İpoteğin kredi borçluları .. Ltd.Şti.'nin (ve dava dışı diğer şirketlerin) borçlarının teminatı olarak tesis edildiği, bilahare ipotek tesisinden sonra taşınmaz maliklerinden olan kişiye ait bölümün takip tarihinden önce şikayetçi borçluya satılarak devredildiği, TMK'nın 887. maddesine göre muacceliyet ihtarı yerine geçecek olan hesap kat ihtarnamelerinin taşınmazı ipotek yükü ile devralan şikayetçi borçluya ayrı ayrı tebliğ edildiği, buna göre, ipotek asıl kredi borçlusu şirketlerin borçlarının teminatı olarak tesis edilmiş olup, ayrıca taşınmazı ipotek yükü ile devralanın kefaletten kaynaklanan borçlarının teminatını oluşturmadığı- Diğer taraftan, asıl kredi borçlularından A.Ş.'ye gönderilen ihtarnamenin takip tarihinden önce; ve yine diğer ihtarnamenin ..Ltd.Şti.'ne takip tarihinden önce tebliğ edildiği ve sonuçsuz kaldığı- Takip dayanağı kredi sözleşmesi içeriğinde kefaletin müteselsil olduğunun yazılmasına ve ipoteğin müteselsil kefilin kefalet borcunun teminatı olarak tesis edilmediğinin anlaşılmasına göre müteselsil kefil olan borçlu hakkında ayrıca genel haciz yolu ile takip de yapılabileceği- Kredi sözleşmesine dayanılarak kredi sözleşmesinin müteselsil kefili olan borçlu hakkında, genel haciz yolu ile ilamsız takiplerinin yanı sıra, maliki olduğu ipotekli taşınmazın paraya çevrilmesine yönelik ilamlı icra takibi yapılması da mümkün olduğundan, mükerrer takip şikayetinin reddi gerektiği-
Dava değerinin 229.974,94 TL. olmakla birlikte davacının davasının 13.367,57 TL. yönünden kabul edilmesi karşısında mahkemece nispi harcın hüküm altına alınan 13.367,57 TL. üzerinden hesaplanması gerekirken tam kabul gibi tüm dava değeri üzerinden alınması ve davanın reddedilen kısmının 216.607,37 TL oluşu karşısında reddedilen kısım yönünden kendisini vekille temsil eden davalılar yararına reddedilen bu miktar üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceği-
Dava değerinin 169.749,82 TL. olmakla birlikte davacının davasının 9.109,34 TL. yönünden kabul edilmesi karşısında mahkemece, nispi harcın hüküm altına alınan 9.109,34 TL. üzerinden hesaplanması gerekirken tam kabul gibi tüm dava değeri üzerinden alınması ve davanın reddedilen kısmının 160.640,48 TL oluşu karşısında reddedilen kısım yönünden kendisini vekille temsil eden davalılar yararına reddedilen bu miktar üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceği-
HMK. nın 332. maddesi uyarınca yargılama giderlerine, bu kapsamda harca ilişkin hususlarda mahkemece re' sen karar verileceği- Karar-ilam harcı harçtan muaf olmamak koşulu ile davayı kaybeden tarafa yükletilmesi gereken bir harç türü olup, diğer yargılama giderlerine katılarak kabul/redde göre oranlanamayacağı- Davacının harçtan muaf olması ve davanın reddi ya da kısmen kabulü halinde dahi davacıya harç yükletilemeyeceği- Harç masrafları yargılama giderlerine katılarak harçtan muaf olan davalı/davalılara yükletilemeyeceği-
İlk Derece Mahkemesince, duruşma açılmadan, bozmaya uyulup, uyulmama konusunda taraflara söz hakkı tanınmadan, bu yolda bir ara kararı oluşturulmadan, dosya üzerinden bozma kararı doğrultusunda karar verilerek tarafların hukuki dinlenilme hakkının ihlaline yol açılmasına sebep olduğu-
İncelenen tapu kayıtlarına göre davacının, taşınmazdaki hissesinin 7/15 olup, bu durumda taşınmazlar üzerindeki haczin tamamen kaldırılmasına karar verilmesi bozma sebebi ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmeyeceği-
HMK'nın 114/1-d maddesi uyarınca, aktif husumet ehliyeti bulunmayan şikayetçinin açtığı davada dava şartı gerçekleşmediğinden, bu hususun her aşamada kamu düzeni nedeniyle re'sen değerlendirilmesi gerekmekte olduğu-
Aynı bono alacağının bölünmek suretiyle farklı farklı icra takibine konu edilerek tahsil edilmeye çalışılmasının mümkün olup olmadığı?
Bozma kararındaki kamu düzenini ilgilendirmeyen hususlarda tarafların tamamının bozma kararına uyulmasını talep etmeleri halinde direnme kararı verilemeyeceğinin gözden kaçırılmaması gerekeceği- Bilindiği üzere; Yargıtay'ın bozma ilamına uyulmasına karar verildiği takdirde, mahkeme artık bu uyma kararı ile bağlı olduğu ve bozma kararına uygun yeni bir karar verilmesinin zorunlu olduğu- Çünkü bozmaya uyma kararı ile bozma yararına olan taraf için usule ilişkin kazanılmış hak doğmuş olacağı-
Meskeniyet iddiası bir haczedilmezlik şikayeti olup; mahcuzun değerinin ve borçlunun hale münasip alabileceği meskenin değerinin haciz tarihi itibariyle yapılması gerektiği- Bölge Adliye Mahkemesinin borçlunun alabileceği haline münasip evin değerinin mahkemenin keşif tarihi itibariyle esas alarak hüküm kurmasının hatalı olduğu-
