Davalı işverenin, davacının şirketi zarara uğrattığı iddia edilen eylemi nedeniyle davacıya kınama cezası verdiği görüldüğünden artık bu eylemi fesih gerekçesi olamayacağı- Davalının kınama cezası verdikten 2-3 ay kadar sonra bu kez zarar miktarını ödememekte ısrar ettiğinden bahisle iş aktinin feshedilmesi özellikle bizzat banka müfettişinin eyleme konu para poşetinin banka şubesine teslim edildiğine dair herhangi bir sonuca ulaşılamadığı şeklindeki açık tespiti ve yargılama sırasında da davacının teslim edildiği iddia edilen para poşetini saymaksızın teslim aldığına dair delil ibraz edilmediği gibi hakkında tecziyesine karar verilen paranın tahsili kararına karşı aklanma/masumiyetini ortaya koyma hakkını kullanarak itirazda bulunması ve bu itiraz nedeniyle herhangi bir ödemede bulunmaması karşısında; söz konusu ödememe eyleminin iş aktinin feshini gerektirecek boyutta olmadığı, eylem ile feshin ölçülü olmadığı, davalı işverenin ödenmemesi halinde yasal yollara başvuracağını belirtmesine rağmen yasal hakkının infazı için yargı merciilerine başvurmaksızın iş aktinin feshi yoluna gitmesi gibi nedenler dikkate alındığında işverence yapılan feshin haklı ve geçerli bir nedene dayanmadığı ve dolayısıyla davacının işe iadesine karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirdiği-
Davacı işçinin davalı işyerinde yaklaşık 14 yıl 5 ay kadar süreyle çalıştığı, davalı işyerinde tarafların kabulünde olduğu üzere davacının da yararlandığı Toplu İş Sözleşmesinin bulunduğu, bu sözleşmenin 24. maddesine göre işten çıkarma cezasının ancak disiplin kurulu kararı ile verilebilmesinin mümkün olduğu, somut olayda ise iş akdine disiplin kurulu kararı olmaksızın son verildiğinden feshin haklı bir nedene dayandığından söz edilemeyeceği, geçerli nedene dayandığının ise davalı işveren tarafından ispatlanamadığı anlaşıldığından feshin geçersizliğine ve davacının davalı şirketteki işe iadesine karar verilmesinin isabetli olacağı - Davacı işçinin kıdemine ve fesih nedenine göre mahkemece işe başlatmama tazminatının davacının 7 aylık ücreti tutarında belirlenmesi doğru olmayıp, bu tazminatın davacının 5 aylık ücreti oranında belirlenmesinin dosyaya uygun olacağı-
Kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, ulusal bayram-genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık izin ücreti, ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesi talebiyle açılan davada, davacının maaş ödemelerinin yapıldığı bankadan maaş hesap ekstrelerinin getirtilerek Eylül ayına ait ödeme yapılıp yapılmadığının tespiti ile ücret alacağının hüküm altına alınması gerektiği-
Davacının davalı işyerinde fazla çalışma yapıp yapmadığı hususunda dinlenen tanıkların ortak anlatımlarından işyerinde 3 vardiya olduğu anlaşılmakta ise de davalı tanıkları dahi davacının haftalık izin öncesi 8 saat mesaiye kaldığını beyan ettiklerinden fazla çalışma ücreti talebinin yazılı şekilde reddinin hatalı olduğu- İşverence sunulan ilgili bordroda 11 günlük ücret tahakkuku yapılmış olup tahakkuk ettirilen miktarın da bankaya tam olarak ödenmediği kesin bir şekilde görüldüğünden bu husus üzerinde durulup 13 günlük ücret alacağının ödenip ödenmediğinin kesin bir şekilde tespit edilerek sonuca gidilmesi gerektiği-
Davacı işçinin, işverenin diğer bir işçisine hakaret edip sataştığı delil ve beyanlarla sabit olup işverenin feshi haklı sebebe dayanıp, davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatı talebinin yerinde olmadığı- Davacının haftada 6 gün çalıştığı kendisinin de kabulünde olduğundan davacının hafta tatilini kullandığı açık olup bunun karşılığı ücrete hak kazanmadığı-
Davacının ikramiye (ikramiye + ilave tediye) alacakları brüt ücret üzerinden hesaplanmış olsa da davacıya yapılan ödemeler net olduğundan, yapılan ödemenin bunu karşılayıp karşılamadığı, bakiye alacağının kalıp kalmadığının hesaplatılması gerektiği-
Hasta bakıcı olan davacının, olay günü bakım evinde kalan yaşlı ...'a kötü davrandığı ve hakaret ettiği dosya kapsamından anlaşılmakla, her ne kadar ceza yargılaması sırasında yaşlı ...'un konuşamaması sebebiyle beyanı alınamamışsa da davacının davranışı ve olayın oluş şekli kamera kaydı, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı ile ispatlanmış olduğundan feshin haklı sayılacağı, dolayısıyla kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddedilmesi gerektiği-
TBK. mad. 74. gereği olayla ilgili ceza mahkemesinin beraat kararının hukuk hakimini bağlamayacağından davacı ve arkadaşlarının sahte faturalar ile gerçek hizmet alımı olmadan ödemelerin yapılıp, davalı yönünden davacıya karşı güven ilişkisinin kalmayıp davacının eyleminin doğruluk ve bağlılığa uymadığından işverenin feshi haklı nedene dayanıp işçinin kıdem-ihbar tazminatı taleplerinin yerinde olmadığı- Hükmedilen miktarın net mi yoksa brüt mü olduğunun hükümde belirtilmediğinden hükmün hatalı olduğu-
İşverence kendisine ücretsiz izin verilmediği halde izinsiz ve mazeretsiz olarak işe gelmediği sabit olan davacının iş sözleşmesinin, işverence haklı sebeple feshedildiğinin kabulü dosyaya daha uygun düşeceğinden kıdem, ihbar tazminatı taleplerinin reddi yerine kabul edilmesinin hatalı olup bozmayı gerektirdiği - Dava tarihinden önce işverenin temerrüde düşürüldüğü iddia ve ispat olunmadığına göre, ihbar tazminatı ve fazla çalışma alacakları yönünden dava ve ıslah tarihinden itibaren faize karar verilmesi gerekirken, alacağın tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin isabetsiz olup ayrıca bozmayı gerektirdiği-
Davacı-karşı davalı ile işveren arasında gerçekleşen tartışmada, işverenin hakaret içeren konuşmaları doğrudan işveren feshi olduğundan, davacı-karşı davalının kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı talebinin kabulüne, davalı-karşı davacının ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği-
