taşınmazların tapu kayıtları incelendiğinde, her iki taşınmaz üzerinde de 3083 sayılı yasanın 11. maddesi gereğince haczedilmezlik şerhi bulunduğu, bu taşınmazların haczi için .............. İcra Dairesince yazılan müzekkerelere verilen cevapta, bu şerhten bahsedilerek haciz kaydının işlenemediğinin bildirildiği, neticede her iki icra dosyasından da bu iki taşınmaz üzerine haciz konulamadığı, bu iki taşınmazla ilgili şikayetin hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı- Şikayete konu taşınmazın tapuda avlulu kerpiç ev ve müştemilatı vasfıyla kayıtlı olduğu, davacı tarafça bu taşınmaza yönelik maişet şikayetinde bulunulduğu, meskeniyet iddiasında bulunulmadığı, maişet yönünden incelendiğinde; mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi raporu da nazara alındığında bu taşınmazın tarla vasfında olmadığı, üzerinde herhangi bir tarımsal faaliyet yürütülmediği, bilirkişi raporu ekindeki fotoğraflar incelendiğinde de, bu taşınmaz üzerinde sadece kerpiç yapıların bulunduğu, maişet şikayetine konu bir taşınmaz olmadığı , bu taşınmaz yönünden de şikayetin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı-
Borçluya gönderilen ödeme emri tebligatı incelendiğinde, tebliğ edilenin sadece ödeme emri olduğu, takip dayanağı çekin gönderildiğine dair bir açıklamaya yer verilmediği, bu durumda, ödeme emri takip talebine ve yasaya uygun düzenlenmediğinden ödeme emrinin iptali değil usulsüz olan tebliğ işleminin iptaline karar verilmesi gerektiği-
Alacaklı bankanın, alacağına karşılık borçlu ve kefilinin borçları ile ilgili olarak onlara ait taşınmazları cebri icra yolu ile aldığı takdirde KDV'den muaf olduğu-
İflas idaresinin seçimine ilişkin işlemin iptali isteminin reddine ilişkin icra mahkemesinin verdiği ilk karar kesin nitelikte olduğundan istinaf başvuru dilekçesinin reddine ilişkin ek karar yerinde görülerek şikayetçi idarenin istinaf başvurusu esastan reddedildiği, bu durumda hem iflas idaresinin seçimine ilişkin kararın kesinleşmiş olması hem de iflas idaresinin seçilmesi ile birlikte çalışmaya başlamasına engel bir düzenlemenin bulunmadığı-
Denetime elverişli ve oluşa uygun bulunduğu için hükmü esas alınan ........ tarihli bilirkişi raporunda hesaplanan faize ilişkin alacak kalemleri yönünden, icra emrinde hesaplanan miktarları aşan kısmın iptaline karar vermek gerektiği, ancak bu hususun icra emrinin iptalini gerektirmediği-
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 61, 94, 103 ve 104. maddeleri uyarınca işverenin çalışanlarına ödeme yaparken, "vergi sorumlusu" sıfatı ile gelir vergisine mahsuben vergi dairesine ödemekle zorunlu olduğu miktarları kesinti yapmak ve kalan kısmı da icra dosyasına yatırmak suretiyle borçtan kurtulması mümkün olduğunu-
Borçlunun vekili bulunması halinde tebligatın vekile yapılmasına dair zorunluluğun asile tebligat yapılması gereğini ortadan kaldırmadığı, İİK'nın 76 ve 338. maddesinde düzenlenen suçlar yönünden asile tebligatın arandığı, hal böyle olunca borçlu asile icra emri tebliğinin usulsüz olmayıp, borçlunun vekiline de tebligat yapılmamasının sadece bir eksiklik olduğuna işaret edildikten sonra, mahkemece bu eksikliğin ikmaline karar verilmesi gerekmekle birlikte, İlk Derece Mahkemesinin karar tarihinden sonra ...............'de borçlunun vekiline de icra emrinin tebliğ edilmiş olması nedeniyle şikayetin konusuz kaldığı- Davalı tarafta yer alan takip borçlusu ............ ile ............'nun adları altında Avukat .............'in, vekilleri olarak yazılı olduğu ve ilamın hüküm kısmının a bendinin 3. fıkrasında adı geçenler lehine vekalet ücretine hükmedildiği görülmekle, şikayet tarihi itibariyle borçlunun şikayetinde haklı olduğunun ve bu suretle yargılama giderleri ile vekalet ücretinin şikayet edilen alacaklı aleyhine hükmedilmesinin yerinde olduğu-
Yabancı para alacağı üzerinden başlatılan takiplerde alacağın Türk Parası karşılığının gösterilmesi gerektiği, bu hususun kamu düzeni ile ilgili süresiz şikayet konusu olduğu, mahkemelerce resen dikkate alınması gerektiği, takip talebinde ve ödeme emrinde takip alacaklısı tarafından yabancı para alacağının Türk parası karşılığı gösterilmediğinden takibin iptal edilmesi gerektiği-
Şikayetçi 3. kişi sıra cetveli alacaklısının, taraf olmadığı icra takibinin iptalini isteme hakkı bulunmadığı, iddialarını ancak sıra cetveline itiraz olarak ileri sürmesi halinde sıra cetveline itiraz davasında değerlendirme konusu yapılabileceği, icra mahkemesince şikayetin aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin hukuka uygun olduğu-
Alacaklı takip talebinde asıl alacak ve asıl alacağa işlemiş faizi Türk Lirasına çevirerek istediğinden, seçimlik hakkını Türk Lirası yönünden kullandığı ve faiz hesabının Türk Lirası üzerinden yapılması gerektiği-
