Davacı tarafından dava dilekçesinde, muaccelliyetin gerçekleşmediği iddiasının ileri sürülmediği, daha sonra ek beyan ile bu iddiasını ileri sürdüğü, davalının cevap dilekçesi ibraz etmediği, duruşmalara katılmadığı ve ek beyan dilekçesine karşı her hangi bir beyanının bulunmadığı gözetildiğinde davacı tarafından iddianın genişletilemeyeceği, HMK 357. maddeye göre dava dilekçesinde ileri sürülmeyen hususların istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceği-
5393 sayılı Kanun'un 15.maddesine eklenilen "...ve haciz işlemi sadece gösterilen bu mal üzerine uygulanır." ibaresinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması birlikte değerlendirildiğinde, 7 günlük ödeme süresinin geçmesi ile borçlu hakkındaki takibin kesinleşmiş olması nedeniyle alacaklının talebi doğrultusunda borçlu aleyhine haciz kararı alınmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı-
Takip talebinde yabancı para alacağının ve yabancı para cinsinden işlemiş faizin TL karşılığının gösterilmediğinin anlaşıldığı, takip talebindeki bu noksanlığın kamu düzeni ve devletin hükümranlık hakları ile ilgili olup, süresiz şikayet nedeni olduğu gibi, mahkemece de, takibin her safhasında doğrudan doğruya göz önünde tutulması gerektiği, o halde mahkemece takipte yabancı para cinsinden istenilen asıl alacak ile işlemiş faiz yönünden takibin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
02.03.2005 tarih ve 5311 Sayılı Kanun'un 24. maddesi ile değişik 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun 363/1.maddesine göre istinaf yoluna başvuru süresi tefhim veya tebliğden itibaren 10 gün olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf talebinde bulunan davalı vekiline 09.03.2022 tarihinde tefhim edildiği halde, istinaf dilekçesinin belirli süre geçirildikten sonra 12.04.2022 tarihinde verildiği, tefhimden itibaren yasal 10 günlük süre içerisinde istinaf dilekçesi verilmediğinden istinaf dilekçesinin reddine ilişkin ek kararın usul ve yasaya uygun olduğu-
103 davetiyesinin borçlu asile 06.05.2016 tarihinde tebliğ edildiğinin görüldüğü, 103 davetiyesinin vekil yerine borçlu asile gönderilmesinin yasaya aykırı olduğu, dolayısıyla borçlu asile yapılan tebliğ ile itiraz ve şikayetler yönünden yasal süre işlemeye başlamayacağı, şikayete konu taşınmazın haciz tarihinin 13.07.2015 olduğu, borçlu vekilinin icra dosyasına vekaletnamesini 10.06.2015 tarihinde ibraz ettiği, vekilin icra müdürlüğüne 09.05.2016 tarihli beyanı ile haczin kaldırılması talebinde bulunduğu görülmüş olup, 09.05.2016 tarihi itibariyle borçlu vekilinin hacizden muttali olduğunun kabulü gerekeceği- İİK.'nin 82/1-12. maddesine dayalı olarak haczedilmezlik şikayetinde bulunulabilmesi için, borçlu adına kayıtlı taşınmaz üzerine konulmuş geçerli bir haczin varlığı gerektiği-
Bağlayıcı hale gelen konkordatonun, konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan alacakları kapsadığı, somut olayda, takibe konu çekten doğan alacağın tahakkuk tarihi 30.03.2021(keşide tarihi) olup, alacağın konkordatonun tasdiki kararından sonra doğduğu anlaşılmakla, bu alacağın tasdik edilen konkordato kapsamında olduğundan bahsedilemeyeceği-
Takip talebi ve icra emrinde "............. Sigorta A.Ş. poliçe limitleriyle sınırlı olması kaydıyla" ibaresi bulunmakla birlikte, adı geçen sigorta şirketinin sorumluluk miktarına ilişkin bir bilgiye yer verilmediği, alınan bilirkişi raporunun bu haliyle ilmi ve teknik verileri haiz, hükme ve denetime elverişli olduğu, dava dilekçesindeki talebin bilirkişi raporundaki hesaplama ile doğrulanmış olması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı-
Ödeme emri ile birlikte borçluya senet suretinin de gönderilmemiş olması ve ödeme emri tebliğ mazbatası üzerinde sadece "örnek 10 ödeme emri vardır" ifadesinin yer alması halinde, İİK.'nin 58. maddesi uyarınca, borçlunun şikayetinin kabulü halinde 'takibin iptali' yerine 'ödeme emrinin iptaline' karar verilmesi gerekeceği-
Mahkeme kararının taraf vekillerinin yüzüne karşı 01.12.2021 tarihinde verildiği, davacı vekili tarafından 10.12.2021 tarihinde süre tutum dilekçesi sunularak gerekçeli kararın tebliğinden sonra ayrıntılı istinaf dilekçesi verme haklarının saklı tutulduğu, buna karşın gerekçeli istinaf dilekçesinin İİK.'nin 363. maddesi gereğince yasal süresi içerisinde sunulmadığı, bu itibarla incelemenin kamu düzeni ile sınırlı olarak yapıldığı, mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı ve hükümde kamu düzenine aykırılık bulunmadığı-
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un, 3678 sayılı Yasa ile değişik 4/a maddesinde; sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde, Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanacağının belirtildiği, somut olayda, takip dayanağı ilamda 343.780,64 USD'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verildiği, takipte ilama istinaden asıl alacak ve işlemiş faiz talep edildiği, Borçlar Kanunu'nun 100 maddesi uyarınca fiili ödeme tarihindeki kur değerinin karşılığının tahsilinin talep edildiği, mahkemece anılan yasal düzenleme kapsamında kamu bankalarının genel müdürlüklerinden faiz oranlarının sorulduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; kamu bankalarınca bildirilen faiz oranları üzerinden hesaplama yapıldığı ve takip tarihi itibariyle 5.973,50 USD asıl alacağın fazladan talep edildiği, 175,45 USD fazladan işlemiş faiz talebinde bulunulduğunun tespit edildiği, mahkemece şikayetin kısmen kabulü ile 5.973,50 USD asıl alacağın ve 175,45 USD işlemiş faizin icra emrinden çıkartılmasına, icra emrinin 15.231,34 USD asıl alacak, 176,61 USD işlemiş faiz olarak düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile bilirkişi raporunda belirtilen 14.07.2015 tarih itibariyle asıl alacak üzerinden hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu- Borçlu vekilince asıl alacağı ödemiş olmaları sebebiyle faiz işletilemeyeceği ileri sürülmüş ise de; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca kısmi ödemelerin, öncelikle faizden ve masraftan mahsup edileceği, faiz ve masrafları ödemedikçe, kısmi ödemelerin ana paradan  mahsup edilmeyeceği, ileri sürülen bu yöndeki istinaf başvuru sebebinin yerinde olmadığı-