Dava konusu senedin ihdas hanesi boş bırakılmış olmakla senedin tehdit ile alındığını ve borcun olmadığını ispat yükünün davacıda olduğu, Mahkemece bekletici mesele yapılan ceza dosyasında davalı hakkında verilen beraat kararı kesinleşmiş olup mahkemece dinlenen tanık beyanlarına göre de; senedin zorla alındığı iddiasının ispatlanamadığı, davalının savunmasının ispat yükünü değiştirir mahiyette olmadığı, somut olayda yemine konu olamayacak vakıa söz konusu olmakla davacı vekilinin yemin deliline yönelik istinaf istemlerinin esasa etkili olmayacağı-
İpotek Resmi Senetlerinde dava konusu ipoteklerin “bila faiz ve 15.10.2014 süre ile” tesis edildiğinin anlaşıldığı, ayrıca İpotek Belgesinin ipotekin süresi sütununda 15.10.2014 tarihinin gösterildiği, icra takiplerinin ise 11.12.2014 tarihinde başlatıldığı, bu nedenle davalı tarafın ancak bu tarihten önce doğmuş alacaklar için ve bu tarihe kadar ipotekli takip başlatabileceği, bu tarih itibariyle sürenin dolmuş olması ve bu tarihe kadar takip başlatılmamış olması nedeniyle ipoteğin kendiliğinden sona erdiği-
Bononun tüm zorunlu unsurları taşıdığı, imzanın davacı eli ürünü olduğunun Adli Tıp Kurumu raporu ile tespit edildiği, tahrifat yapıldığına ilişkin bulguya rastlanamadığı gerekçesiyle menfi tespit davasının reddine karar verildiği-
Menfi tespit istemli davada, davalı tarafça yargılamanın ilk duruşmasına kadar davayı kabulüne yönelik bir beyanı olmadığı gibi ön inceleme duruşmasında davalı vekilince davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği, davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediğinin de söylenemeyeceği bu nedenle karara karşı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını-
Davacı ile kız kardeşi arasındaki Whatsapp yazışmalarından senedin zorla imzalattırıldığını ispat hususunda yetersiz olduğu-
Menfi tespit davasında, kredi açılışına ilişkin evraklar da getirtilmek suretiyle bankacı bilirkişiden banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılarak dava konusu senedin teminat senedi olarak banka kayıtlarına işlenip işlenmediği, senedin bankaya tevdi bordrosunda tevdinin hangi amaçla kayıtlı bulunduğu, senedin teminat vasfının tespiti halinde ise; dava tarihi itibarıyla senedin teminat vasfının devam edip etmediği, dava tarihi itibarıyla davacının dava konusu senet nedeniyle borçlu olmadığı bir miktar bulunup bulunmadığı hususlarında rapor alınarak sonucuna uygun karar verilmesi gerektiği-
İmza inkarına dayanan menfi tespit davasında, bilirkişi incelemesinde değerlendirme konusu olan fotokopi belgeler ve çekin keşide tarihinden sonraki döneme ait olan belgeler dikkate alınarak hazırlanan raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğu- Mahkemece, çekin keşide tarihinden önceki döneme ait veya keşide tarihine en yakın veya keşide tarihli imza örnekleri bulunan belge asılları getirtilip imzanın davacıya ait olup olmadığı yönünde uzman üç kişilik Adli Tıp Kurulu heyetinden bilirkişi raporu alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi gerektiği-
Müteselsil kefilin, genel kredi sözleşmesinden sorumlu olabilmesi için tarih bulunmasının yasal zorunluluk olduğu, tarih bulunmadığından bu sözleşmeye ilişkin kefaletinin geçerli olmayacağı-
İcra takibinin, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla başlatıldığı, taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda alınan bilirkişi raporlarında senetlerin mal ve hizmet karşılığı değil, teminat olarak verildiğinin belirtildiği, bu durumda birleşen davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği-
Kayıtsız ve şartsız borç ikrarını içeren, yasal unsurları tam olan takip ve dava konusu bonodan dolayı davacının borçlu olmadığından söz edilemeyeceği-
