Hükme esas alınan ............... tarihli bilirkişi raporunda ............... plakalı araca ilişkin olarak; araç dışında hizmet aracı olduğuna dair herhangi bir logo ya da ibare bulunmadığı, araç içerisinde yapılan incelemelerde bahçe işlerinde kullanıma uygun tırmık, kürek ve çeşitli aletlerin bulunduğunun görüldüğü şeklinde tespitte bulunulduğu görülmüş ise de, ............. tarihli keşif zaptında karşı taraf alacaklı vekili tarafından araç içerisindeki aygıtların keşfe başlandıktan sonra konulduğunun ileri sürüldüğü, şikayetçi borçlu vekilinin de keşif zaptında bu beyana itiraz etmediğinin anlaşıldığı, keşif zaptındaki bu tespit karşısında bilirkişi raporunun tespitinin .............. plakalı aracın fiilen kamu hizmetinde kullanıldığını kanıtlamaya yeterli olmadığı, şikayetçi belediyece aracın fiilen kamu hizmetinde kullanıldığına dair başkaca delil ibraz edilmediği de gözetildiğinde, söz konusu araç yönünden şikayetin reddine ilişkin kararda isabetsizlik bulunmadığı, yine, ............... plakalı aracın belediyesi meclisinin kararında makam aracı olarak belirlendiği, belediye başkanının makam aracı bulunması zorunluluğu olmadığından, söz konusu aracın makam aracı olarak kullanılmasının bunun fiilen kamu hizmetinde kullanılıyor olduğu anlamına gelmeyeceğinden makam aracına ilişkin haczedilmezlik şikayetinin isabetsiz olduğu-
İcra Müdürlüğünün konulmuş bir haczin kaldırılmasına karar verme yetkisi olmadığı, bu yetkinin haczi yapan icra müdürlüğünün bağlı olduğu icra mahkemesinde olduğu- Borçlunun haczedilmezlik iddiasını inceleme yetkisinin icra müdürlüğünde olmadığı bu nedenle icra müdürlüğünün borçlunun haczedilmezlik iddiasını araştırmaya yönelik kararının yerinde olmadığı-
Takibe dayanak ilamının, şikayetçi borçlu tarafından huzurdaki şikayetin yapıldığı tarihten sonra Yargıtay 3. Hukuk Dairesince bozulduğu, ancak her dava ve şikayetin davanın açıldığı andaki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiği, itiraz ve şikayet tarihinden sonra borcun ödenmiş olması, itiraz ve şikayetten açıkça vazgeçilmediği sürece, icra mahkemesinin başvurunun esasını incelemesine engel teşkil etmeyeceği- Mahkemece ilama aykırı olarak fazladan talep edildiği iddia edilen alacak ve feri'lere ilişkin şikayetin esası incelenerek denetime ve hükme esas almaya elverişli bilirkişi raporuna göre icra emrinin düzeltilmesine karar verilmesinin yerinde olduğu-
dava dilekçesinde imzaya itirazın ileri sürülmediği, iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı bulunduğu, takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının ise hangi ilişkinin teminatı olduğunun senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile İspatlanmasının gerektiği, senedin ön ve arka yüzünde senedin teminat senedi olduğuna dair bir ibare bulunmadığı gibi davacı tarafça bu hususta yazılı belge de sunulmadığı, öte yandan davacı tarafın senedin bir bölümünde teminat senedi olduğuna dair ibarenin bulunduğunu ancak bu kısmın kesilmiş olabileceğini ileri sürmüş olmasının da tahrifat iddiası olup senedin tahrifat öncesinde (bir bölümü kesilmeden önce) üzerinde teminat ibaresi olduğunu gösterir delil (senedin iddia edilen tahrifat yapılmadan önceki örneği gibi) sunulamadığı, davacının ödemeye ilişkin iddialarının ise senede yönelik olmayıp, taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olduğu, İİK.'nin 169/1-a maddesi kapsamında bir ispatın varlığından söz edilemeyeceği ve yine senedin içeriğinin davalı tarafça sonradan doldurulduğu ileri sürülmüş ise de, bu hususta yazılı bir delil ibraz edilemediği gerekçesiyle mahkemece 'borçlunun tüm itirazlarının/şikayetlerinin sebeplerinin reddine' karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı-
taşınmazların tapu kayıtları incelendiğinde, her iki taşınmaz üzerinde de 3083 sayılı yasanın 11. maddesi gereğince haczedilmezlik şerhi bulunduğu, bu taşınmazların haczi için .............. İcra Dairesince yazılan müzekkerelere verilen cevapta, bu şerhten bahsedilerek haciz kaydının işlenemediğinin bildirildiği, neticede her iki icra dosyasından da bu iki taşınmaz üzerine haciz konulamadığı, bu iki taşınmazla ilgili şikayetin hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı- Şikayete konu taşınmazın tapuda avlulu kerpiç ev ve müştemilatı vasfıyla kayıtlı olduğu, davacı tarafça bu taşınmaza yönelik maişet şikayetinde bulunulduğu, meskeniyet iddiasında bulunulmadığı, maişet yönünden incelendiğinde; mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi raporu da nazara alındığında bu taşınmazın tarla vasfında olmadığı, üzerinde herhangi bir tarımsal faaliyet yürütülmediği, bilirkişi raporu ekindeki fotoğraflar incelendiğinde de, bu taşınmaz üzerinde sadece kerpiç yapıların bulunduğu, maişet şikayetine konu bir taşınmaz olmadığı , bu taşınmaz yönünden de şikayetin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı-
Hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda haline münasip evin değerinin 370.000 TL, şikayete konusu taşınmazın değerinin ise 450.000 TL olarak belirlendiği, bilirkişi raporunun denetime elverişli ve yeterli olduğu, borçlunun eşi ve bir çocuğu ile birlikte yaşadığı dikkate alındığında 2+1 nitelikte bir meskenin haline münasip olarak değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı- Satıştan arta kalan miktarın hak sahiplerine ödeneceğinin tabii olduğu-
Borçluya gönderilen ödeme emri tebligatı incelendiğinde, tebliğ edilenin sadece ödeme emri olduğu, takip dayanağı çekin gönderildiğine dair bir açıklamaya yer verilmediği, bu durumda, ödeme emri takip talebine ve yasaya uygun düzenlenmediğinden ödeme emrinin iptali değil usulsüz olan tebliğ işleminin iptaline karar verilmesi gerektiği-
İflas idaresinin seçimine ilişkin işlemin iptali isteminin reddine ilişkin icra mahkemesinin verdiği ilk karar kesin nitelikte olduğundan istinaf başvuru dilekçesinin reddine ilişkin ek karar yerinde görülerek şikayetçi idarenin istinaf başvurusu esastan reddedildiği, bu durumda hem iflas idaresinin seçimine ilişkin kararın kesinleşmiş olması hem de iflas idaresinin seçilmesi ile birlikte çalışmaya başlamasına engel bir düzenlemenin bulunmadığı-
Alacaklı bankanın, alacağına karşılık borçlu ve kefilinin borçları ile ilgili olarak onlara ait taşınmazları cebri icra yolu ile aldığı takdirde KDV'den muaf olduğu-
Borçlunun vekili bulunması halinde tebligatın vekile yapılmasına dair zorunluluğun asile tebligat yapılması gereğini ortadan kaldırmadığı, İİK'nın 76 ve 338. maddesinde düzenlenen suçlar yönünden asile tebligatın arandığı, hal böyle olunca borçlu asile icra emri tebliğinin usulsüz olmayıp, borçlunun vekiline de tebligat yapılmamasının sadece bir eksiklik olduğuna işaret edildikten sonra, mahkemece bu eksikliğin ikmaline karar verilmesi gerekmekle birlikte, İlk Derece Mahkemesinin karar tarihinden sonra ...............'de borçlunun vekiline de icra emrinin tebliğ edilmiş olması nedeniyle şikayetin konusuz kaldığı- Davalı tarafta yer alan takip borçlusu ............ ile ............'nun adları altında Avukat .............'in, vekilleri olarak yazılı olduğu ve ilamın hüküm kısmının a bendinin 3. fıkrasında adı geçenler lehine vekalet ücretine hükmedildiği görülmekle, şikayet tarihi itibariyle borçlunun şikayetinde haklı olduğunun ve bu suretle yargılama giderleri ile vekalet ücretinin şikayet edilen alacaklı aleyhine hükmedilmesinin yerinde olduğu-
