Somut olayda, borçluya icra emri 25.04.2023 tarihinde tebliğ edildiğine göre, borçlunun borcun takipten evvel ödendiği iddiasına dayalı olarak 03.05.2023 tarihinde icra mahkemesine yaptığı başvurunun yasal yedi günlük süreden sonra olduğu ve tebligatın usulsüzlüğü şikayetinde de bulunmadığı görüldüğünden süresinde yapılmayan şikayetin süreden reddine karar vermek gerektiği-
Takip talebi ve ödeme emirlerinde hangi icra dosyaları arasında tahsilde tekerrür olmayacağına ilişkin bir açıklama bulunmadığı, takip dosyalarının tarafları arasında farklılıklar bulunduğu, şikayetçi borçlunun tahsil harcı alınan icra dosyasında taraf olmadığı, takip tarihlerinin ve alacak miktarlarının farklı olduğu, bononun ipotekli takibe dayanak genel kredi sözleşmesindeki borca istinaden düzenlendiğinin ispatlanamadığı, bononun illetten mücerret bir alacak belgesi olduğu, senet metninden ayrıca ve açıkça anlaşılmadıkça, doğumuna sebep olan ilişkiden bağımsız olarak takip konusu edilebileceği ve alacaklı beyanının da tek başına sonuca etkili olmadığı gözetildiğinde, takip alacaklarının "aynı alacak" olarak kabulü mümkün olmadığından, her bir icra takibi için ayrı ayrı tahsil harcı alınması gerektiği-"İki takip dosyasındaki alacağın aynı kredi sözleşmesinden kaynaklanması, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip başlatılması ve dolayısıyla aynı borçtan kaynaklı olması nedeniyle şikayete konu kambiyo takibinde tekrar tahsil harcı alınması mükerrer tahsilat anlamına geleceği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Haciz talebinin reddine ilişkin müdürlük kararının kaldırılması istemiyle icra mahkemesine yaptığı başvuru, bir hakkın yerine getirilmemesine ilişkin olduğundan İİK'nın 16/2. maddesi uyarınca bu husustaki şikayet süreye tâbi olmadığı-
Yetkisi sona eren temsilcinin verdiği vekaletname ile hareket eden vekilin feragat talebinin dikkate alınmayacağı-
Vergi Dairesi Müdürlüğünün harçtan muaf olduğu, "davalı harçtan muaf olduğundan harca hükmedilmesine yer olmadığına, yatırılan tüm harçların karar kesinleştiğinde ve isteği halinde şikayetçiye iadesine" şeklinde karar verilmesi gerekeceği-
Somut olayda, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, genel mahkemenin alacaklının yetki itirazının iptali isteminin reddine ilişkin kararının kesinleştiği tarihten itibaren, alacaklı tarafından HMK'nın 20. maddesine belirtilen 2 haftalık kesin süre içerisinde dosyanın yetkili icra müdürlüğüne gönderilmesinin talep edilmediğini ileri sürdüğü ve bu başvurunun İİK’nın 16/2. maddesinde yer alan kamu düzenine aykırılık nedenine dayalı süresiz şikayet niteliğinde olduğu-
Takip talebinde harca esas değerin TL karşılığının gösterilmesine karşın ödeme emrinde gösterilmemesi sebebiyle geçerli bir ödeme emri bulunmadığından bahisle kamu düzenine ilişkin olan bu husus re'sen nazara alınarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerektiğine yönelik gerekçesi yerinde ise de; icra mahkemesine yapılan başvuru, itirazın kaldırılması ve tahliye talebine ilişkin olup şikayet niteliğinde olmadığından, mahkemece, itirazın kaldırılması ve tahliye istemi ile borçluların tazminat taleplerinin reddi ile yetinilmesi gerekirken, ödeme emrinin iptaline de hükmedilmesi doğru olmadığı-
Kal ile eski hale getirme, gayrimenkulün aynına tabi alacaklar olduğundan ve gayrimenkul takipten önce üçüncü kişiye devredildiğinden, ilam alacaklısının yeni malik olduğu, taşınmazı devreden eski malikin (kal ve eski hale getirilme yönünden) takip hakkı bulunmadığı-
İtirazın iptali davasının kabulüne ilişkin mahkeme kararı sonrasında borçlu vekili tarafından "fatura ödemesi adı altında yapılan ödemeler tenzil edilerek dosya hesabı yapılması" talebi üzerine icra müdürlüğünce "alacaklı tarafından kabul edilmeyen harici ödemelerin borç hesabında dikkate alınıp alınmayacağı yargılamayı gerektirdiğinden talebin reddine" karar verildiği ve yine aynı tarihte dosya kapak hesabı yapıldığı, bu hesaba karşı şikayet yolu ile icra mahkemesine başvurulduğu görülmekle, Bölge Adliye Mahkemesince "itirazın iptali kararı ve dosya kapsamındaki belgeler dikkate alınarak gerekirse bilirkişiden ek rapor alınarak bakiye borç hesabı yapılıp dosya kapak hesabının düzeltilmesine" karar verilmesi gerekirken şikayetin, "İİK m. 36 uyarınca mehil vesikası verilebilmesi için yatırılması gereken teminat miktarının belirlenmesi" olarak değerlendirilip, "kapak hesabının iptali ile İİK m. 36 gereğince borçluya süre verilebilmesi koşulu olarak baz alınacak miktarın ... TL olduğuna, fazlaya ilişkin istemin reddine" şeklinde karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile yapılan takipte, borçluya gönderilen ödeme emri tebligatının iade edilmesi üzerine Teb. K. m. 35'e göre tebligat işlemi yapıldıktan sonra davacının İİK m. 43/2 uyarınca takip yolunu değiştirerek iflas yolu ile takip başlatması üzerine, ödeme emrine ilişkin tebliğ işlemlerinin yeniden yapılması gerektiği- Buna göre, Teb. K. m. 10/1 uyarınca ödeme emrinin ilk önce davalı borçlu şirketin bilinen son adresi olan ticaret sicil adresine tebliğ edilmesi, davalıya gönderilen tebligatın iade edilmesi hâlinde bu kez Teb. K m. 35'e göre tebliğ işleminin yapılması gerektiği- "İİK m. 43/2 uyarınca takip yolunun değiştirilmesi hâlinde önceki işlemlerin ortadan kalkmadığı, takip yolunun değiştirilmesi durumunda, yürütülen takibin önceki takibin devamı olması sebebiyle, alacaklının Tebligat Kanunun'dan kaynaklanan haklarının da korunması gerektiği, takip yolunun değiştirilmesinden sonra iflas yolu ile takibe ilişkin ödeme emrinin borçluya doğrudan Teb. K'nın 35. maddesi uyarınca tebligat yapılmasının usule uygun olduğu" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
