Harçtan muaf olan davalı SGK'na yargılama giderlerine harç katılarak harç yükletilmesinin hatalı olduğu-
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince; takibe dayanak ilamda birlikte ifaya hükmedilmiş olması sebebiyle ayıplı aracın fiilen ve hukuken teslim edilmesi ile ayıpsız araç bedeline ilişkin ödemenin birlikte aynı anda gerçekleşmesinin zorunlu olduğu ve buna göre takip dosyasında kıymet takdiri henüz kesinleşmediğinden aynı anda ifa kuralının uygulanabilmesi safhasının henüz gelmemiş olması nedeniyle bu aşamada araç ruhsat devrine ilişkin muhtıra çıkarılamayacağı gerekçesine dayanılmış ise de, birlikte ifadan kastın teslim ve ödemenin birebir aynı anda olması demek olmadığı ve bu şekilde anlaşılmasının olayın mahiyetine de uygun olmadığı- Takip konusu ilam, karşılıklı edimleri içermekte olup, alacaklının takibe devam edebilmesi için kendi edimini yerine getirmesi gerekeceği- Ayrıca karşı edim alacaklısının, lehine olan edimin ifasını beklemek zorunda olmaksızın kendi edim borcunu derhal ifa etmesine herhangi bir engel olmadığı- Şikayetçi borçluların kendilerine muhtıra gönderilmesine ilişkin icra müdürlüğü kararlarının iptalini talep etmesi üzerine icra mahkemesince her iki dosyada şikayetin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Somut olayda, borçluya icra emri 25.04.2023 tarihinde tebliğ edildiğine göre, borçlunun borcun takipten evvel ödendiği iddiasına dayalı olarak 03.05.2023 tarihinde icra mahkemesine yaptığı başvurunun yasal yedi günlük süreden sonra olduğu ve tebligatın usulsüzlüğü şikayetinde de bulunmadığı görüldüğünden süresinde yapılmayan şikayetin süreden reddine karar vermek gerektiği-
Takip talebi ve ödeme emirlerinde hangi icra dosyaları arasında tahsilde tekerrür olmayacağına ilişkin bir açıklama bulunmadığı, takip dosyalarının tarafları arasında farklılıklar bulunduğu, şikayetçi borçlunun tahsil harcı alınan icra dosyasında taraf olmadığı, takip tarihlerinin ve alacak miktarlarının farklı olduğu, bononun ipotekli takibe dayanak genel kredi sözleşmesindeki borca istinaden düzenlendiğinin ispatlanamadığı, bononun illetten mücerret bir alacak belgesi olduğu, senet metninden ayrıca ve açıkça anlaşılmadıkça, doğumuna sebep olan ilişkiden bağımsız olarak takip konusu edilebileceği ve alacaklı beyanının da tek başına sonuca etkili olmadığı gözetildiğinde, takip alacaklarının "aynı alacak" olarak kabulü mümkün olmadığından, her bir icra takibi için ayrı ayrı tahsil harcı alınması gerektiği-"İki takip dosyasındaki alacağın aynı kredi sözleşmesinden kaynaklanması, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip başlatılması ve dolayısıyla aynı borçtan kaynaklı olması nedeniyle şikayete konu kambiyo takibinde tekrar tahsil harcı alınması mükerrer tahsilat anlamına geleceği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Haciz talebinin reddine ilişkin müdürlük kararının kaldırılması istemiyle icra mahkemesine yaptığı başvuru, bir hakkın yerine getirilmemesine ilişkin olduğundan İİK'nın 16/2. maddesi uyarınca bu husustaki şikayet süreye tâbi olmadığı-
Yetkisi sona eren temsilcinin verdiği vekaletname ile hareket eden vekilin feragat talebinin dikkate alınmayacağı-
Vergi Dairesi Müdürlüğünün harçtan muaf olduğu, "davalı harçtan muaf olduğundan harca hükmedilmesine yer olmadığına, yatırılan tüm harçların karar kesinleştiğinde ve isteği halinde şikayetçiye iadesine" şeklinde karar verilmesi gerekeceği-
Takip talebinde harca esas değerin TL karşılığının gösterilmesine karşın ödeme emrinde gösterilmemesi sebebiyle geçerli bir ödeme emri bulunmadığından bahisle kamu düzenine ilişkin olan bu husus re'sen nazara alınarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerektiğine yönelik gerekçesi yerinde ise de; icra mahkemesine yapılan başvuru, itirazın kaldırılması ve tahliye talebine ilişkin olup şikayet niteliğinde olmadığından, mahkemece, itirazın kaldırılması ve tahliye istemi ile borçluların tazminat taleplerinin reddi ile yetinilmesi gerekirken, ödeme emrinin iptaline de hükmedilmesi doğru olmadığı-
Somut olayda, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, genel mahkemenin alacaklının yetki itirazının iptali isteminin reddine ilişkin kararının kesinleştiği tarihten itibaren, alacaklı tarafından HMK'nın 20. maddesine belirtilen 2 haftalık kesin süre içerisinde dosyanın yetkili icra müdürlüğüne gönderilmesinin talep edilmediğini ileri sürdüğü ve bu başvurunun İİK’nın 16/2. maddesinde yer alan kamu düzenine aykırılık nedenine dayalı süresiz şikayet niteliğinde olduğu-
Kal ile eski hale getirme, gayrimenkulün aynına tabi alacaklar olduğundan ve gayrimenkul takipten önce üçüncü kişiye devredildiğinden, ilam alacaklısının yeni malik olduğu, taşınmazı devreden eski malikin (kal ve eski hale getirilme yönünden) takip hakkı bulunmadığı-
