Alacaklı TMSF vekilinin taraf sıfatına yönelik itirazı mahkemece değerlendirilmeksizin icra dosyasının ihyasına karar verilmiş olmakla, yargılama konusunun imha edilen icra dosyasının ihyasına ilişkin olduğu, işbu davalarda imha edilen icra dosyasına ilişkin belgelerin ibrazı için taraflara yazı gönderilerek yapılan başvurudan haberdar edilmeleri, dolayısıyla dava sonucundan etkilenecek takip dosyası taraflarının varsa ellerindeki belgeleri dosyaya sunarak ya da başvuru ile ilgili beyanda bulunarak hukuki dinlenilme hakkını kullanabilmelerinin sağlanması gerektiği- İlk Derece Mahkemesince, TMSF vekilinin cevap dilekçesindeki beyanları dikkate alınarak işbu iddialar hususunda araştırma yapılıp oluşacak sonuca göre icra dosyasının tarafları belirlenerek bir başka deyişle alacaklı ve borçlu tespit edilerek taraflarda bulunan icra dosyasına ilişkin tüm belgeler temin edilmek suretiyle icra dosyasının ihyasına karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece verilen tedbir kararında tedbirin cebri satışa engel olduğuna dair bir ibarenin yer almadığı görülmekle tapu kaydına düşülen şerh cebri icra yolu ile yapılacak satışa engel olmayacağı-
Takibin dayanağı olarak belirtilen hukuki işlemlere acentenin aracılık ettiğine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı, aracılık etmediği bir sözleşme veya iş olmadığı için de acenteye asıl borçluların acentesi olarak ödeme emrinin tebliğ edilemeyeceği, bu durumda da ödeme emri tebliğ işlemlerinin yok hükmünde olduğu-
İlamsız icra takibinde borçlunun her türlü itirazı icra müdürlüğüne yapması gerektiği, borçlu aleyhinde ilamsız icra takibi başlatması için takip öncesinde aleyhinde ihtiyati haciz kararı alınması zorunlu olmayıp borcun sebebi de gösterilerek başlatılan ilamsız icra takibi usul ve yasaya uygun olduğu-
İpotekli takibin dayanağı olan ve şikayetçi borçlunun maliki olduğu dokuz adet taşınmaz üzerine (farklı derecelerle) tesis edilen ipoteklere ilişkin resmi akit tablolarının incelenmesinde, toplam ipotek limitinin 3.676.000,00 TL olduğu, sözleşme şartlarına ilişkin 1 nolu maddede "keza .............. Bankası A.Ş. Yenice Mahallesi/Kırşehir Şubesi ve diğer tüm Şubeleri ile kendi adıma/adımıza yapılmış ve yapılacak sözleşme taahhütleri ile bilcümle işlem gereği kullanmış ve kullanacak olduğum her türlü kredi ile gerek kefalet ve garanti sözleşmeleri gerekse keşideci, ciranta ve/veya aval veren sıfatıyla kambiyo senetlerinden doğmuş ve doğacak borçlarımdan..." ifadelerine yer verildiği görülmüş olup, buna göre şikayetçi borçlunun kefaletinden kaynaklanan borçlarının da rehinle teminat altına alındığı anlaşıldığından, İİK’nın 45. maddesinin amir hükmü gereği, şikayetçi borçlu hakkında öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması zorunlu olduğundan, İlk Derece Mahkemesince, şikayete konu genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinin şikayetçi borçlu yönünden iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Geçici veya kesin mühlet süresi içinde başlatılan hacizlerin iptali veya mehil nedeniyle durması gereken takiplerle ihtiyati hacizlerin uygulanmamasına ilişkin şikâyetlere bakma görevinin icra hukuk mahkemesine ait olduğu (BAM Dairleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair Yargıtay 6. HD. İçtihadı)-
Hacze ilişkin olarak alacaklının, 1 yıllık sürede olacak şekilde satış talep etmesine rağmen satış avansını 1 yıllık süreden sonra yatırdığından, İİK. m. 110/1 gereği, taşınır üzerindeki bu haczin şikayet tarihinden önce düştüğü-
İlk Derece Mahkemesinin Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılan ilk kararına karşı alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulmaması borçlu lehine usuli müktesep hak oluşturmayacağı gibi alacaklının istinafa cevap dilekçesinde ödeme emri tebligatının öğrenme tarihinin 05/04/2019 olarak benimsenmesinin de şikayetin 16/04/2019 tarihinde yapılması karşısında 7 günlük yasal sürede yapıldığının kabulü anlamına gelmeyeceği, bu durumda, öğrenme tarihi kabul edilen, bilirkişi raporunun tebliğ tarihi olan 05/04/2019 tarihine göre, 16/04/2019 tarihinde yapılan ödeme emri usulsüz tebligat şikayetinin İİK'nun 16/l. maddesi gereğince öğrenme tarihinden itibaren yedi günlük sürede yapılmadığının anlaşıldığı- Borçlu tarafından her ne kadar şikayet dilekçesinde hacizlerin kaldırılması talep edilse de istinaf dilekçesinde açıkça talep edilmediği halde Bölge Adliye Mahkemesince talep aşılarak hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesinin yerinde olmadığı-
Takip talebinde harca esas değerin TL karşılığının gösterilmediğinden bahisle kamu düzenine ilişkin olan bu husus re'sen nazara alınarak itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi gerektiğine yönelik gerekçesi yerinde ise de; icra mahkemesine yapılan başvuru, itirazın kaldırılması ve tahliye talebine ilişkin olup şikayet niteliğinde olmadığından, mahkemece, itirazın kaldırılması ve tahliye isteminin reddi ile yetinilmesi gerekirken, re'sen takibin iptaline de hükmedilmesi doğru bulunmadığı-
Özel Dairece verilen bozma kararının temyiz etmeyenin direnme kararını temyiz edemeyeceği- Haczin şahsi bir hak olduğu ve TMK'nın 1023. maddesinde düzenlenen tapuya güven ilkesinden davalı haciz alacaklısı bankanın yararlanamayacağı- Haczin ancak haciz tarihinde gerçekten takip borçlusuna ait olan taşınmazlar üzerine konulabileceği- Davalı yüklenici şirket adına kayıtlı olan taşınmazlar arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince davacı arsa sahiplerine bırakılan yerlerden olup, taşınmazların gerçek sahibi davalı yüklenici şirket olmadığından, borçlu yükleniciye ait olmayan taşınmazlar üzerine konulan hacizlerin kaldırılması gerektiği- "Haczin konulduğu tarihte taşınmazın davalı yüklenici şirket adına kayıtlı olduğu, davalı bankasnın iyiniyetli üçüncü kişi olduğu ve TMK'nın 1023. maddesinde düzenlenen tapuya güven ilkesinden yararlanması gerektiği" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-