Somut uyuşmazlıkta, şikayet dilekçesinde açık biçimde "...yediemin alacağının dosyasından talep edilmesi gerekirken ayrı ve münhasır bir takip açılmasının kötü niyetli olduğu..." ileri sürülmüş olduğu halde, borçlunun bu şikayeti hakkında İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirme yapılmamış ve olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olduğu- O halde, İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş, borçlunun tüm şikayet nedenleri hakkında değerlendirme yapılarak yukarıdaki açıklamalar ışığında, HMK'nın 297. maddesine uygun karar verilmesi gerekeceği-
Somut olayda, takip talebinde asıl alacak miktarının 55.000,00 TL, işlemiş faizin 326.760,27 TL, toplam alacağın 381.760,27 TL olduğu, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda asıl alacak dışında kalan toplam 326.760,27 TL işlemiş faize de itiraz ettiği ve şikayetinin limit aşımı şikayeti olduğu dolayısıyla ile anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunduğunun anlaşıldığı-
Somut uyuşmazlıkta, borçlunun ayıplı aracın teslim edilmediğinden muhtıra gönderilemeyeceğine ve muhtırada faiz istenemeyeceğine ilişkin şikayeti hakkında İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirme yapılmadığı-ve olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği-
İcra takibinin dayanağı mahkeme kararında " .A.Ş. hissesinin ... kısmının iptaline ve bu payın davacıya ait olduğunun tespitine, hüküm özetinin Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine..." karar verildiği- Bir işin yapılmasına ilişkin olmak üzere verilen eda hükmü içeren kararların ilamlı icraya konu edilebileceği- Takip dayanağı ilamda, bu yönde bir eda hükmü oluşturulmadığından, ilamın kesinleşmesi halinde yargılama giderleri ve vekalet ücreti kalemlerinin istenebilmesi mümkünse de, ilamın diğer tespite ilişkin kısmının icra yolu ile infazının mümkün olmadığı-
Borçludan dava konusu taşınmazı satın alan ve tasarrufun iptali davasında üçüncü kişi konumunda olan şikayetçinin meskeniyet şikayetinde bulunamayacağı (şikayetin aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği-)
Derdestliğin; dava açılmasının usul hukuku bakımından ortaya çıkardığı sonuçlardan biri olduğu- Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte ise, aynı konunun yeni bir dava konusu yapılması mümkün olmadığı-
Borçlunun ödeme emrini Uyapta açmış olduğu tarih itibariyle takipten haberdar olduğunun kabulü gerektiği ve bu durumda ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğuna yönelik şikayetin süresinde olup olmadığının bu tarihe göre değerlendirileceği-
İİK.nun 40. maddesine göre iade işlemlerinin, dayanak ilamın Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılması ya da temyizen bozulması ve aynı maddenin 2. fıkrası gereğince hakkında takip yapılan borçlunun hiç veya o kadar borcu olmadığının kesin bir ilamla tahakkuk etmesi durumunda uygulanacağı açık ise de, öncelikle dikkat edilmesi gereken hususun takip şekli olmakla, şikayete konu icra memuru kararına dayanak takip dosyası ilamlı icra takibine ilişkin olmayıp, adi kiraya ve hasılat kiralarına ait başlatılan ilamsız icra takip olduğundan, aslolan takibin başlangıçtaki türü olup itirazın kaldırılması ilamının dosyaya sunulması sonuca etkili olmayacağı- Kaldı ki bahsi geçen ilamla yalnızca davada hükmedilen yargılama giderlerinin istenmesinin mümkün olduğu,  dolayısıyla somut olayda İİK'nun 40. maddesinin uygulama yeri bulunmadığı-
Davada haklı çıkan tarafın davasını vekille takip etmesi durumunda, lehine hükmedilen tutar olan vekalet ücreti de, bir tür yargılama gideridir ve sorumlusunun yine HMK'nın 326. maddesine ve yukarıda açıklanan kurala göre belirleneceği- Bu durumda, her ne kadar icra emrinin düzenlenmesi işlemi icra müdürlüğü işlemi niteliğinde ise de, borçlunun kendini vekille temsil ettirdiği, alacaklı vekilinin 15.10.2024 tarihli duruşmada davanın reddine karar verilmesi talebinde bulunduğu ve yapılan yargılama sonucunda mahkemece, borçlunun şikayetinin kabulüne karar verildiği anlaşılmakla, yukarıda değinilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar uyarınca borçlu lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
HMK'nın 124. maddesine uygun olarak kısıtlı borçlunun vasisinin ek takip talebi ile takipte gösterilmesi ve buna uygun olarak düzenlenen ödeme emrinin vasiye tebliği zorunlu iken bu usule uyulmadığından bahisle şikayete konu ödeme emrinin iptaline karar verilmesi gerekeceği-