Takip talebinde yabancı para alacağının harca esas değer olarak TL karşılığı gösterilmesinin takip talebinde bulunması gerekli zorunlu bir unsur olduğu, kamu düzeni ile ilgili bu hususun takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulması gerektiği- İtirazın iptali davasının görülebilmesi için geçerli bir takibin varlığı şart olduğundan, takip talebinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmediği bir durumda usulüne uygun açılmış geçerli bir takip olmadığından, itirazın iptali davasının da usulden reddine karar verilmesi gerektiği- (Bölge Adliye Mahkemesi Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemi)-
Mahkemece takip kesinleşmediği gözetilerek varsa davacı alacaklın itirazın iptali veya kaldırılması davası varsa beklenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden davalıların sair istinaf istemleri bu aşamada incelenmesizin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Alacak hakkının hukuki ilişkinin kurulduğu veya hukuki olayın meydana geldiği anda, talep hakkının ise borcun muaccel olduğu anda doğacağı- Tasarrufun iptali davalarında borcun tasarruf tarihinden önce muaccel olmasının değil, tasarruf tarihinden önce doğmuş olmasının arandığı- Alacağın dayanağını kötü niyet tazminatının, kötü niyetli takip sebebiyle ortaya çıkan yasadan kaynaklı zarara ilişkin olduğu ve borcun doğum tarihinin tarihi takip tarihi olduğu- Kavramlar karıştırılarak kararın kesinleşme tarihinden sonra yapılan tasarrufun iptal edilemeyeceğine ilişkin yorumun hatalı olduğu, davanın esasına girilmesi gerektiği-
Dosya arasında bulunan belgelerde davacıların kamu yararına faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşu olduğunun belirtildiği, bu noktada gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayıp harcamadığı hususu davacıların tacir olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği bakımından önem arz etmekte olup, bu husus üzerinde durulması, işletme işleten davacı vakıfların gelirinden yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcadığının tespiti halinde davacıların tacir olmadığı ve davanın ticarî dava olarak kabul edilemeyeceği açık olduğuna göre, davanın açılmasından önce arabulucuya başvurulması gerektiğinden bahsedilemeyeceği-
Mirasçı borçluların "bononun, satış sözleşmesinin teminatı olarak verildiğine" ilişkin "borca itirazının", "imza itirazıyla" çelişme halinde olduğundan, borçluların "imzayı inkar etmedikleri" sonucuna varılması gerektiği- "Bononun teminat bonosu olduğu ve takip konusu yapılamayacağı" itirazının, "borca itiraz" niteliğinde olduğu ve bu iddianın kanıtlanamamış olduğu- Borçluların bu konudaki istinaf istemlerinin de Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmiş olduğu ve çelişme konusu olmaktan çıktığı- "Takibe konu senedin bono niteliğinde olduğu" icra mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de kabul edildiğine göre, İİK m. 170/a'nın somut olayda uygulanamayacağı- "Takibin muvakkaten durdurulduğu", "borçlunun borca itirazının reddedildiği" ve "alacaklının talebi" de bulunduğu gözetildiğinde, İİK. m. 169/a-6 gereğince alacaklı lehine tazminata hükmedilmesi gerektiği- "Yasal koşullar oluşmadığından borçlu-mirasçılar aleyhine tazminata ve para cezasına hükmedilmemesi gerektiği" şeklindeki karşı oyun (ve Samsun BAM 4. HD. kararının) isabetli bulunmadığı-
Davanın Aile Sağlığı Merkezinde aile hekimi olarak görev yapan davalıya, eksik çalışılan bir güne ilişkin yapılan yersiz maaş ve gider ödemesinin iadesi amacıyla yürütülen icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle açıldığı - İdari işlemin iptali veya tam yargı davası niteliğinde olmayan, gerçek şahsa karşı açılan ve idareye husumet yöneltilmesini gerektirecek nitelikte olmayan, davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu-
Davaya konu icra takibinin dayanağı olarak İş Mahkemesinin kararı gösterilip, söz konusu Mahkeme kararında, davalı olarak ... Holding AŞ ve Renassiance ... Şirketleri gösterilmiş olup hükmün de bu kişiler hakkında kurulmuş olduğu- İcra takibinde ise borçlu olarak ... Holding AŞ ile birlikte, sözü edilen işe iade davasında davalı olarak yer almayan ve hakkında hüküm kurulmayan, ... Uluslararası İnşaat Yatırım Sanayi ve Ticaret A 'nin de gösterilmiş olduğu- Bu kişinin borçlu olduğuna ilişkin olarak takip talebinde bir dayanak belgenin de yer almadığı, bu durumda, davalı ... Uluslararası İnşaat Yatırım Sanayi ve Ticaret AŞ'nin itirazı haklı olup hakkında açılan işbu itirazın iptali davasının sıfat yokluğu nedeniyle karar verilmesi gerekeceği-
Tüzel kişilik perdesinin aralanması ve organik bağ iddiasıyla açılan itirazın iptali davasında; davacının kendi ticari defterlerinde alacak ve borç hesaplarını mahsup ederek hesabı kapattığı, bu kayıtların aleyhine delil teşkil ettiği ve muhasebe hatası iddiasının süresinde düzeltilmediği gözetilerek, borcun ödendiği kabulüyle davanın reddine dair verilen bölge adliye mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunarak onanması gerektiği-
HMK'nın 20. maddesinin, İİK'nın 50. maddesinin göndermesi ile genel haciz yolu ile ilamsız takiplerde de uygulanabileceği- Bölge Adliye Mahkemesince, "HMK m. 20nin kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra takiplerinde uygulanabileceği, şikayete konu genel haciz yolu ile ilamsız takip yönünden uygulama yeri bulunmadığı" gerekçesiyle "şikayetin reddine" karar verilmesinin hatalı olduğu-
Tahliye taahhüdüne dayalı taşınmazların ilamsız takibinde (Örnek 14), borçlunun itirazı üzerine takibe devam edilebilmesi için İİK'nın 275/1. maddesi uyarınca icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasının istenebileceği gibi sulh hukuk mahkemesinde tahliye davası da açılabileceği; ancak İİK'nın 269/d ve 274/son maddelerinde İİK m. 67'ye yollama bulunmadığından sulh hukuk mahkemesinde itirazın iptali kararı verilmiş olsa dahi bu ilamla duran ilamsız takibe devam edilemeyeceği, sulh hukuk mahkemesinden alınan tahliye ilamının İİK m. 26 gereğince ilamlı icra yolu ile ayrı bir takibe konu edilmesi gerektiği, alacaklının ilamlı tahliye takibi başlatmasında mükerrerlik bulunmadığı-
