Üç aylık yasal süre içerisinde (MK. 606) sulh hukuk mahkemesine başvurarak mirası reddettiklerini bildirmiş olan borçlular mirasçılar hakkında icra takibi yapılmış olması halinde, bu mirasçıların yapılan takibin iptalini süresiz şikayet yolu ile –bu konudaki şikayet ‘taraf ehliyeti’ne ilişkin olduğundan- isteyebilecekleri–
İİK.’nun 53.maddesi gereğince takipten sonra ölmüş olan borçlunun mirasçılarına takibin yöneltilmiş olması halinde, bu takip ilk takibin devamı niteliğinde olduğundan, mirasçılara yeniden “ödeme emri” çıkarılmayacağı; “takibin kendilerine karşı alacaklı tarafından devam ettirildiği” hususunun kendilerine bildirilmesinin yeterli olduğu; buna rağmen “ödeme emri” gönderilen mirasçıların murisin ölümünden önceki işlemlere, muris itiraz etmiş olmadıkça, kendilerinin itiraz edemeyeceği, mirasçıların itirazının “mirasçı olunmadığı, mirasın reddedildiği, takibin kesinleşmesinden sonraki itfa, imhal ve zamanaşımı” gibi itirazlar olabileceği-
“Kendisine ödeme emri yerine icra emri gönderilmesinin usulsüz olduğu”na ilişkin şikayetin 7 günlük şikayet süresi içinde icra mahkemesine bildirilmesi gerekeceği–
Mahkemece “takibin iptaline” değil “ödeme emrinin iptaline” karar verilmiş olması halinde borçluya yeniden ödeme emri gönderilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı–
Bankaların yalnızca kredi sözleşmesinden kaynaklanan değil, her türlü alacaklarının tahsili için yaptıkları icra takibi nedeniyle gerçekleşen ihale sonucu taşınmazı alacaklarına mahsuben almaları halinde, anılan işlemin damga vergisinden müstesna olduğu- Kredi alacağından dolayı yaptığı icra takibi üzerine borçluya ait taşınmazı alacağına mahsuben almış olan bankanın KDV uygulamasından muaf olduğu–
HUMK. 443/4 (şimdi; HMK. 367/2) uyarınca taşınmazın aynına ilişkin –‘taşınmaz üzerindeki mülkiyet uyuşmazlığını çözen’, ‘tapu iptali ve tescil’, ‘taşınmaz üzerindeki ipoteklerin iptali’ gibi- ilamların ve bu ilamın eklentisi durumundaki vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin, ilam kesinleşmeden takip konusu yapılamayacağı–
Ölü kişi hakkında takip yapılamayacağı gibi, bu şekilde başlatılan bir takibin mirasçılara da yöneltilemeyeceği– (Not: 6100 sayılı yeni HMK’ nun 124/4 maddesindeki “dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir.” şeklindeki yeni düzenleme nedeniyle, bu kararlar önemini yitirmiştir…
Borcun tamamını itiraz halinde borçlunun sebep bildirmesi gerekmediği gibi, itirazı sırasında belli bir sözcüğü kullanmış olmasının da zorunlu bulunmadığı; önemli olanın, yasal süre içinde şahsen veya yetkili kişiler eliyle “itiraz iradesi”nin ortaya konulması olduğu–