Alacaklının istinaf dilekçesinde ibraz ettiği .............. tarihli protokolün şikayet tarihinden sonra düzenlendiği gibi şikayet konusu ile de ilgili olmayıp borcun taksitlendirilmesine ilişkin olduğu, şikayetin niteliği gereği süreye tabi olmadığı, takibe dayanak ilamda her bir davacının alacak miktarı belli olup kendi hissesine düşen kısım yönünden ayrı ayrı takip başlatmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi objektif iyi niyet kurallarına aykırılığın da bulunmadığı, bu durumda mahkemece takibin iptaline ilişkin karar verilmesinin isabetsiz olduğu- 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na eklenen Geçici 14. maddesinde ... kısmının 07.05.2021 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesi Başkanlığının 04.02.2021 tarihli 2019/89 E. 2021/10 K. Sayılı kararı ile iptaline karar verildiğinden ilamın kesinleşmesinin gerekmediği, el atmanın 1983 yılı öncesi olması dikkate alındığında her ne kadar vekalet ücretinin maktu olarak hesaplanması gerekmekte ise de icra dosyasında nispi vekalet ücreti hesaplandığına dair herhangi bir bilgi ya da belgenin de bulunmadığı-
Borçluya 103 davetiyesinin tebliğ edilemediği, her ne kadar borçlunun İcra Müdürlüğünce yapılan fiili haciz ve kıymet takdiri sırasında haciz mahallinde bulunduğu ve hacizden haberdar olduğu, şikayetin süresinde yapılmadığı iddia olunmuş ise de, 25.02.2020 tarihli taşınmazın fiilen haczi ile kıymet takdir tutanağı başlıklı tutanakta borçlunun hazır olduğunun belirtilmediği, borçlunun bu tutanakta imzasının bulunmadığı, haczedilmezlik şikayetinin süresinde yapıldığı, borçlunun meskeniyet şikayetinde bulunması için bizatihi meskeniyet iddiası nedeniyle haczedilmezlik şikayetinde bulunduğu evde oturmasının gerekmediği, taşınmaz tapuda arsa olarak kayıtlı ise de, üzerinde meskeniyet şikayetine konu olan evin bulunduğunun yerel mahkemece mahallinde yapılan keşifte belirlendiği, uzman bilirkişilerden alınan raporda şikayete konu olan taşınmazın toplam değerinin 247.203,30 TL olduğu, borçlunun hissesinin 1/4 olması sebebiyle hissesine düşen değerinin 61.800,83 TL olduğu, borçlunun haline münasip alabileceği ev değerinin ise 120.000,00 TL olduğu tespit edilmiş olmakla taşınmazdaki hisse değerinin borçlunun haline münasip alabileceği meskenin değerinden az olduğu, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu-
Bononun arka yüzünde "09.07.2019 tarihli sözleşmeye esas teminat senedidir" ibaresinin bulunduğu, sunulan sözleşmeye göre de senedin teminat olarak verildiğinin anlaşıldığı, takip alacaklısı ciranta ise de senet arkasındaki şerhi görerek senedi aldığından borçlu yönünden takibin iptaline karar verileceği-
Ortaklığın giderilmesi davasında, bedel tespiti amacıyla yapılan bilirkişi raporunda "satışa konu taşınmazın %85,38'lik kısmının bos arsa olduğu ve bu kısma isabet eden katma değer vergisinin %18 oranında tahsil edilmesinin uygun olduğu" belirtmilmiş olup Katma Değer Vergisi Kanunu m. 28'e istinaden çıkarılan ve taşınmaz satış tarihinde yürürlükte bulunan Cumhurbaşkanı Kararı uyarınca "arsa ve arazi teslimleri’nin %8 oranında katma değer vergisine tabi olduğu" kuralı dikkate alındığında, davacıdan %18 oranında katma değer vergisi tahsil edilmesinde isabet bulunmadığı-
İİK.'nin 128/a-2. maddesinde yer alan kesinleşen kıymet takdirinin üzerinden iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri yapılamayacağına dair düzenlemenin, icra müdürlüğünce alınan kıymet takdir raporuna ilişkin olup, meskeniyet şikayetinde mahkemece belirlenen haline münasip ev değerinin şikayet yoluyla güncellenmesinde kıyasen uygulanmasının mümkün olmadığı- İnceleme sırasında takip konusu borcun ödenmesi ve şikayete konu taşınmazdaki haczin kaldırılması nedeniyle iş bu şikayetin konusuz kaldığı görülmüş ise de, şikayette borçlu haksız olduğundan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin yine borçlu aleyhine hükmedilecek olması ve İlk Derece Mahkemesi kararında bu giderlerin borçluya yükletilmiş olması nedeniyle bu hususun bozma nedeni yapılmamasına göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olduğu-
Somut olayda öğrenme tarihinin tespitine esas olmak üzere alacaklı tarafça ............ İcra Müdürlüğünün .........sayılı dosyaları üzerinden yapılan işlemler nedeniyle borçlunun takipten 09.02.2021 tarihinden çok önce haberdar olduğunu bildirdiği görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesince, ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğu yasa hükümlerine uygun biçimde saptanmış ise de, alacaklının borçlunun takibe muttali olduğu tarihin daha evvel olduğuna ilişkin itirazları kapsamında bildirmiş olduğu ........... İcra Müdürlüğünün .......... sayılı dosyalarının getirtilerek incelenmesi ve bu takip dosyalarından yapılan işlemler nedeni ile borçlunun şikayete konu takipten ve tebligattan haberdar olup olmadığı tespit edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bildirilen icra dosyasında borçlunun farklı bir vekille temsil edildiğinden bahisle icra dosyasındaki tebligattan haberdar olduğunun kabul edilemeyeceğine dair yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
"Tebliğ mazbatasındaki imzanın kendisine ait olmadığını" ileri süren borçlunun bunu ispat etmesi gerektiği- (Adli Tıp Kurumu ve Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı) Bilirkişi raporlarında "imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığı hususunda bir kanaat bildirmenin mümkün olmadığı" sonucuna ulaşıldığından, mazbatadaki imzanın kendisine ait olmadığı hususunun borçlu tarafından ispatlanamamış olduğu-
İİK'nın 89. maddesi gereği borçlunun 3. kişideki hak ve alacaklarının haczi için haciz ihbarnamesi gönderilmesi halinde, 3. kişinin, borçluya ait hak ve alacak var ise haciz ihbarnamesi gereği işlem yapması, yok ise icra dairesine itirazlarını bildirmesi gerektiği, bu durumun 3. kişinin hukukunu ilgilendirmekte olduğu, borçlunun korunmaya değer hukuki yararı olmadığından onun tarafından şikayet konusu yapılamayacağı-
Takibin tarafı olmayan şikayetçi (iptal davasının davalısı) üçüncü kişinin, dosyanın işlemden kaldırılmasını (İİK. 78) talep edemeyeceği- Aktif husumetin dava tarihinden karar kesinleşinceye kadar mevcut olması gerektiği- Taşınmazın kayden maliki olan şikayetçi-üçüncü kişinin İİK. 106, 110 gereğince şikayette bulunmakta aktif husumeti bulunsa da, şikayet tarihi itibariyle bulunan aktif husumetin, şikayetçinin kayden maliki olduğu taşınmazın ihalede davalı alacaklıya satılması ve ihalenin kesinleşerek tescil yazısının yazılması ile sona erdiği-
Şikayete konu taşınmazın bulunduğu mahalde yapılan keşif sonrasında inşaat mühendisi, fen ve gayrimenkul değerleme uzmanı bilirkişilerden aldırılan raporda, şikayete konu taşınmazın değerinin 139.137,75 TL, borçlunun sosyal ve ekonomik durumu göz önüne alınmak suretiyle haline münasip ev değerinin 140.000-200.000 TL olarak tespit edildiği, bilirkişi raporunun Yargıtay içtihatlarına uygun olarak hazırlandığı, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, mahkemece şikayet kabul edildiğinden davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı-
