Taşınmazın iskan ruhsatı alınmadan kiraya verilmesinin hukuki ayıp teşkil ettiği, Borçlar Kanununun 250.maddesi hükmü uyarınca ayıbın giderilmesi için kiralayana uygun bir süre tanınmadan, doğrudan kira sözleşmesinin fesih hakkının kullanılması, haklı fesih nedeni olarak kabul edilemeyeceği, kiracının, kira süresi sona ermeden kira sözleşmesini tek taraflı olarak feshederek kiralananı tahliye etmesi durumunda kira süresinin sonuna kadar kira parasından sorumlu olduğu, bununla birlikte kiralayanın, bu yerin yeniden kiralanması konusunda gayret göstermesi, böylece zararın artmasını önlemesi için kendisine düşen görevi yapması gerektiği. bu durumda kiraya verenin zararı tahliye tarihinden kiralananın aynı koşullarla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar boş kaldığı süreye ilişkin kira bedelinden ibaret olduğu-
Taraflar arasındaki menfi tespit davasına konu çek üzerinde davalının ciro yoluyla hamil konumunda bulunması nedeniyle bu çeke dayalı olarak davacı aleyhine takibe girişmekte kötüniyetli bulunmadığının gözetilmesi gerekeceği-
Taraflar arasında bir borç ilişkisi olup olmadığının belirlenmesi için davacının sözleşmelerde imzası bulunmadığına yönelik iddialarının kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti gerekeceği-
Abonelik sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin davanın temyiz incelemesinin işbölümü uyarınca Yargıtay 3.Hukuk Dairesince yapılacağı-
Davacı borçluyu dava açmaya zorlayan icra takibinin haksız ve kötüniyetli olması halinde İİK'nun 72/5 maddesi uyarınca, davacı borçlu yararına talebi üzerine haksız ve kötüniyetli takip tazminatına hükmedileceğinden, tazminatın saptanması için icra takip tarihindeki haklılık durumunun dikkate alınması gerekeceği-
İhtiyati tedbir kararı verilmiş ise de teminat yatırılmadığından tedbir infaz edilmediğinden; mahkemece İİK'nun 72/4. maddesinde öngörülen tazminat koşullarının oluşmadığı-
İşbu dava, C. K. A.'ın mirasçıları tarafından murisin kefalet borcu nedeni ile açılmış bir dava olup, asıl borçlu E. A.'ın şahsi borcu nedeni ile açılmış bir davanın bulunmadığı, bu durumda, mahkemece taleple bağlılık ilkesi gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, bu yöndeki talep aşılıp, davacının aleyhine asıl borçlu sıfatıyla yapılan takip yönünden açılmış bir dava bulunmadığı halde, bu yönden davanın reddine ve davalı aleyhine yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Borçlu olunmadığının tespiti isteminde, davacının icra inkar tazminat istemi olduğu halde, bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesinin bozmayı gerektirdiği-
Mahkemece, davacının da akidini seçmede özensiz davranıp davranmadığı ve müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususu üzerinde durulmadan hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
6352 sayılı Yasa ile değişik İİK'nın 72/5. maddesindeki kötüniyet tazminatı oranının %40'dan %20'ye düşürülmesi nedeniyle uygulanacak kötüniyet tazminatı oranlarının takip tarihi itibariyle gözetilmesi gerekeceği-
