinde alınacak raporun sonucuna göre karar verilmesi gerektiği- İmza incelemesinin yapılma şekli- "İmzanın borçluya ait olduğunu" kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu göz ardı edilmeden ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya gidilmemesi gerekeceği-
Davacının mal siparişine avans olarak verdiği çeklerin bedelsizliği ve davalı Faktoringin dava konusu senetleri devralmasının ve çeklerin tahsili talebinin 6361 s. Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ve yönetmeliğine aykırılığı iddialarına dayanan menfi tespit istemi- Faktoring ve alacağın temliki sözleşmesinin düzenlendiği 27.09.2011 tarihi ve çeklerin teslim edildiği 14.06.2012 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Finansal Kiralama, Factoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğin 22. maddesine göre, factoring şirketlerine, kambiyo senedine dayanan bir alacağı temlik alırken, temlik konusu alacağın dayanağı faturanın varlığını ve çekteki ciro silsilesinin düzgünlüğünü kontrol etme dışında, faturaya konu ürünlerin teslimini araştırma yükümlülüğü getirilmediği, davaya konu çeklerin faktoring ve alacağın temlik sözleşmesi ile temlik alındığı, ciro silsilesinin düzgün olduğu tespit edildiğinden, bu hali ile yönetmeliğin 22. maddesine göre usule uygun bir temlik söz konusu ise de; çeklerin davalı ...'e verilme sebebi ... şirketi ile arasındaki "Faktoring Sözleşmesi" olup, yerleşmiş Yargıtay uygulamaları uyarınca, borçlunun alacaklıya karşı ileri sürülebileceği def'ileri temlik alan durumundaki faktoring şirketine karşı da ileri sürebileceği- Faktoring şirketine ciro yoluyla devredilen çeklerde keşideci davacı (borçlu), lehtar ... San. ve Tic. A.Ş. (davalı ve önceki alacaklı), faktoring şirketi ise lehtardan çekleri ciro yoluyla temlik alan son hamil durumunda olup, faktoring işleminin taraflarından olduğundan, taraflar arasındaki davada 6361 sayılı yasanın 9/3 maddesi hükmünün uygulama yeri bulunmadığı, ancak kanunun 9/2 maddesinin ve dolayısıyla 6098 sayılı TBK nın 188/1 maddesi hükmünün somut olaya uygulanacağı- Davacı taraf "çeklerin bedelsiz olduğunu" ileri sürüp mahkemece de bedelsiz oldukları tespit edildiğinden, davanın ... Fakktoring Hizm. A.Ş. yönünden de kabulü gerektiği-  Davacı aleyhine ... şirketi tarafından başlatılmış takip olmadığı, faturaya konu araçların teslim edilmediğinin tespit edilmesinin tek başına davalı ... şirketinin takipte kötü niyetli olduğunu kanıtlamaya yeterli olmadığı, çekler üzerinde avans çeki olduğuna ilişkin şerh bulunmadığı, davalı ... doğrudan davacı ile ticari ilişki içerisinde olmadığından, hayatın olağan akışına göre takip tarihi itibariyle, çeklerin avans çeki olarak verildiğini ve çeklerin verilmesine dayanak faturalara konu araçların teslim edilmediğini bilebilecek durumda olmadığı, ... Faktoring şirketinin takipte kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığı, davalı ... şirketi vekilinin dava dilekçesinde kendi defterlerine delil olarak dayandığı, ardından dilekçe ile her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesini talep ettikten sonra istinaf aşamasında aralarındaki delil sözleşmesi uyarınca sadece kendi defterleri incelenerek karar verilmesi gerektiğini ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu- Dava konusu çeklerin karşılığı araçların teslim edilmediğinin cevap dilekçesi ile sabit olduğu, senetlerin alındığı tevil yollu ikrar edildiğinden senetlerin ödendiğini ve borcun kalmadığını kanıtlama ödevinin davalı ... şirketine ait olduğu ancak 1 adet senet dışında ödeme bulunmadığı, ödenen tek bono bedelinin mahsubu halinde dahi davalı şirketin almış olduğu avans çeklerinden dolayı davacı şirkete borçlu olduğu sabit olduğundan, dava bakiye alacağın tahsiline ilişkin olmadığından, davacı şirketin takip miktarı kadar borcunun olmadığının tespiti davanın kabulü için yeterli olup, davalı ...'nin alacaklı görünme sebebinin teslim edilmeyen araç bedelleri için avans olarak verilen çekler karşılığında verilmiş ve ödendiği kanıtlanmamış 11 adet senet bedelinin alacak kaydedilmesinden kaynaklandığı sabit olduğundan, taraf defterleri arasındaki alacak ve borç miktarının birbirini doğrulamaması sebebiyle yeniden rapor alınması gerekmediği, verilen bonoların teminat amaçlı verildiğinin kabul edildiği, yenilemeye ilişkin açık irademin bulunmadığı, çekler karşılığında verilen bonoların hala davacıda olduğu bu nedenle çek istirdadının istenemeyeceği- Davacının ..sayılı icra takibi sebebi ile davalılara borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, çeklerin istirdadı ve iptaline ilişkin talebin reddine, kötü niyet tazminat talebinin yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verildiği-
Üçüncü kişinin İİK m. 89/3 kapsamında dava açabileceği- Menfi tespit davasının (iİİK m. 72) ise takip borçlusunun takip alacaklısına karşı açacağı bir dava türü olduğu, üçüncü kişinin bu davayı açamayacağı-