Üçüncü kişinin haciz ihbarnamesine verdiği cevapta borçlunun vergi kimlik numarasını bildirmesi ve alacaklı tarafından sunulan belgelerle bu numaranın teyit edilmesi, icra müdürlüğünce üçüncü kişiye yazılan müzekkere ile paranın tahsil edilmesinin ardından, üçüncü kişideki alacağın borçlu şirkete ait olduğunun anlaşılması nedeniyle tahsil edilen paranın alacaklıya ödenmesi gerektiği- "icra müdürlüğünce hacze konu alacağın gerçekten takip borçlusuna ait olup olmadığının, özellikle şirketlerin ayırt edici unsuru olan VAT numarası üzerinden ilgili kurumlar nezdinde araştırılması ve gerektiğinde resmi yazışmalarla kesinliğe kavuşturulması gerektiğinden" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Takip alacaklısının, ihtiyati haciz kararı uyarınca gemide fiili haciz yapılmasını TTK m. 1364 uyarınca ihtiyati haciz kararından sonra 3 günlük süre içinde az da olsa ihtiyati haciz masrafı vererek talep etmesinin yeterli olduğu, aynı süre içinde ihtiyati haczin fiilen uygulanmasının zorunluluğu olmadığı- "İhtiyati haczin infazı için gemiye fiilen el konulması ve bu amaçla gemiye gidilerek haciz tutanağı düzenlenmesi gerektiğinden, yatırılan 10,00 TL tutarındaki avansın yeterli olmadığı, İİK m. 59 uyarınca gerekli masrafların peşin olarak yatırılması zorunlu olup, bu koşul yerine getirilmediğinden, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren 3 iş günü içinde usulüne uygun olarak infazı talep edilmediğinden, TTK m. 1364 uyarınca ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkmış olacağı" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Borçluya gönderilen ödeme emrinin TK.'nın 21/1 maddesine göre tebliğ edildiği ve tebliğ şerhine göre muhatabın nerede olduğuna ilişkin beyanı sorulan ve 5 nolu dairede oturduğu şerhi düşülen ....'nın 5 numaralı dairede oturmadığının mahkemece yaptırılan kolluk araştırmasında tespit edildiği, ayrıca haber bırakılan kişinin adının yazılmadığı, bu durumda tebliğ işleminin usulsüz olduğu, mahkemece tebligat usulsüzlüğüne ilişkin şikayetin kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak usulsüz tebligata ilişkin işlemde alacaklının bir kusuru bulunmadığından aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceği-
Takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığı gösterilmediğinden, takibin iptaline karar verilmesi gerektiği-
Haciz işleminin İİK.'nın 99. maddesi yerine 96-97. maddesine göre yapılması yönündeki icra memur muamelesini şikayet- Bozma sonrası Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairesince bozmaya uyularak davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmişse de, davacı vekilinin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ilk verilen kararla, İlk Derece Mahkemesi kararı tamamen kaldırılmış, yeniden hüküm kurulması sonucu verilen karar Dairemizce de bozulmuş olduğundan, ortada hukuki varlık kazanmış bir karar bulunmadığı- Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince yeniden hüküm tesis edilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden yazılı şekilde “davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine” dair karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Kıymet takdirine ilişkin şikayet üzerine verilen kararların konu itibariyle kesin nitelikte olduğu-
Takibe dayanak ilam imar uygulaması sonucunda bedele dönüştürülen payın arttırılmasına ilişkin olduğundan mahkemelerce hükmedilen bedel, tazminat, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri için idareye başvuru yapılması gerektiği aksi halde takibin iptal edilmesi gerektiği-
Şikayetçi 3.kişiye gönderilen 89/3 haciz ihbarnamesinin "Muhatabın dışarıda olduğu" şerhi ile T.K.'nın 21. maddesine göre tebliğ edildiği, muhatabın adreste bulunmama sebebinin "dışarıda" olarak yazılmasının yeterince açık bir ifade olmadığı, tevziat saatlerinden sonra adresine dönüp dönmeyeceği, ne zaman döneceğinin anlaşılamadığı, bu durumda tebliğ işleminin T.K.'nın 21/1. ve Yönetmeliğin 30. maddesi gereğince usulsüz olduğu- Şikayet konusu usulsüz tebligat işlemi tamamen posta memurunun işleminden kaynaklanmakta olup alacaklının, bu işlemde bir kusuru veya haksız işleminin söz konusu olmadığı, bu nedenle alacaklının aleyhine dava açılmasına sebebiyet veren kişi olarak yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının doğru olmadığı-
Borçlunun zamanaşımı şikayetinin takibin kesinleşmesinden sonraki devreye ilişkin olduğu nazara alınarak işin esasının incelenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
Alacaklının, 634 s. K. m. 35 uyarınca site yönetimi hakkında takip yapabileceği gibi, aynı kanunun 20. maddesi uyarınca da takibe konu borcun yasal sorumlusu olan kat malikleri hakkında da takip yapabileceği- İcra takibine dayanak yapılan alacak "ortak alan elektrik giderleri, site yönetimi hizmet bedeli" olup her ne kadar, takipte borçlu olarak "....Sitesi" gösterilmiş ise de; takip talebinde ve ödeme emrinde site yönetimine ait vergi numarasının yazılı olduğu görüldüğünden; takibin borçlusunun "... Sitesi Yönetimi" olduğu ve takibin kesinleştiği uyuşmazlıkta; mahkemece "şikayetin kabulü" ile "takibin iptali" yönünde hüküm tesisinin hatalı olduğu-