Hindistan yargı mercilerince Türk vatandaşlarından sadece Türk vatandaşı olmaları nedeni ile teminat istenmediğinden, Hint vatandaşları yönünden de fiili mütekabiliyet esasına göre Türkiye’de yapacakları icra takiplerinde teminattan muaf olduklarının kabulü gerektiği-
İlâmlı icra bakımından önemli olanın "davanın türü" değil, "hükmün niteliği" olduğu- Tapu iptali ve tescil mümkün olmaması hâlinde tazminat talep edilen davada mahkemece tazminata hükmedilmesi karşısında kararın kesinleşmeden ilâmlı icra takibine konu edilebileceği, (direnme kararının isabetli olduğu)-
Kendisine elektronik yolla tebligat yapılması zorunlu borçlu şirketin elektronik tebligat adresinin bulunmadığından ticaret sicilinde kayıtlı adresine klasik usul olan posta yoluyla tebligat çıkarıldığı- Muhatap ticaret şirketinin ticaret sicilindeki adresine TK m. 35/4 tebligat yapılabilmesi için bu adrese daha önce çıkartılan tebliğin yapılamayıp iade edilmiş (bila tebliğ dönmüş) olmasının yeterli olduğu, mevzuatta tebligatın hangi sebeple bila tebliğ iade edilmesi gerektiğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı- Borçlu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresine çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi üzerine aynı adrese TK m. 35 uyarınca  çıkarılan ödeme emri tebliğinin usulüne uygun olduğu- "Muhatap tüzel kişinin adresi ticaret sicilinde kayıtlı olduğundan tanınmamasının söz konusu olamayacağı, dolayısıyla "tanınmıyor" şerhiyle bila tebliğ iade edilen tebligat usulsüz olduğundan, TK. m. 35. maddesine göre tebligat yapılamayacağı" görüşünün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Adresin kapalı olması nedeniyle bilgisi ve sözlü beyanı alınan güvenlik görevlisinin Yönetmelikte sıfatı sayılan kişilerden olmadığı, tebligatın TK'nın 21. maddesinin 1.fıkrası ve Yönetmeliğin 30. maddesi hükümlerine aykırı olduğu, TK'nın 32. maddesi gereğince ödeme emrinin tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesine karar verilmesi gerektiği- Şikâyete konu işlemde karşı taraf alacaklının bir kusuru bulunmadığı anlaşıldığından yargılama giderlerinin şikâyetçi borçlu üzerinde bırakılmasına ve şikâyetçi borçlu yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığı-
İcra hukuku kuralları gereğince haczedilen malın paraya çevrilebilmesi için yasal süresi içinde satış istenmesi ve satış avansının yatırılmasının zorunlu olduğu, ancak icra dosyasına cüzi miktarda dahi olsa bir satış avansı yatırılmasının zımnen ve usulüne uygun bir satış talebinin varlığını kanıtladığı- İhtiyati haczin kesin hacze dönüşmesinden itibaren işlemeye başlayan yasal süre zarfında alacaklı tarafından satış avansı niteliğinde ödeme yapıldığı ve icra müdürlüğünce de bu meblağın amaca uygun şekilde satış avansı olarak kabul edildiği ortadayken, ayrıca ve açıkça ibraz edilmiş bağımsız bir satış talebi dilekçesi aranmasının hakkın özüne dokunan aşırı bir şekilcilik teşkil ettiği- Bu somut hukuki illiyet bağı muvacehesinde, yatırılan avans ile geçerli bir satış iradesinin ortaya konulduğu ve haczin hukuken ayakta olduğu gözetilmeksizin, hatalı nitelendirme ile haczin düştüğünün kabul edilerek sıra cetvelinin iptali yönünde direnme kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ve açıkça bozmayı gerektirdiği-
Teb. K. m. 21/2 gereğince yapılan satış ilanı tebliğ işleminin öncüsü olan tebligatın iade edildiği tarihte borçlunun bu adresten sürekli olarak ayrıldığının şikayet dilekçesi içeriği ile şikayetçilerin de kabulünde olduğu, bu hususun tespiti bakımından beyanına başvurulan komşunun kim olduğunun iade edilen tebligatta yazılmamış olmasının daha sonra TK’nın 21/2. maddesi kapsamında yapılan tebligatın geçerliliğine bir etkisinin bulunmadığı nazara alındığında satış ilanı tebliğ işleminin uygun olduğu ve ihalenin feshi isteminin reddi gerektiği-  "İpotek maliki/murisin resmi senette yazılı ve icra dosyasında bilenen son adresine çıkartılan satış ilanı tebligatın 'muhatabın gösterilen adresten sürekli olarak ayrıldığı' imzadan imtina edenin sözlü beyan ile belirlenmiş olup muhatabın yeni adresi belirlenmeden tebligat mahalle muhtarı onayı ile bilâ tebliğ iade edildikten sonra, bu kez borçlunun aynı zamanda MERNİS adresi de bu adresine Teb. K. m. 21/2'ye göre tebligat yapılmasının usulsüz olduğu ve ipotek maliki borçlunun ölüm tarihinden itibaren mirası ret süresi içerisinde (3 ay+3 gün) herhangi bir icra takibi yapılamayacağından, takibin ve satışın Kanunen durdurulması gerektiği ve bu süre içerisinde ihale yapılmasının mümkün olmadığı, bu hususun re'sen ihalenin feshi sebebi olarak kabul edilmesi gerektiği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Takip alacaklısının, ihtiyati haciz kararı uyarınca gemide fiili haciz yapılmasını TTK m. 1364 uyarınca ihtiyati haciz kararından sonra 3 günlük süre içinde az da olsa ihtiyati haciz masrafı vererek talep etmesinin yeterli olduğu, aynı süre içinde ihtiyati haczin fiilen uygulanmasının zorunluluğu olmadığı- "İhtiyati haczin infazı için gemiye fiilen el konulması ve bu amaçla gemiye gidilerek haciz tutanağı düzenlenmesi gerektiğinden, yatırılan 10,00 TL tutarındaki avansın yeterli olmadığı, İİK m. 59 uyarınca gerekli masrafların peşin olarak yatırılması zorunlu olup, bu koşul yerine getirilmediğinden, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren 3 iş günü içinde usulüne uygun olarak infazı talep edilmediğinden, TTK m. 1364 uyarınca ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkmış olacağı" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Borçluya gönderilen ödeme emrinin TK.'nın 21/1 maddesine göre tebliğ edildiği ve tebliğ şerhine göre muhatabın nerede olduğuna ilişkin beyanı sorulan ve 5 nolu dairede oturduğu şerhi düşülen ....'nın 5 numaralı dairede oturmadığının mahkemece yaptırılan kolluk araştırmasında tespit edildiği, ayrıca haber bırakılan kişinin adının yazılmadığı, bu durumda tebliğ işleminin usulsüz olduğu, mahkemece tebligat usulsüzlüğüne ilişkin şikayetin kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak usulsüz tebligata ilişkin işlemde alacaklının bir kusuru bulunmadığından aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceği-
Takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığı gösterilmediğinden, takibin iptaline karar verilmesi gerektiği-
Haciz işleminin İİK.'nın 99. maddesi yerine 96-97. maddesine göre yapılması yönündeki icra memur muamelesini şikayet- Bozma sonrası Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairesince bozmaya uyularak davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmişse de, davacı vekilinin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ilk verilen kararla, İlk Derece Mahkemesi kararı tamamen kaldırılmış, yeniden hüküm kurulması sonucu verilen karar Dairemizce de bozulmuş olduğundan, ortada hukuki varlık kazanmış bir karar bulunmadığı- Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince yeniden hüküm tesis edilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden yazılı şekilde “davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine” dair karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-