Mahkemece senetteki imzanın davacıya ait olmadığı iddia edildiği halde, Devrek İcra Hukuk Mahkemesi’nin dava dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu raporuna göre davanın kabulüne karar verildiği, İcra Hukuk Mahkemeleri kararlarının takip hukukuna ilişkin olup, maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceği, bu nedenle Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan menfi tespit davasında senet üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği-
Adi senetten kaynaklanan menfi tespit isteminde, davanın dayanağı kira sözleşmesi olmadığından, temyiz inceleme görevinin Yargıtay 13. Hukuk Dairesine ait olduğu-
Mahkemece yapılması gereken işin, konusunda uzman yeni bir bilirkişi veya bilirkişi kurulundan, bilirkişiye davalı banka kayıtları üzerinde inceleme yapma yetkisi verilmek suretiyle, davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazlarını da karşılayacak şekilde, takip konusu borcun hangi miktarının hangi genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığına ilişkin ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli yeni bir rapor alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesinden ibaret olduğu-
Dava tarihi itibariyle davacının aleyhinde başlatılmış icra takipleri bulunmasına ve davadan önce icra takiplerinin iptaline ilişkin bir mahkeme kararının da mevcut olmamasına göre davacının dava tarihi itibariyle menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğu-
Dava konusu çeklerdeki keşideci imzasının, davacı tarafa ait olmadığının, alınan bilirkişi raporları ile sabit olduğu, keza, söz konusu imzaların davacının kardeşi R. Ayar’a ait olduğunun da açık olduğu, ne var ki, davacının kardeşi R. Ayar’a kambiyo senedi imzalama yetkisi verdiğine dair yazılı bir belgenin bulunmadığı, mahkemenin davanın kabulüne dayanak teşkil ettiği ceza mahkemesinde ve Cumhuriyet Başsavcılığı’nda davacı ve kardeşi R. Ayar’ın beyanlarının, davanın kabulüne yeterli kabul edilemeyeceği-
Davacı şirketin temsilcisi tarafından yapılan kabul beyanının salt haciz sırasında yapılmış olmasının ve haciz tutanağında yazılı olmasının tek başına söz konusu irade beyanın geçerliliğini etkilemeyeceği, şirket adına yapılan irade beyanını sakatlayan başka bir neden veya gerekçe de gösterilmemiş olması nedeniyle borcun kabulüne dair şirket temsilcisinin imzalı beyanının haciz baskısı altında yapıldığının kabulünün isabetsiz olduğu-
Taraflar arasında işçi-işveren ilişkisinin bulunduğu, dava, bu ilişki içinde verilen bonodan kaynaklandığına göre, 4857 sayılı iş kanunu ve 5221 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun ilk maddelerinde belirtildiği üzere davanın iş mahkemesinde görülmesinin gerekeceği-
Gerekçeli kararın gerekçe kısmında itirazın iptali ile ilgili hususlardan söz edildiği halde hüküm fıkrasında menfi tespit kararı verilmekle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratıldığı, bu hal HMK'nun 297. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden, hükmün bozulmasının gerekeceği-
Trafik siciline tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirlerinin, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterler tarafından yapılacağı, noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirlerin geçersiz olduğu-
Kredi sözleşmesi gereğince davalı tarafça davacı Bayiye bağış olarak verilen paranın teminatını teşkil etmek üzere düzenlenen çekler bedelinin tahsili için öncelikle, davalının davacı tarafın belirlenen süreden önce Madeni Yağ Bayilik sözleşmesini feshettiğini, kredi sözleşmesinin 3. maddesi ve bayilik sözleşmesi gereğince de, sözleşmeyi ihlal ettiği iddialarını usulüne uygun delillerle kanıtlamasının gerekeceği-
