Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince; takibe dayanak ilamda birlikte ifaya hükmedilmiş olması sebebiyle ayıplı aracın fiilen ve hukuken teslim edilmesi ile ayıpsız araç bedeline ilişkin ödemenin birlikte aynı anda gerçekleşmesinin zorunlu olduğu ve buna göre takip dosyasında kıymet takdiri henüz kesinleşmediğinden aynı anda ifa kuralının uygulanabilmesi safhasının henüz gelmemiş olması nedeniyle bu aşamada araç ruhsat devrine ilişkin muhtıra çıkarılamayacağı gerekçesine dayanılmış ise de, birlikte ifadan kastın teslim ve ödemenin birebir aynı anda olması demek olmadığı ve bu şekilde anlaşılmasının olayın mahiyetine de uygun olmadığı- Takip konusu ilam, karşılıklı edimleri içermekte olup, alacaklının takibe devam edebilmesi için kendi edimini yerine getirmesi gerekeceği- Ayrıca karşı edim alacaklısının, lehine olan edimin ifasını beklemek zorunda olmaksızın kendi edim borcunu derhal ifa etmesine herhangi bir engel olmadığı- Şikayetçi borçluların kendilerine muhtıra gönderilmesine ilişkin icra müdürlüğü kararlarının iptalini talep etmesi üzerine icra mahkemesince her iki dosyada şikayetin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Takibin şekline göre icra müdürlüğünce yapılması gerekenin, İİK'nın 32. maddesi gereğince icra emri tebliğinden itibaren 7 gün içinde tehiri icra kararı sunulup sunulmadığı, sunulmadı ise cebri icraya devam edilerek, borçlunun menkul, gayrimenkul mallarının haczedilmesinden ibaret olduğu, şikayete konu takip dosyasında borçlulara 20.10.2024 tarihinde icra emri tebliğ olunduğu, süresinde cebri icraya devam edilmesine engel bir karar sunulmadığı; nihayet 08.11.2024 ve 11.11.2024 tarihlerinde icra dosyasına para geldiği, alacaklının da mevcut paranın ödenmesini talep ettiği; bu noktada yapılacak işlem takibin geldiği aşama ve borçlu tarafından sunulan bir tehiri icra kararı/icranın geri bırakılması kararı olmadığından mevcut paranın alacaklıya ödenmesinden ibaret olduğu, Kanun'da olmayan "tehiri icra süreci başladı. yakında kararı gelecek..." gibi keyfi gerekçelerle mevcut paranın ödenmemesi yönündeki memur işleminin açıkça hukuka aykırı olduğu- Her ne kadar işbu şikayet tarihinden sonra 12.11.2024 tarihinde icra müdürlüğünce verilen mehil vesikası ve buna dayalı takibin durdurulması kararı ile ............. İcra Hukuk Mahkemesinin 13.11.2024 tarih ve ............... D. İş sayılı dosyasından verilen icranın geri bırakılması kararı mevcut ise de; gelinen aşama itibariyle söz konusu kararlar nedeniyle şikayetin konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği, zira; şikayetin konusu, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine dair müdürlük kararı olup, para halen veznede olduğundan şikayet tarihinden sonra verilen icranın geri bırakılmasına dair mahkeme kararının şikayeti konusuz bırakmayacağı- Hal böyle olunca; İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerinin gerekçeli kararlarında da isabetli şekilde işaret edildiği üzere, işbu şikayet tarihi ve şikayete konu müdürlük kararının verildiği tarih olan 11.11.2024 itibariyle, takip dosyasında icra müdürlüğünce verilen bir mehil vesikası bulunmadığı, icra müdürlüğünün, İİK’nın 36. maddesi prosedürünün başlatıldığını belirtmek suretiyle mahkemece teminatın kabulü ya da reddi kararı verilene kadar dosyadaki paraların alacaklıya ödenmemesine karar verme yetkisi de olmadığı nazara alındığında, icra müdürlüğünce, icra veznesine İİK’nın 89/1. maddesi uyarınca giren ve şikayet konusu yapılan paraların alacaklıya ödenmemesinin yasal ve geçerli bir dayanağı bulunmadığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince, şikayetin kabulü ile şikayete konu icra müdürlüğü kararlarının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile istemin konusuz kaldığından bahisle şikayet hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesinin isabetsiz olup, bozmayı gerektirdiği-
Takip talebinde açıkça taşınmaz üzerinde tesis edilen ipoteğin paraya çevrilmesi talep edildiği halde icra müdürlüğünce takip talebine uygun şekilde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra-ödeme emri (örnek 6 veya örnek 9 nolu) gönderilmesi gerekirken taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluna dair örnek 44 no'lu icra emri gönderilmesi hatalı olup bu durumun takibin değil, icra emrinin iptalini gerektirdiği-
Somut olayda, borçluya icra emri 25.04.2023 tarihinde tebliğ edildiğine göre, borçlunun borcun takipten evvel ödendiği iddiasına dayalı olarak 03.05.2023 tarihinde icra mahkemesine yaptığı başvurunun yasal yedi günlük süreden sonra olduğu ve tebligatın usulsüzlüğü şikayetinde de bulunmadığı görüldüğünden süresinde yapılmayan şikayetin süreden reddine karar vermek gerektiği-
Takip talebi ve ödeme emirlerinde hangi icra dosyaları arasında tahsilde tekerrür olmayacağına ilişkin bir açıklama bulunmadığı, takip dosyalarının tarafları arasında farklılıklar bulunduğu, şikayetçi borçlunun tahsil harcı alınan icra dosyasında taraf olmadığı, takip tarihlerinin ve alacak miktarlarının farklı olduğu, bononun ipotekli takibe dayanak genel kredi sözleşmesindeki borca istinaden düzenlendiğinin ispatlanamadığı, bononun illetten mücerret bir alacak belgesi olduğu, senet metninden ayrıca ve açıkça anlaşılmadıkça, doğumuna sebep olan ilişkiden bağımsız olarak takip konusu edilebileceği ve alacaklı beyanının da tek başına sonuca etkili olmadığı gözetildiğinde, takip alacaklarının "aynı alacak" olarak kabulü mümkün olmadığından, her bir icra takibi için ayrı ayrı tahsil harcı alınması gerektiği-"İki takip dosyasındaki alacağın aynı kredi sözleşmesinden kaynaklanması, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip başlatılması ve dolayısıyla aynı borçtan kaynaklı olması nedeniyle şikayete konu kambiyo takibinde tekrar tahsil harcı alınması mükerrer tahsilat anlamına geleceği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Haciz talebinin reddine ilişkin müdürlük kararının kaldırılması istemiyle icra mahkemesine yaptığı başvuru, bir hakkın yerine getirilmemesine ilişkin olduğundan İİK'nın 16/2. maddesi uyarınca bu husustaki şikayet süreye tâbi olmadığı-
Vergi Dairesi Müdürlüğünün harçtan muaf olduğu, "davalı harçtan muaf olduğundan harca hükmedilmesine yer olmadığına, yatırılan tüm harçların karar kesinleştiğinde ve isteği halinde şikayetçiye iadesine" şeklinde karar verilmesi gerekeceği-
Yetkisi sona eren temsilcinin verdiği vekaletname ile hareket eden vekilin feragat talebinin dikkate alınmayacağı-
Somut olayda, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, genel mahkemenin alacaklının yetki itirazının iptali isteminin reddine ilişkin kararının kesinleştiği tarihten itibaren, alacaklı tarafından HMK'nın 20. maddesine belirtilen 2 haftalık kesin süre içerisinde dosyanın yetkili icra müdürlüğüne gönderilmesinin talep edilmediğini ileri sürdüğü ve bu başvurunun İİK’nın 16/2. maddesinde yer alan kamu düzenine aykırılık nedenine dayalı süresiz şikayet niteliğinde olduğu-
Takip talebinde harca esas değerin TL karşılığının gösterilmesine karşın ödeme emrinde gösterilmemesi sebebiyle geçerli bir ödeme emri bulunmadığından bahisle kamu düzenine ilişkin olan bu husus re'sen nazara alınarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerektiğine yönelik gerekçesi yerinde ise de; icra mahkemesine yapılan başvuru, itirazın kaldırılması ve tahliye talebine ilişkin olup şikayet niteliğinde olmadığından, mahkemece, itirazın kaldırılması ve tahliye istemi ile borçluların tazminat taleplerinin reddi ile yetinilmesi gerekirken, ödeme emrinin iptaline de hükmedilmesi doğru olmadığı-