Alacaklıya acente olarak bir borçları bulunmadığı ve kendilerine (acenteye) borçlu şirkete izafeten ödeme emri gönderilemeyeceği-
Davacı vekilinin bakiye yabancılık teminatının iadesine ilişkin talebinin karara bağlanmış ilam hükmü olduğu ve infazı gerektiği, mahkemenin teminatın iadesi talebinin reddine ilişkin ek kararları ilam mahiyetinde olmadığından Yargıtay'ın temyiz dilekçesinin reddine ilişkin kararının HMK kapsamında kesin hüküm oluşturmayacağı, dosyaya sunulan vekaletname genel vekaletname mahiyetinde olup ahz-u kabz yetkisi içerdiği, vekaletnamede herhangi bir süre sınırlaması bulunmadığı, dosya kapsamında yer alan .............. tarihli yetki belgesinde ............... tarihli vekaletname zikredilmek suretiyle "Ahzu-kabz yetkisi de dahil olmak üzere ilgili vekaletnamede geçen tüm yetkiler " denilmek suretiyle Av.. ve Av. ...'a yetki verildiği, yetki belgesinin de süreli olmadığı, bakiye bedelin iadesinin yetki belgesi ile yetkilendirilen vekillerce talep edildiği, vekaletin sona erme sebepleri kanunda belirlenmiş olup bu hususların gerçekleştiği iddia edilmediği gibi vekaletname tarihlerinin eski olması nedeniyle vekalet ilişkisinin de son bulmadığı anlaşıldığından, ilam hükmü nedeniyle bakiye yabancılık teminatının iadesi talebinin kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesi karşısında harçtan muaf olmayan davalı aleyhine karar-ilam harcına hükmedilmesi gerekirken, SGK. nun harç ödemeden dava açtığı gözden kaçırılarak " Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, " şeklinde karar verilmesi ve bu hususun Bölge Adliye Mahkemesince gözden kaçırılması hatalı olup, bozma sebebi ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği-
Davacı borçluya ödeme emrinin ............ tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ mazbatasına "muhatabın tebliğ anında adresinde bulunmaması, çarşıda olması nedeniyle aynı konutta ikamet ettiğini beyan eden görünüşe göre 18 yaşını bitirmiş babası .......... imzasına tebliğ edildi" şerhi düşüldüğü, Borçluya yapılan bu tebligatın (şeklen) Tebligat Kanunu'nun 16. ve 20. maddeleri ile Tebligat Yönetmeliği'nin 25. maddesi uyarınca usulüne uygun olduğu, ancak Kolluk araştırmasına göre kendisine tebligat yapılan Y. Karapıçak'ın tebliğ yapılan tarihte muhatap ile aynı adreste oturmadığı tespit edildiği görüldüğünden, ödeme emrinin muhataba tebliğinin usulsüz olduğunun kabulü gerekeceği,, ancak her ne kadar ödeme emrinin tebliği bu haliyle usulsüz olsa da davacı borçluya ............ tarihinde 103 davetiyesi tebliğ edildiği ve dava dilekçesinde 103 davetiyesine ilişkin usulsüz tebligat şikayetinin bulunmadığı, bu hususun .............. BAM. ......HD'nin kaldırma ilamı ile de tespit edildiği, bu durumda borçlunun ödeme emrinden en geç 103 davetiye tebliği ile haberdar olduğunun kabul edileceği, ödeme emrinden haberdar olunma tarihi en geç 103 davetiyesinin tebliğ tarihi olan ............ tarihi olduğuna göre ............... tarihinden usulsüz tebligat şikayeti tarihi olan (dava tarihi) ............. tarihine kadar yasal şikayet süresi olan (7) günlük süre geçmiş bulunduğundan süresinde yapılmayan şikayetin ve davanın reddine karar vermek gerektiği-
Takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının harca esas değerinin TL olarak gösterildiği gerekçesi ile borçlunun istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekeceği- Şikayetçi borçlunun takipten 11.11.2020 tarihinde haberdar olduğu anlaşılmakla, ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğuna yönelik 29.12.2020 tarihli şikayetin süre aşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken; işin esasının incelenerek yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu, ne var ki bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği-
Alacaklı tarafından borçlu ...... Isimli Gemi Donatanı ............... S.A.'ya izafeten .............. Gemi Acenteliği ve Taşımacılık Ltd. Şti. aleyhinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip (ör 8) başlatıldığı, burada borçlunun sadece Gemi Donatanı ................. Sa olduğu, acente ............ Gemi Acenteliği ve Taşımacılık Ltd. Şti.'nin borçtan herhangi bir sorumluluğunun olmadığı, sadece TTK'nın 105. maddesi gereğince donatanı takip ve davada aracılık yaptığı işler ile sınırlı olarak temsil ettiği, takip dosyasında bulunan ............. tarihli vekaletnamede de vekil edenin ............. Gemi Acenteliği ve Taşımacılık Ltd. Şti. olduğu, asıl borçlu ................ SA tarafından verilmiş bir vekaletnamenin olmadığı gibi, icra müdürlüğünün borçlu ya da vekili aleyhine herhangi bir işlem yapmadığı, icra müdürlüğü kararının tespit niteliğinde olduğu, bu nedenle şikayetçinin tespit niteliğinde olan karara karşı şikayet yoluna başvurmasında hukuki yararının olmadığı-
Mahkemece verilen karara karşı davacı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesi ve kamu düzeni kapsamında yapılan inceleme neticesinde .............. İcra Müdürlüğünün ............ talimat sayılı dosyasının incelenmesi ile şikayetçinin takip alacaklısı olduğu, alınan satış kararı uyarınca ipotek konusu taşınmaz ihalesine ilişkin olarak icra müdürlüğünce hazırlanan ............. tarihli satış ilanı ve aynı tarihli satış şartnamesinde KDV oranının %18 olarak belirtildiği ve bu hali ile ilan edildiği, ...........tarihli ihalede taşınmazın 2.432.000,00 TL bedel ile alacağına mahsuben şikayetçiye ihale edildiği, ihalenin kesinleşmesi üzerine ihale alıcısı şikayetçi tarafından KDV'den muaf olarak tescil işlemi talep edilmiş ise de %18 olan 437.760,00 TL KDV'nin yatırılması gerektiğinden bahisle talebinin reddedildiği görülmekle, somut olayda ihale konusu taşınmaza ilişkin KDV oranının %18 olduğu belirtilerek satış kararı doğrultusunda gerekli yerlerde ve vasıtalarla ilan edildiği, İİK'nın 16/1. maddesinde öngörülen yasal sürede icra mahkemesine başvurularak KDV oranının şikayet konusu yapılmadığı, ihale alıcısı alacaklının ihale şartlarını bilerek ihaleye girdiği, buna göre herkes için kesinleşmiş olan “ihale şartları” çerçevesinde yapılan ihaleden sonra KDV’den muaf olunması talebinin icra mahkemesinde ileri sürülemeyeceğinin kabulünün gerekeceği, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı-
Kredi sözleşmesi ve ihtarnameye dayalı genel haciz yoluyla başlatılan takipte asıl kredi borçlusunun ................. Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti. olduğu, şikayetçinin genel kredi sözleşmesinin müşterek ve müteselsil kefil olduğu, TBK'nın 586/1 maddesi gereği alacaklının borçluyu takip etmeden kefili takip edebileceği, ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerektiği, asıl borçlu şirket KHK ile kapatıldığına ve bu sebeple asıl şirkete takip yöneltmek mümkün olmadığına göre borçlu şirketin ödeme güçsüzlüğü içinde olduğunun kabulü gerektiği-
Özü ve vardığı hukuki sonuç itibariyle ayni nitelik taşıyan kamulaştırmasız el atmaya ilişkin ilamlarda hüküm altına alınan tazminatlara da kararın kesinleşmesinden itibaren Anayasa'nın 46/son maddesinde düzenlenmiş olan kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiği- İcra takibine konu kamulaştırmasız el atmaya ilişkin ilamın takip tarihinden sonra kesinleştiği, alacaklı tarafından fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmasa dahi zamanaşımı süresinin dolmasına kadar eksik kalan faiz alacağının her zaman talep edilebileceği-
"Vadesiz, 1. derecede ve serbest dereceden istifade etmek üzere faizsiz, fekki bildirilinceye kadar TL. miktarlı olarak tesis edilen" ipoteğin " TL " üzerinden kurulmuş limit ipoteği niteliğinde olduğu, alacaklının dayandığı hesap özetinin ise kredi sözleşmesinde yer alan "yabancı para alacağı" cinsinden borçluya gönderilen ihtar niteliğinde olduğu, alacağın muayyenlik ilkesine göre, ana paranın tür ve miktarının değiştirilemeyeceğinden, kredi sözleşmesindeki yabancı para alacağı üzerinden borçluya tebliğ edilen hesap özetine dayanılarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip yapılamayacağı-