Menfi tespit istemli davada, davalı tarafça yargılamanın ilk duruşmasına kadar davayı kabulüne yönelik bir beyanı olmadığı gibi ön inceleme duruşmasında davalı vekilince davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği, davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediğinin de söylenemeyeceği bu nedenle karara karşı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını-
Bononun tüm zorunlu unsurları taşıdığı, imzanın davacı eli ürünü olduğunun Adli Tıp Kurumu raporu ile tespit edildiği, tahrifat yapıldığına ilişkin bulguya rastlanamadığı gerekçesiyle menfi tespit davasının reddine karar verildiği-
Dava konusu senedin ihdas hanesi boş bırakılmış olmakla senedin tehdit ile alındığını ve borcun olmadığını ispat yükünün davacıda olduğu, Mahkemece bekletici mesele yapılan ceza dosyasında davalı hakkında verilen beraat kararı kesinleşmiş olup mahkemece dinlenen tanık beyanlarına göre de; senedin zorla alındığı iddiasının ispatlanamadığı, davalının savunmasının ispat yükünü değiştirir mahiyette olmadığı, somut olayda yemine konu olamayacak vakıa söz konusu olmakla davacı vekilinin yemin deliline yönelik istinaf istemlerinin esasa etkili olmayacağı-
Dava konusu kredinin 1999 yılında kullandırıldığı, 2001'de  ihtar ile hesabın kat edildiği, kefalet sözleşmesinde herhangi bir süre sınırlaması bulunduğunun iddia ve ileri sürülmediği, kefaletin süresiz verildiği, kefaletteki on yıllık hak düşürücü sürenin ilk kez TBK'nın 598. maddesiyle getirildiği, davaya konu kredi sözleşme ve kefaletnamenin 1999 tarihli olduğu, 2001'de icra dosyasında davalılar hakkında genel haciz yolu ile esas takibe başlanıldığı, icra takip dosyasının 2011de kaydının kapatıldığı, 2015'de icra dosyasının yenilenmesinin talep edildiği, icra müdürlüğünce talebin kabul edilerek takip dosyasının yenilendiği, borçlulara yenileme emrinin tebliğe çıkarıldığı, kredi kefalet tarihinin 1999 yılı olduğu dikkate alındığında, takibin yenilenme tarihinin 28.10.2015 tarihi olduğu gözetildiğinde hak düşürücü sürenin geçtiği, hak düşürücü sürenin kesilmesi ve durması söz konusu olmayacağından menfi tespit davansının kabulü gerektiği-
Davacı ile kız kardeşi arasındaki Whatsapp yazışmalarından senedin zorla imzalattırıldığını ispat hususunda yetersiz olduğu-
Menfi tespit davasında, kredi açılışına ilişkin evraklar da getirtilmek suretiyle bankacı bilirkişiden banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılarak dava konusu senedin teminat senedi olarak banka kayıtlarına işlenip işlenmediği, senedin bankaya tevdi bordrosunda tevdinin hangi amaçla kayıtlı bulunduğu, senedin teminat vasfının tespiti halinde ise; dava tarihi itibarıyla senedin teminat vasfının devam edip etmediği, dava tarihi itibarıyla davacının dava konusu senet nedeniyle borçlu olmadığı bir miktar bulunup bulunmadığı hususlarında rapor alınarak sonucuna uygun karar verilmesi gerektiği-
Bilirkişi ücretinin delil avansı niteliğinde bulunduğu-
İcra takibinin, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla başlatıldığı, taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda alınan bilirkişi raporlarında senetlerin mal ve hizmet karşılığı değil, teminat olarak verildiğinin belirtildiği, bu durumda birleşen davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği-
Kayıtsız ve şartsız borç ikrarını içeren, yasal unsurları tam olan takip ve dava konusu bonodan dolayı davacının borçlu olmadığından söz edilemeyeceği-
Müteselsil kefilin, genel kredi sözleşmesinden sorumlu olabilmesi için tarih bulunmasının yasal zorunluluk olduğu, tarih bulunmadığından bu sözleşmeye ilişkin kefaletinin geçerli olmayacağı-