İbraz süresinin geçmesinden sonra yapılan ciro, alacağın temliki sonuçlarını doğuracağından; çek, bu niteliğini kaybetmemekte, sadece şahsi def'iler çeki ciro ile alan yetkili hamile karşı da ileri sürülebileceği-
Borç ipotek ile temin edilmiş olsa bile elinde kambiyo senedi bulunan alacaklının, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapabileceği, somut olayda da, öncelikle bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe geçildiğinden, alacaklının tercih hakkını bu takip türünden yana kullanmış olup aynı borca ilişkin olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi yapamayacağı, bu hususun kamu düzeni ile ilgili olup süresiz şikayete tabi olduğu, bu durumda, takip dosyasına konu borçla ilgili olarak, bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile yapılan derdest takibin bulunduğunun anlaşıldığı, o halde Bölge Adliye Mahkemesince, borçlu yönünden şikayetin kabulü ile mükerrer olan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan ilamlı icra takibinin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Asıl kredi borçlusu ve ipotek veren G. … Ltd. Şti. hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip başlatılması usulüne uygun olup, bu borçlu yönünden İİK 167. ve 45. maddeleri uyarınca aynı alacağa dayalı başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibin iptaline ilişkin ilk derece mahkemesi kararında isabetsizlik görülmediği- Diğer borçlular ... ve ...’ın alacaklı ile borçlu şirket arasındaki kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak yer aldıkları, ipotek veren sıfatlarının bulunmadığı ve haklarında aynı alacağa ilişkin olarak şikayete konu kambiyo takibi dışında bir takip başlatılmadığı görülmüş olup bu borçlular yönünden şikayete konu kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatılmasında usulsüzlük bulunmadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Kira sözleşmesine dayanan ve davaya konu senetle ilgili alacağın muaccel hale geldiği iddiasıyla takibe konu senedin "şarta bağlı olarak verildiği" hususunu alacaklının kabul edildiğinden, 'kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadi' unsurunu içermeyen senedin bono vasfında olmadığı ve bu senede dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapılamayacağı-
Şirket kaşesi dışına atılan ikinci imzanın, düzenleyen şirket lehine aval veren sıfatı ile atıldığının ve imza sahibinin de aval veren sıfatı ile borçtan şahsen sorumlu olduğunun kabulü gerektiği-Uyuşmazlığa konu olayda; takibe dayanak senetleri düzenleyen şirketi iki kişinin müştereken atacakları imzaları ile temsil ve ilzam etmeye yetkili kılındığı, ancak bonoları tek başına birinin imzaladığı anlaşıldığından, yetkisiz temsilci olan bu kişinin bonoda yazılı borçtan bizzat sorumlu olacağı-Avalistin sorumluluğunun ancak kambiyo senedinde şekle dair bir eksiklik olması hâlinde ortadan kalkacağı, takibe dayanak bonolar şeklen de olsa düzenleyenin imzasını içermekte olup, şekle ait noksanlık bulunmadığından aval vereninin taahhüdünün geçerli olduğu- "Uyuşmazlığın borçlunun avalist olarak şahsen sorumlu olup olmadığına ilişkin olduğu, bu nedenle direnme kararının Özel Daire kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerektiği" görüşü ile "düzenleyen şirketin çift imza ile temsil edilmesine rağmen senetlerin tek imza ile düzenlendiği, şirket borçtan sorumlu olmadığından TTK’nın 702. maddesi gereğince aval verenin de sorumluluğunun bulunmadığı, ancak borçlunun TTK’nın 678. maddesi gereğince yetkisiz imzasından sorumlu olduğundan direnme kararının bu değişik gerekçe ve nedenlerle bozulması gerektiği" görüşlerinin HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Senet metni içerisinde bilinçli olarak vade tarihinin 13.08.2013, senedin üst kısmında ise ödeme tarihinin 15.04.2014 yazıldığı gözetildiğinde, senette çift vade bulunduğunun ve TTK’nın 778. maddesinin atfıyla uygulanması gereken aynı Kanunun 703. maddesinin 2. fıkrasına göre senedin batıl olduğunun kabulü gerektiği- Şu hâle göre kambiyo vasfı bulunmayan senede dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamayacağından İİK’nın 170/a maddesi gereğince takibin iptaline karar verilmesi gerektiği-
İcra dairesinin yetkisizliğine karar verilmiş olmasının ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını gerektirmeyeceği- İhtiyati haciz kararı verildiği mahkemece kaldırılmadığı sürece, alacaklının ihtiyati haczin uygulanmasına dair isteminin reddinin hatalı olduğu-
Dava tarihi itibari ile yürürlükte olan 4077 Sayılı TKHK'nun 6/A maddesinde, taksitli satışlarda kıymetli evrak niteliğinde düzenlenecek senetlerin, her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde ve sadece nama yazılı olarak düzenleneceği, aksi halde kambiyo senedinin geçersiz olacağı belirtildiğinden dava konusu olayda her bir taksit için ayrı ayrı senet düzenlenmiş olmakla beraber bu senetlerde alacaklı olarak " ... MERKEZİ EĞİTİM HİZMETLERİ LTD.ŞTİ. veya emrü havalelerine" ibaresi bulunmakta olup, söz konusu senetler sadece nama yazılı olarak düzenlenmediği için takip konusu bonolar geçersiz olup, bu bonolara dayanılarak kambiyo senetlerine özgü takip yapılmasının mümkün olmadığı-
Dosyada bulunan raporda, imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığı hususunda net bir görüşün bildirilmediği, mahkemece, bu rapor hükme esas alınarak itirazın kabulüne karar verilmiş ise de, kesin kanaat bildirmeyen mevcut rapora göre sonuca gidilemeyeceği, alacaklı asil ve vekilince yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması talep edildiğine göre; mahkemece ispat yükünün alacaklıda olduğu kuralı da nazara alınarak yeniden uzman bilirkişilerden oluşturulacak kuruldan rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
12. HD. 23.09.2020 T. E: 3894, K: 7474-
