Vesayet altına alınma kararından sonra başlatılan takipte, kısıtlıyı vasisi temsil edeceğinden kısıtlı adına vasisinin takip talebinde borçlu olarak gösterilmesi ve ödeme emri tebligatının vasiye tebliği zorunlu olup vasi yerine kısıtlıya çıkarılan ödeme emri tebliğ işleminin de yok hükmünde olduğu, kısıtlı borçlu hakkında doğrudan takip yapılamayacağı hususunun kamu düzenine ilişkin olmakla, mahkemece de re'sen gözetilmesi gerekeceği-
Takip dayanaklarından 15.05.2012 keşide tarihli 31.000,00 TL bedelli çekin üzerinde, muhatap bankaya ibraz edildiği tarihin yazılı olmadığı görülmekle, kambiyo vasfında olmadığından mahkemece anılan çek yönünden takibin iptaline karar verilmesinin doğru olduğu, ancak, takibe dayanak 02/05/2012 keşide tarihli, 30.000 TL. bedelli çekin keşide yeri İstanbul, muhatap bankanın bulunduğu yer İzmit olduğundan, TTK'nun 796/1. maddesi uyarınca ibraz süresinin bir ay olduğu, anılan çekin keşide edildiği tarih 02/05/2012, ibraz tarihi ise 24.05.2012 olup, ibrazın bir aylık süre içinde yapıldığı görüldüğünden, takip dayanaklarından 02/05/2012 keşide tarihli, 30.000 TL. bedelli çek, süresi içerisinde muhatap bankaya ibraz edildiğine göre, kambiyo vasfına sahip olup, mahkemece anılan çek yönünden takibin iptali talebinin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Karşılıksız çek düzenlemek suçundan dolayı açılan davaların icra mahkemesinde görüleceği ve İİK.'nun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353. maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümlerin uygulanacağı- İcra ceza mahkemesine hitaben yazılan şikayet dilekçesinde şüpheli olarak gösterilmeyen kişilerin icra ceza mahkemesince araştırılmasına ve cezalandırılmasına yasal olanak bulunmadığı- Yargılamanın ilerleyen safhasında şikayet dilekçesinde şüpheli olarak gösterilmeyen bir kişinin sonradan şüpheli olarak bildirilmesinin mümkün olmadığı- Şikayet dilekçesi ve eklerinden, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan tüzel kişi yetkilisi gerçek kişi veya kişilerin kim oldukları anlaşılamadığından, "davanın reddine" karar verilmesinin isabetli olduğu-
D.Bakır şeklindeki kısaltmanın herkes tarafından Diyarbakır olarak anlaşılabilir olduğu; bu şekilde kısaltılan keşide yerinin geçerli olduğu ve çekin yasal unsurlarının tamam olduğu-
Takip alacaklısı ile banka arasında imzalanan (borçlunun imzasını içermeyen) çek/senet tevdi bordrosunun, takip konusu çekin keşide tarihinden evvel takasa verildiğini kanıtlanamayacağı- Çekin keşide tarihinden önce azledilen şirket müdürünce düzenlendiği ve azil kararının keşide tarihinden önce Ticaret Sicil Gazetesinde ilân edildiği anlaşıldığından, borçlu şirketin borca itirazının kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesi gerektiği-
5941 s. Çek Kanunu'nun -6728 sayılı Yasanın 63. maddesi ile değişik- 5. maddesinin 09/08/2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olduğu; suça konu çekin muhatap bankaya ibraz tarihinde yürürlükte bulunmadığından 'beraat 'kararı verilmesi gerektiği-
Hamilin icra takibi yapabilmesi için haklı hamil olması gerekmeyip yetkili hamil olmasının yeterli olduğu, takip dayanağı çekin keşide tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nun 818. maddesinin göndermesiyle çekler hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 687. maddesi gereğince, keşideci borçlunun, lehtara ve cirantalara karşı ileri sürebileceği şahsi def'ilerini, iyiniyetli hamile karşı ileri süremeyeceği, ancak, hamilin çeki devralırken bile bile keşidecinin zararına hareket ettiğinin takip hukuku açısından geçerli bir belge ile kanıtlanması halinde anılan def'ilerin yetkili hamile karşı da ileri sürülebileceği-
Şikayete konu çekin üçüncü kişi olan hamil tarafından bankaya ödeme için ibraz edildiği ve karşılığının bulunmadığı bildirilmekle atılı suç oluşmuş ise de; şikayetçinin suça konu çeki muhatap bankaya ödeme için ibraz eden yetkili hamil olmadığı, böylece müştekinin şikayet hakkının bulunmaması nedeniyle yargılamaya devam olunmasının Yasa'ya aykırı olduğu-
