Şikâyetçinin icra mahkemesine başvurusunda "sıra cetvelinde ikinci sırada alacaklı olduğunu, sıra cetveline itiraz davalarının reddedildiğini ve sıra cetvelinin kesinleştiğini, dosyada satış sonucu elde edilen paranın nemalandırılmış olduğunu, icra müdürlüğünden nemanın kendisine ödenmesini talep ettiğini" ancak icra müdürlüğünce "nema faizinin sıra cetveli alacaklısına ödenmesi talebinin reddine" karar verildiğini ileri sürerek memurluk işleminin iptalini talep ettiği- Şikâyetçiye sıra cetvelinde ayrılan 709.474,81 TL 04.06.2021 tarihinde ödendiği, icra dosyasında 27.08.2019 ile 27.05.2021 tarihleri arasında elden edilen nema bedeli ise toplam 83.617,08 TL olduğu- Bölge Adliye Mahkemesince direnme kararının verildiği 27.09.2023 tarihinde temyiz edilebilirlik (kesinlik) sınırı 238.730,00 TL'dir. Bu durumda uyuşmazlık konusu değerin (83.617,08 TL) 2004 sayılı Kanun'un 364/1. maddesinde belirtilen kesinlik sınırını geçmediği anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti bulunmadığı-
Asıl borçlu ve/veya ipotekli taşınmaz malikine icra emri gönderilebilmesi için, alacaklı tarafından, kredi sözleşmesinde yazılı ya da ipotek akit tablosunda belirtilen adreslerine, noter aracılığı ile hesap kat ihtarının gönderilmesi gerekmekle birlikte lIK 150/ı maddesinde yapılması belirtilen tebligat ilamlı takipte takip şartı kabul edilip, ipotek veren şikayetçiye usulüne uygun muacceliyet ihbarı gönderilmeden başlatılan ilamlı takibin şikayetçi ipotek veren yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği-
Somut uyuşmazlıkta, şikayet dilekçesinde açık biçimde "...yediemin alacağının dosyasından talep edilmesi gerekirken ayrı ve münhasır bir takip açılmasının kötü niyetli olduğu..." ileri sürülmüş olduğu halde, borçlunun bu şikayeti hakkında İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirme yapılmamış ve olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olduğu- O halde, İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş, borçlunun tüm şikayet nedenleri hakkında değerlendirme yapılarak yukarıdaki açıklamalar ışığında, HMK'nın 297. maddesine uygun karar verilmesi gerekeceği-
Somut olayda, takip talebinde asıl alacak miktarının 55.000,00 TL, işlemiş faizin 326.760,27 TL, toplam alacağın 381.760,27 TL olduğu, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda asıl alacak dışında kalan toplam 326.760,27 TL işlemiş faize de itiraz ettiği ve şikayetinin limit aşımı şikayeti olduğu dolayısıyla ile anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunduğunun anlaşıldığı-
Somut uyuşmazlıkta, borçlunun ayıplı aracın teslim edilmediğinden muhtıra gönderilemeyeceğine ve muhtırada faiz istenemeyeceğine ilişkin şikayeti hakkında İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirme yapılmadığı-ve olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği-
İcra takibinin dayanağı mahkeme kararında " .A.Ş. hissesinin ... kısmının iptaline ve bu payın davacıya ait olduğunun tespitine, hüküm özetinin Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine..." karar verildiği- Bir işin yapılmasına ilişkin olmak üzere verilen eda hükmü içeren kararların ilamlı icraya konu edilebileceği- Takip dayanağı ilamda, bu yönde bir eda hükmü oluşturulmadığından, ilamın kesinleşmesi halinde yargılama giderleri ve vekalet ücreti kalemlerinin istenebilmesi mümkünse de, ilamın diğer tespite ilişkin kısmının icra yolu ile infazının mümkün olmadığı-
Borçludan dava konusu taşınmazı satın alan ve tasarrufun iptali davasında üçüncü kişi konumunda olan şikayetçinin meskeniyet şikayetinde bulunamayacağı (şikayetin aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği-)
Derdestliğin; dava açılmasının usul hukuku bakımından ortaya çıkardığı sonuçlardan biri olduğu- Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte ise, aynı konunun yeni bir dava konusu yapılması mümkün olmadığı-
Borçlunun ödeme emrini Uyapta açmış olduğu tarih itibariyle takipten haberdar olduğunun kabulü gerektiği ve bu durumda ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğuna yönelik şikayetin süresinde olup olmadığının bu tarihe göre değerlendirileceği-
İİK.nun 40. maddesine göre iade işlemlerinin, dayanak ilamın Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılması ya da temyizen bozulması ve aynı maddenin 2. fıkrası gereğince hakkında takip yapılan borçlunun hiç veya o kadar borcu olmadığının kesin bir ilamla tahakkuk etmesi durumunda uygulanacağı açık ise de, öncelikle dikkat edilmesi gereken hususun takip şekli olmakla, şikayete konu icra memuru kararına dayanak takip dosyası ilamlı icra takibine ilişkin olmayıp, adi kiraya ve hasılat kiralarına ait başlatılan ilamsız icra takip olduğundan, aslolan takibin başlangıçtaki türü olup itirazın kaldırılması ilamının dosyaya sunulması sonuca etkili olmayacağı- Kaldı ki bahsi geçen ilamla yalnızca davada hükmedilen yargılama giderlerinin istenmesinin mümkün olduğu, dolayısıyla somut olayda İİK'nun 40. maddesinin uygulama yeri bulunmadığı-
