Bir davada uygulanması gereken bir kanun maddesinin, iptal edilmiş ise, eldeki davada artık uygulanmayacağı- İlgili yasal düzenlemeler ve Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları bir arada değerlendirildiğinde; her ne kadar takibe dayanak ........... İdare Mahkemesi'nin ............. sayılı ilamının.............. tarihinde takibe konulduğu ve takip tarihi itibariyle kesinleşmediği sabit ise de; Dairemizce yapılan temyiz inceleme tarihi itibariyle ilamın takibe konu edilmesi için kesinleşme şartı aranmadığı dolayısıyla borçlunun şikayetinin reddine karar verilmesi gerektiği-
İcra müdürünün haklı nedenlerle verdiği karardan dönebileceği- Somut olayda dosya üzerine haciz konulduktan sonra dosya üzerine haciz konulduktan sonra feragat edilmesinin haciz alacaklılarının haklarını etkilemeyecek olması ve ilk verilen kararın dosya kapsamına ve kanuna aykırı olması halinde icra müdürünün kendi kararından dönmesinin mümkün olması karşısında şikayete konu kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Ödeme emrinde faiz türünün reeskont avans faizi olarak belirtilmiş olduğu, borca itirazın İİK'nın 169/a maddesinde belirtilen belgelerden biriyle ispatlanamamış olduğu ve İlk Derece Mahkemesinin kararında yazılı gerekçelere göre istinaf sebepleri ile sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine aykırılık bulunmayan karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekeceği-
Kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat davası üzerine asliye hukuk mahkemesince gerçekleşen tazminat miktarına ve yasal faize hükmedilmiş olmasına rağmen, icra dairesince düzenlenen icra emrinde "ilamın kesinleşme tarihinden sonra, kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin işletilmesinin" (Anayasa; 46/ son) yasaya aykırı olmadığı-
Şikayet konusu işlemin İİK'nın 363. maddesinde belirlenen kesin nitelikteki kararlardan olmadığı anlaşılmakla, mahkemenin .............. tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilerek esasa yönelik inceleme yapılmakla; takibin ilamlı icra takibi olduğu ve borçluya icra emrinin tebliğ edilerek takibin kesinleşmiş olduğu, şikayetçinin açmış olduğu takibin iptali davası hakkında açılmamış sayılmasına karar verildiği ve bu kararın da kesinleşmiş olduğu, kaldı ki, İcra Mahkemesince verilen kararların istisnalar haricinde kesinleşmesi gerekmediği, bu sebeple söz konusu istemin de kesinleşmesinin gerekmediği, yine dayanak ilamdaki bilirkişi raporunun hatalı düzenlendiği iddiasının ve Orman İdaresinin zararının olmadığına yönelik bilirkişi raporunun dar yetkili icra mahkemesince değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, İcra Müdürlüğü ve mahkemelerin ilamı aynen uygulamakla yükümlü olduğu, kesinleşmiş ilam ve takip gereğince şikayetçiye gönderilen ihtarnamede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı-
Borçlunun isteminin, İİK'nın 16 ncı maddesine dayalı şikayet niteliğinde olduğu, bu maddede tazminat öngörülmediğinden alacaklı aleyhine tazminata hükmedilmemesinin isabetli olduğu-
Dairenin süreklilik arzeden içtihatlarına göre; İİK'nın 89/1. maddesi kapsamında gönderilen haciz ihbarnamelerine karşı 3. kişi bankalar tarafından yasal süresi içerisinde verilen cevapta, banka nezdinde bulunan, borçluya ait bir kısım hesaplar üzerine kendilerinin rehin, hapis ve takas mahsup haklarından sonra gelmek kaydı ile haciz şerhinin işlendiğinin bildirilmesinin, 89/1 haciz ihbarnamesine karşı itiraz niteliğinde olduğu ve bu itiraz kaldırılmadıkça 3. kişi bankalara 2 ve 3'ncü haciz ihbarnameleri gönderilemeyeceği gibi hesapta bulunan paraların da icra müdürlüğünce takip dosyası hesabına gönderilmesinin istenemeyeceği-
Anayasa'nın 153. maddesi gereğince Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının, yasama yürütme ve yargı organlarını bağlayacağı, yayımlandığı tarihten itibaren kural olarak derhal uygulanacağı- Somut olayda kamulaştırmasız el atma nedeni ile hükmedilen tazminat alacağına ilişkin kararın ilamlı icra takibine konu yapıldığı, bu ilamda aynı zamanda borçlu idare lehine taşınmazın tapuda tesciline karar verilmiş olmasının, yasadan kaynaklanan ve tazminat verilmesine ilişkin kararın doğal bir sonucu olup bu husus taşınmazın aynının çekişmeli olduğunu göstermeyeceği, belirtilen nedenle takip konusu ilamın infazı için kesinleşmesinin gerekmeyeceği-
İlk derece mahkemesince, dayanak ilama uygun şekilde alınan bilirkişi raporu ve ek rapor dosya kapsamına ve yasa hükmüne uygun olup, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğundan hükme esas kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı-
Taşınmazların ilamsız icra yoluyla başlatılan takip sonrasında verilen tahliye kararı gereği tahliye edildiği, ancak tahliye infazından sonra Bölge Adliye Mahkemesince tahliye kararının kaldırılarak reddedilmesi sebebiyle İİK m. 40 uyarınca İİK 366/son göndermesiyle icranın iadesi mümkün ise de; temyiz aşamasında Sulh Hukuk Mahkemesinin tahliye kararının kesinleştiği ve bu kararın maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiği ve İcra Hukuk Mahkemesi bağlayacağından İİK 40. maddesi gereğince icranın iadesinin mümkün olmadığı-
