Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir...
Davalı şirketin tüzel kişiliğinin halen devam ettiği, Maliye Hazinesi'nin davalı şirketin borçlarından kaynaklı herhangi bir sorumluluğunun söz konusu olmadığı-
İlamın, hükmün verilmesi (tefhimi) tarihinden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı- İlamın, zamanaşımına uğradıktan sonra tebliğe çıkarılır ise, hüküm aleyhine olan taraf, bunun üzerine temyiz yoluna başvurmak suretiyle hükmün yalnız ilamın zamanaşımına uğramış olması nedeniyle bozulmasını sağlayabileceği-
Kefilin depo talebinden sorumlu olabilmesi için kredi sözleşmesinde bu yönde açık bir hüküm bulunması gerektiği-
KGF ile davacı banka arasındaki ilişkinin TBK m. 583'deki müteselsil kefalet ilişkisinden farklılık taşıdığı, protokol ve anılan özel düzenlemelere tabi olduğu, bu hükümler karşısında Kredi Garanti Fonu A.Ş. tarafından yapılan kefalet ödemesi bulunması halinde, kredi veren bankanın icra takibine devam ederek tahsil ettiği bedelden tazmin edilen kefalet miktarını Kredi Garanti Fonu A.Ş.'ye aktaracağı, bu durumda bankaca KGF kefaleti ile verilen kredinin takip ve tahsili için işlemler yapılmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, kefaletin geçerli şekilde kurulduğu, hesabın kat edildiği, kefalet sözleşmesinde iptali gerektirir bir genel işlem koşulunun bulunmadığı, davalının kefaletinin doğmuş ve doğacak kredi borçlarını kapsadığının kefalet beyanında belirtildiği, davalının kefaleti ile kullandırılan kredinin tamamen ödenerek sona erdirildiği, yeni teminatlar alınarak borçlu şirkete yeniden kredi kullandırıldığı, bu kapsamda kefaletin sona erdiğinin usulüne uygun delillerle kanıtlanmadığı, davalının istinafa başvurusundan sonra sunduğu dilekçede bu yöne ilişkin olarak ileri sürülen soyut beyanların dikkate alınamayacağı, takip konusu borcun geçerli şekilde düzenlenmiş olan kefalet sözleşmesinin kapsamında kaldığı-
Uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.
Asıl borçlu aleyhine doğrudan davaya konu ilamsız takibin başlatılmasının yasaya uygun olmadığı-
Bankanın konkordato talebi sonrasında Mahkemeye ve komiserliğe başvurarak alacak başvurusu yaptığı, alacağını yazdırdığı, müdahil olarak davaya kabul edildiği, dolayısıyla konkordato süreci işlerken bir taraftan da alacağını tahsil amacıyla kefil yönünden ilamsız takibe giriştiği, kaldı ki takip talebinde tahsilde tekerrür olmamak kaydı da bulunmadığı, İİK 303. maddesi uyarınca alacaklılar kurulu kararını kabul edip etmeyeceği belirli olmayan tarihte, bu süreç işlerken takibe geçmesi ve dava açmasının yerinde olmadığı, zamansız açılan bir dava olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği-
Somut olayda, bilirkişi raporunda davalı şirket yetkilisinin ticari defterleri incelemeye ibraz etmekten kaçındığı belirtilerek davalı ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamamış ise de, davalının ticari defter ve kayıtlarının da davacının delil listesine göre ve davanın mahiyeti itibariyle incelenmesi gerektiğinden, davalıya ticari defter ve kayıtların ibrazı için ihtar edilerek kesin mehil verilmesi, süresi içerisinde defter kayıtlarının ibraz edilmesi halinde davacının iddiaları bakımından davalı defterlerinin bilirkişiye incelettirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Hak düşürücü süreler içerisinde ayıp ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeyerek ayıba bağlı haklarının ortadan kalktığı, satıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamayacağı-
