İlamsız icra takibinde borçlunun her türlü itirazı icra müdürlüğüne yapması gerektiği, borçlu aleyhinde ilamsız icra takibi başlatması için takip öncesinde aleyhinde ihtiyati haciz kararı alınması zorunlu olmayıp borcun sebebi de gösterilerek başlatılan ilamsız icra takibi usul ve yasaya uygun olduğu-
İpotekli takibin dayanağı olan ve şikayetçi borçlunun maliki olduğu dokuz adet taşınmaz üzerine (farklı derecelerle) tesis edilen ipoteklere ilişkin resmi akit tablolarının incelenmesinde, toplam ipotek limitinin 3.676.000,00 TL olduğu, sözleşme şartlarına ilişkin 1 nolu maddede "keza .............. Bankası A.Ş. Yenice Mahallesi/Kırşehir Şubesi ve diğer tüm Şubeleri ile kendi adıma/adımıza yapılmış ve yapılacak sözleşme taahhütleri ile bilcümle işlem gereği kullanmış ve kullanacak olduğum her türlü kredi ile gerek kefalet ve garanti sözleşmeleri gerekse keşideci, ciranta ve/veya aval veren sıfatıyla kambiyo senetlerinden doğmuş ve doğacak borçlarımdan..." ifadelerine yer verildiği görülmüş olup, buna göre şikayetçi borçlunun kefaletinden kaynaklanan borçlarının da rehinle teminat altına alındığı anlaşıldığından, İİK’nın 45. maddesinin amir hükmü gereği, şikayetçi borçlu hakkında öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması zorunlu olduğundan, İlk Derece Mahkemesince, şikayete konu genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinin şikayetçi borçlu yönünden iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Geçici veya kesin mühlet süresi içinde başlatılan hacizlerin iptali veya mehil nedeniyle durması gereken takiplerle ihtiyati hacizlerin uygulanmamasına ilişkin şikâyetlere bakma görevinin icra hukuk mahkemesine ait olduğu (BAM Dairleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair Yargıtay 6. HD. İçtihadı)-
Hacze ilişkin olarak alacaklının, 1 yıllık sürede olacak şekilde satış talep etmesine rağmen satış avansını 1 yıllık süreden sonra yatırdığından, İİK. m. 110/1 gereği, taşınır üzerindeki bu haczin şikayet tarihinden önce düştüğü-
Borçluya yöntemine uygun hesap kat ihtarı tebliğ edilmediği gerekçesi ile takibin iptaline karar verilmesi gerektiği-
İlk Derece Mahkemesinin Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılan ilk kararına karşı alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulmaması borçlu lehine usuli müktesep hak oluşturmayacağı gibi alacaklının istinafa cevap dilekçesinde ödeme emri tebligatının öğrenme tarihinin 05/04/2019 olarak benimsenmesinin de şikayetin 16/04/2019 tarihinde yapılması karşısında 7 günlük yasal sürede yapıldığının kabulü anlamına gelmeyeceği, bu durumda, öğrenme tarihi kabul edilen, bilirkişi raporunun tebliğ tarihi olan 05/04/2019 tarihine göre, 16/04/2019 tarihinde yapılan ödeme emri usulsüz tebligat şikayetinin İİK'nun 16/l. maddesi gereğince öğrenme tarihinden itibaren yedi günlük sürede yapılmadığının anlaşıldığı- Borçlu tarafından her ne kadar şikayet dilekçesinde hacizlerin kaldırılması talep edilse de istinaf dilekçesinde açıkça talep edilmediği halde Bölge Adliye Mahkemesince talep aşılarak hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesinin yerinde olmadığı-
Takip talebinde harca esas değerin TL karşılığının gösterilmediğinden bahisle kamu düzenine ilişkin olan bu husus re'sen nazara alınarak itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi gerektiğine yönelik gerekçesi yerinde ise de; icra mahkemesine yapılan başvuru, itirazın kaldırılması ve tahliye talebine ilişkin olup şikayet niteliğinde olmadığından, mahkemece, itirazın kaldırılması ve tahliye isteminin reddi ile yetinilmesi gerekirken, re'sen takibin iptaline de hükmedilmesi doğru bulunmadığı-
Özel Dairece verilen bozma kararının temyiz etmeyenin direnme kararını temyiz edemeyeceği- Haczin şahsi bir hak olduğu ve TMK'nın 1023. maddesinde düzenlenen tapuya güven ilkesinden davalı haciz alacaklısı bankanın yararlanamayacağı- Haczin ancak haciz tarihinde gerçekten takip borçlusuna ait olan taşınmazlar üzerine konulabileceği- Davalı yüklenici şirket adına kayıtlı olan taşınmazlar arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince davacı arsa sahiplerine bırakılan yerlerden olup, taşınmazların gerçek sahibi davalı yüklenici şirket olmadığından, borçlu yükleniciye ait olmayan taşınmazlar üzerine konulan hacizlerin kaldırılması gerektiği- "Haczin konulduğu tarihte taşınmazın davalı yüklenici şirket adına kayıtlı olduğu, davalı bankasnın iyiniyetli üçüncü kişi olduğu ve TMK'nın 1023. maddesinde düzenlenen tapuya güven ilkesinden yararlanması gerektiği" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Şikâyet konusu ihalenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan İİK m. 134/5 uyarınca ihale alıcısının ihale bedelini aynı İİK m. 130'e göre verilen on günlük kesin süre içinde nakden ödemek zorunda olduğu- Nakdi ödemenin İİK m. 9'a göre satış memurluğu adına açılan banka hesabına on günlük kesin süre içinde yapılması gerektiği- Şikâyetçi ihale alıcısı tarafından on günlük süre içinde kendi banka hesabından, satış memurluğu adına açılan banka hesabına EFT yapılması talimatı verilmiş ise de ihale bedelleri on günlük kesin süre içerisinde satış memurluğu adına açılan banka hesabına yatırılmadığı- Satış memurluğunca, verilen on günlük kesin sürede ihale bedellerinin satış memurluğu hesabına yatırılıp yatırılmadığının incelenebileceği, satış memurluğunun bankacılık işlemlerini kontrol etme yükümlülüğü bulunmadığından, ihale alıcısı tarafından EFT talimatının zamanında yapılıp yapılmadığının incelenemeyeceği, bu durumda ihale bedelinin süresinde yatırıldığının kabul edilemeyeceği, şikâyetçi ihale alıcısının üç adet taşınmaza ilişkin ihale bedellerini on günlük kesin süreden sonra ödediğinden satış memurluğunca İİK'nın 133. maddesine uygun işlem yapılmasının usul ve yasaya uygun olduğu- "İhale alıcısının ihale bedelini süresinde yatıramamasının ihale alıcısının kişisel kusurundan değil banka işlemlerinde yaşanan yoğunluktan kaynaklandığı, engelin ortadan kalktığı ertesi gün ihale bedellerinin ihale alıcısı tarafından satış dosyasına yatırıldığı, dolayısıyla ihale bedelinin süresinde yatırıldığının kabulü" gerektiği şeklindeki görüşün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Mahkeme kararı ile müdahalenin men’ine karar verilmesi üzerine başlatılan icra takibine borçluların tahliyesinin talep edildiği, müdahalenin men’i dosyasında verilen kararın kesinleştiği, borçlunun ilama konu dava dosyasında da taşınmazın kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü ve taşınmazın aynının çekişmeli olduğu, bu hususun ilama aykırılık şikayeti niteliğinde olup süresiz şikayete tabi hususlardan olduğu, şikayetçinin eldeki dosyada da taşınmazın kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü, yine şikayetçi tarafından takipten sonra, tapu iptal ve tescil davası açıldığı ve mülkiyet iddiasında bulunulduğu ve diğer mahkeme kararı ile tapu iptal ve tescil davasının kabulüne karar verildiği hususları birlikte gözetildiğinde; takibin şikayetçi yönünden iptali gerektiği- "Takibe konu ilamın müdahalenin men'ine ilişkin olduğu, dava konusu taşınmazın dava tarihinde ve hüküm tarihinde davacı/alacaklı adına kayıtlı olduğu, dolayısıyla açılan davada taşınmazın aynının tartışmalı olmadığı ve takibin dayanağı ilamda taşınmazın aynına ilişkin bir değerlendirmeye de yer verilmediği, hüküm tarihinde taşınmazın aynında tartışma bulunmadığından söz konusu ilam kesinleşmeden infaz edilebileceği, dayanak ilamın kesinleşmeden icra edilemeyeceği" yönündeki şikayetler süresiz şikayete tâbi olup, şikayetçi/borçlu tarafından şikayet dilekçesinde ileri sürülmediği sürece mahkemece kamu düzeni nedeniyle re'sen dikkate alınamayacağı" şeklindeki karşı görüşün kabul edilmediği-
