Yargıtay incelemesinin, ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabileceği- Somut olayda Mahkemece TL, USD ve euro taleplerine ilişkin takibe vaki itirazın iptali davasında, kısa ve gerekçeli kararların hüküm kısmında asıl alacağın %20'si olan 86.926,80 TL icra inkâr tazminatına hükmedilmesine rağmen, karar gerekçesinde dava değeri belirtilerek yapılan hesap hatasının anlatılması, hükümden sonra düzenlenen tashih şerhinin HMK'nın 304/2 hükmüne aykırı biçimde karar nüshası altında yer almadığı gibi UYAP sisteminde dahi tashih şerhi olarak değil genel müzekkere olarak kaydedilmesi birlikte değerlendirildiğinde, bu nedenle de infazda tereddüt oluşturabilecek hükmün bozulması gerektiği-
Bilirkişilerin raporuna göre, davacının 5 farklı alacak talebi söz konusu olduğu, bu alacakların farklı hukuki ilişkilerden kaynaklandığı, davalı borçlu şirketin tüm alacak kalemlerinden sorumlu olduğu, İİK 45 gereğince alacakların aynı zamanda rehinle de temin edilmiş olduğu için, borçlu şirket rehin tutarı dışındaki toplam borç miktarından sorumlu olacağı, davacı banka takip talebi başlattıktan sonra bir kısım borcun ödendiğini ifade ettiğini, davalılardan ...nın sadece genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesine dayalı alacak talepleri için davalı şirket ile birlikte kefil olarak sorumlu olduğu, ticari kredili mevduat hesabı, 04.10.2005 tarihinde açılan vadesiz hesap üzerine tanımlandığından davalı ...'un, ticari kredili mevduat hesabından kaynaklı borçlardan 10.512,54 TL limitle kefil olarak sorumlu olduğu, davalı şirketin borçtan sorumluluğunun 24.140,76 TL ile sınırlı olduğu, ticari kredili mevduat hesabından kaynaklanan borçtan aynı zamanda diğer davalı kefiller ... ve ...'un tamamından kefil olarak sorumlu oldukları, ispat külfeti nazara alınmakla gayrinakit depo alacağına yönelik 55.600,00 TL borçtan tüm davalıların sorumlu oldukları, davalı ...'un işbu bedelin 5.600,00 TL'sinden sorumlu tutulması gerektiği, temyiz süreci ve usuli kazanılmış haklar gözetilerek davanın nakit alacaklar yönünden kısmen kabulü ile, davalı borçlular tarafından icra takip dosyasına yönelik itirazın iptali ile 224.522,02 TL asıl alacak, 3.444,62 TL faiz, 172,24 TL BSMV ve 1.402,88 TL masraf olmak üzere toplam 229.541,75 TL üzerinden takibin devamına karar verildiği-
Tarafların, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorunda olduğu- Mahkemenin, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebildiği- Şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterlerin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı ancak şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı-
Konkordato geçici mühlet kararından önce vadesinde ödenmeyen kredi taksiti bulunmadığından davacı bankanın hesap kat tarihinde alacağının muaccel hale gelmediği, dolayısıyla alacağın kat edilmesinin koşullarının oluşmadığı, davacının geçici mühlet karar süresi içerisinde dava dışı asıl borçlunun kredi hesabını kat etmesinin konkordatonun asıl borçlunun tasarrufuna etkisi ve alacaklılar arasındaki eşitliğin korunması ilkesi ile asıl borçlunun komiser onayı olmaksızın ödeme yapamayacağı da gözetildiğinde yasaya ve genel kredi sözleşmesi hükümlerine aykırı olduğu, buna göre davacının takip tarihi itibarıyla muaccel alacağı bulunmadığından davalı kefil aleyhine icra takibi başlatamayacağı, dolayısıyla davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
İdari para cezası niteliğindeki alacağın 6183 s. K. hükümlerine göre tahsili gerektiği, bu husus dikkate almaksızın genel hükümlere göre takip başlatan İdare tarafından özel hukuk tüzel kişilerine karşı açılan itirazın iptali davasının idari yargıda görülmesinin mümkün olmadığı ve mahkemece; icra takibi ile bağlantılı olan itirazın iptali davasında, "davalılar aleyhine usul ve yasaya uygun şekilde yapılmış bir icra takibi bulunmadığı" gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken davanın "yargı yolu" nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğu- "İtirazın iptali davasının ön şartı olan geçerli bir takibin bulunup bulunmadığını hususunun incelenebilmesi için öncelikle yargı yolu, görev ve daha sonra özel dava şartının sırasıyla incelemesi gerektiği, bu kapsamda öncelikle yargı yolu bakımından inceleme yapılarak verilen dava dilekçesinin yargı yolu yönünden reddine ilişkin kararın yerinde olduğu" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Takip talebinde yabancı para alacağının harca esas değer olarak TL karşılığı gösterilmesinin takip talebinde bulunması gerekli zorunlu bir unsur olduğu, kamu düzeni ile ilgili bu hususun takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulması gerektiği- İtirazın iptali davasının görülebilmesi için geçerli bir takibin varlığı şart olduğundan, takip talebinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmediği bir durumda usulüne uygun açılmış geçerli bir takip olmadığından, itirazın iptali davasının da usulden reddine karar verilmesi gerektiği- (Bölge Adliye Mahkemesi Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemi)-
Alacak hakkının hukuki ilişkinin kurulduğu veya hukuki olayın meydana geldiği anda, talep hakkının ise borcun muaccel olduğu anda doğacağı- Tasarrufun iptali davalarında borcun tasarruf tarihinden önce muaccel olmasının değil, tasarruf tarihinden önce doğmuş olmasının arandığı- Alacağın dayanağını kötü niyet tazminatının, kötü niyetli takip sebebiyle ortaya çıkan yasadan kaynaklı zarara ilişkin olduğu ve borcun doğum tarihinin tarihi takip tarihi olduğu- Kavramlar karıştırılarak kararın kesinleşme tarihinden sonra yapılan tasarrufun iptal edilemeyeceğine ilişkin yorumun hatalı olduğu, davanın esasına girilmesi gerektiği-
Mirasçı borçluların "bononun, satış sözleşmesinin teminatı olarak verildiğine" ilişkin "borca itirazının", "imza itirazıyla" çelişme halinde olduğundan, borçluların "imzayı inkar etmedikleri" sonucuna varılması gerektiği- "Bononun teminat bonosu olduğu ve takip konusu yapılamayacağı" itirazının, "borca itiraz" niteliğinde olduğu ve bu iddianın kanıtlanamamış olduğu- Borçluların bu konudaki istinaf istemlerinin de Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmiş olduğu ve çelişme konusu olmaktan çıktığı- "Takibe konu senedin bono niteliğinde olduğu" icra mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de kabul edildiğine göre, İİK m. 170/a'nın somut olayda uygulanamayacağı- "Takibin muvakkaten durdurulduğu", "borçlunun borca itirazının reddedildiği" ve "alacaklının talebi" de bulunduğu gözetildiğinde, İİK. m. 169/a-6 gereğince alacaklı lehine tazminata hükmedilmesi gerektiği- "Yasal koşullar oluşmadığından borçlu-mirasçılar aleyhine tazminata ve para cezasına hükmedilmemesi gerektiği" şeklindeki karşı oyun (ve Samsun BAM 4. HD. kararının) isabetli bulunmadığı-
Davanın Aile Sağlığı Merkezinde aile hekimi olarak görev yapan davalıya, eksik çalışılan bir güne ilişkin yapılan yersiz maaş ve gider ödemesinin iadesi amacıyla yürütülen icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle açıldığı - İdari işlemin iptali veya tam yargı davası niteliğinde olmayan, gerçek şahsa karşı açılan ve idareye husumet yöneltilmesini gerektirecek nitelikte olmayan, davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu-
Davaya konu icra takibinin dayanağı olarak İş Mahkemesinin kararı gösterilip, söz konusu Mahkeme kararında, davalı olarak ... Holding AŞ ve Renassiance ... Şirketleri gösterilmiş olup hükmün de bu kişiler hakkında kurulmuş olduğu- İcra takibinde ise borçlu olarak ... Holding AŞ ile birlikte, sözü edilen işe iade davasında davalı olarak yer almayan ve hakkında hüküm kurulmayan, ... Uluslararası İnşaat Yatırım Sanayi ve Ticaret A 'nin de gösterilmiş olduğu- Bu kişinin borçlu olduğuna ilişkin olarak takip talebinde bir dayanak belgenin de yer almadığı, bu durumda, davalı ... Uluslararası İnşaat Yatırım Sanayi ve Ticaret AŞ'nin itirazı haklı olup hakkında açılan işbu itirazın iptali davasının sıfat yokluğu nedeniyle karar verilmesi gerekeceği-
