Dava konusu taşınmazda idare ile birlikte yirmi hissedarın bulunduğu, kamulaştırmaya ilişkin bir şerh bulunmadığı, idare tarafından İcra Müdürlüğüne sunulan talep yazısında taşınmazda bulunan muhdesatların Kamulaştırma Kanunu’nun 20. maddesine göre icraen tahliye edilmesinin istenildiği, söz konusu taşınmazın idare adına tapuya tescil edilmediği dolayısıyla taşınmaz ve taşınmaz üzerindeki muhdesatlar kamulaştırılmış olsa bile taşınmaz idare adına tescil edilmediğinden taşınmazda bulunan muhdesatların Kamulaştırma Kanunu’nun 20. maddesine göre icraen tahliye edilmesinin ve taşınmazda bulunan kişilere tahliye için muhtıra gönderilmesinin mümkün olmadığı-
Şikayete konu takip dosyasında ise, icra müdürlüğünce yanılgılı değerlendirme yapılarak satış bedelinin sıra cetveli yapılmaksızın ödenmesine karar verildiğinin görüldüğü, buna göre, satış yapılmış ve kesinleşmiş ise de şikayet dilekçesinde ileri sürülen diğer iddialar sıra cetveli yapılmasından sonra itiraz halinde incelenebilecek hususlar olduğundan İlk Derece Mahkemesince şikayetin kısmen kabulü ile sıra cetveli yapılmasına karar verilmesi gerekeceği-
Asliye hukuk mahkemesinin itirazın iptaline ilişkin kararı üzerine alacağın haricen tahsil edilip, kararın bozulmasından sonra asliye hukuk mahkemesince verilen yeni karar üzerine fazla ödenmiş olan paranın tahsili için başlatılan genel haciz yolu ile ilâmsız takipte ödeme emrinin takip talebinde gösterilen asliye hukuk mahkemesinin ilâmındaki vekile tebliğinin usul ve yasaya uygun olduğu, "takip dosyasına vekil tarafından ayrıca vekâletname ibraz edilmemişse , ödeme emrinin asıla tebliği gerektiği" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
İstinaf talebinin HMK'nın 305/A maddesi kapsamında değerlendirmesinin (şartları varsa) maddenin düzenleniş amacına uygun olduğu- Ancak bu değerlendirmenin önceki karar kaldırılarak yapılmayacağı- Verilecek kararın yeni bir karar olmayıp, önceki kararın eki niteliğinde olması gerekeceği-
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararında; ................ İcra Hukuk Mahkemesinin ................, ................. İcra Hukuk Mahkemesinin ................... sayılı dosyalarında açılan ihalenin feshi davalarının henüz kesinleşmediği tespit edilerek, İİK’nın 134/9. maddesi gereğince bu davaların tescile engel olduğu belirtilmiş ise de; bu davaların sırasıyla, 3. kişi ... ... Ltd. Şti. tarafından açılan ve aktif husumet yokluğundan reddine hükmedilen ve daha önceden yukarıda dosya numaraları belirtilen mahkemelerde asıl borçlu ile ipotek borçlusu tarafından ayrı ayrı açılan davaların, bu kez asıl borçlu ve ipotek borçlusu tarafından birlikte açılması sonucunda, asıl borçlu yönünden kesin hüküm, ipotek borçlusu yönünden ise derdestlik nedeniyle reddine karar verilen davalar olduğu görülmüş olup, usule yönelik verilen bu kararların, asıl borçlu ile ipotek borçlusu tarafından açılan ve ................ İcra Hukuk Mahkemesinin .................... sayılı dosyalarında görülen ihale feshi davalarının reddine ilişkin kararların kesinleşmesi karşısında, tescile engel olduğunun kabulünün mümkün olmadığı- İcra müdürlüğünün, ihalesi kesinleşen taşınmazın ihale alıcısı adına tesciline ilişkin işlemleri yapmaktan kaçınması ve bu yönde verdiği karar, İİK'nın 134/son maddesi hükmüne aykırı olup, İlk Derece Mahkemesince, şikayetin kabulü ile şikayet konusu kararın iptaline karar vermek gerekeceği-
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararında, senet bedeli mahkemece belirlenen tevdii mahalline ödenmiş ise de ibraz anında takip alacaklısına ödenmediğinden itiraza konu icra takibinin haklı olduğu belirtilmiş ise de; takip tarihinden önce takip alacaklısı tarafından senedin ödenmek üzere borçluya ibraz edilmediği ve takipten önce senedin vadesinin gelmesi ile birlikte vadeden sonra 2 gün içinde Asliye Ticaret Mahkemesince belirlenen tevdii mahalline ödendiği, ............ Asliye Ticaret Mahkemesinin ............. sayılı dosyasında verilen ara karardan anlaşılacağı üzere, tevdii mahalline yatırılan paranın borçluya iadesi talebi reddedilmekle paranın halen tevdii mahallinde bulunduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, tevdii mahalline yapılan ödeme ile borçlunun borçtan kurtulduğunun kabulü gerekeceğinden, Bölge Adliye Mahkemesinin aksi yöndeki gerekçesinin doğru bulunmadığı, hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince, alacaklı tarafından vadede ödenmek üzere borçluya ibraz edilmeyen takip konusu senet yönünden, Asliye Ticaret Mahkemesince tayin edilen tevdii mahalline takip tarihinden önce yapılan ödeme dikkate alınarak, takibin iptali gerekeceği-
Gecikmiş itirazdan bahsedebilmek için ödeme emri tebliğ evrakının usulüne uygun tebliğ edilmesi gerektiği- Davacı borçlunun iş yeri adresine çıkartılan ödeme emri tebliğ evrakının, muhatabın geçici olarak çarşıda olması nedeniyle muhatapla aynı konutta oturan görünüşe göre 18 yaşını bitirmiş ve ehliyetli olan daimi işçisi ............ imzasına tebliğ edildiği, tebligatı olan borçlunun işçisi olmasına rağmen tebliğ evrakında konut diye bahsedilmesi sebebiyle tebliğ işleminin usulsüz olduğu, Tebligat Kanununun 32. maddesine göre tebliğ, usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılacağından, mahkemece şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
7176 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle 04.11.1983 tarih ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na eklenen geçici 14. maddesinde; “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 4.11.1983 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiilî el konulması veya hukuki el atılması sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere dair bedel ve tazminata ilişkin davalarda verilen mahkeme kararları kesinleşmedikçe icraya konulamaz. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, kesinleşmemiş mahkeme kararlarına dayanılarak başlatılan icra takipleri kesinleşmiş mahkeme kararı ibraz edilinceye kadar durdurulur. Aynı Kanunun 22/1-b maddesi gereğince Kanun yayımı tarihinde, yürürlüğe girer” düzenlemesinin yer aldığı- Temyiz incelemesi sonrası kanun değişikliğinin yapıldığı ve yürürlüğe girdiği, şikayete konu takip tarihinin 31.05.2019 olup, 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu'na eklenen geçici 14. maddesinin yürürlük tarihi olan 12.06.2019 tarihinden önce olduğu, alacaklı tarafından takip başlatılmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, İcra Müdürlüğünce takibin durdurulmasına dair verilen kararın isabetli olduğu, takip durdurulmuş olmakla durdurma kararından önceki hacizlerin fekkine dair yasal düzenlemede bulunmadığı-
Takip borçlusu tarafından muris ..............'a ait mirasın reddedilmesi sebebiyle TMK 611. madde hükmünce mirasın, altsoyu olan ve mirası reddetmeyen çocuklarına geçeceği, zira bir önceki zümrede mirasçı bulunmasının bir sonraki zümrenin mirasçılığına engel olduğu, bu durumda muris ...........'dan borçlu ...........'a intikal edecek hisse kaydına konulan haczin kaldırılması isteminin, çocukları tarafından istenebileceği, dolayısıyla takip borçlusuna intikal edecek hisse kaydına konulan haczin kaldırılması isteminde bulunan şikayetçinin muris ........... mirasçısı sıfatı ile taşınmazda hissedar olsa da, hisse kaydına haciz konulan ..............'ın mirası reddi sebebiyle TMK 611. madde gereğince mirasın intikal edeceği kişilerden olmadığı, o halde mahkemece şikayetçinin işbu şikayette aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gözetilerek şikayetin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Ticari ve iktisadi bütünlük kararı ile şirketlerin ülke ekonomisine yeniden kazandırılmaya çalışılması, şirketlerin iktisadi faaliyetlerini sürdürmesi, üretim ve istihdama katkı sağlaması hedeflendiğinden karar tarihinden itibaren iki yıl içerisinde bütünlüğe dahil olan işletmenin menkul, gayrimenkul, hak ve alacaklarının, üçüncü kişilerdeki alacaklarının haczinin mümkün olmadığı-
