Menfi tespit ve istirdat davası-
Davacı borçlunun, dava konusu mal satışıyla ilgisi bulunmadığı anlaşılmış olup, davacı ile dava dışı ihbar edilen ayrı tüzel kişiliklere sahip şirketler olduğundan ve somut olayda perdenin aralanması teorisinin uygulanması gerektiğine dair bir durumda söz konusu olmadığından menfi tespit davasının tümden kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Davacı, davalı tarafından tahakkuk ettirilen 101.461,80 TL'lik fatura bedeli nedeniyle, davalıya şimdilik 10.000,00 TL borçlu olmadığının tespitini istemiş olup, dava edilen talep konusunun, niteliği itibariyle taraflar arasında tartışmalı olup, bölünebildiği dikkate alındığında, toplam tahakkuk miktarının sadece bir kısmının menfi tespit davası yolu ile ileri sürülmesi mümkün olduğu-
Dava edilen talep konusunun, niteliği itibariyle taraflar arasında tartışmalı olup, bölünebildiği dikkate alındığında, toplam tahakkuk miktarının sadece bir kısmının dava yolu ile ileri sürülmesinin mümkün olduğu, hal böyle olunca, mahkemece; davacının kısmi dava açmasında hukuki yararı bulunduğu gözetilerek, işin esasına girilip oluşacak sonuç dairesinde karar verilmesi gerekeceği-
Kambiyo senetlerinden bonoya dayalı menfi tespit davasında; TTK.'nun geçici 10. maddesi hükmüne göre; 01.07.2012 tarihinden önce açılmış bulunan ticari davalar bakımından ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin, işbölümü ilişkisi olarak değerlendirildiği, ancak bu tarihten sonra açılacak ticari davalar yönünden işbu mahkemeler arasındaki ilişkinin, görev ilişkisi olduğundan mahkemece re'sen gözetileceği- Dava konusu bono TTK'da düzenlenmiş kıymetli evrak niteliğindeyse de; ilgili ticaret mahkemesinin, dava tarihinden sonra kurulduğu, bu nedenle; dava tarihi itibariyle asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu, bu durumda; uyuşmazlığın yerel mahkemede İİK'nın 72. maddesi çerçevesinde çözülmesi gerekirken, görevsizlik kararı verilmesinin doğru olmadığı-
Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin uğramış olduğu maddi zararın miktarını açıkça belirtmiş bulunduğundan davasını tam dava olarak sürdürmesi ve uğradığını iddia ettiği zararın tümü yönünden eksik peşin harcı tamamlaması için HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca kendisine kesin süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Tazminat davası-
Dava konusu uyuşmazlığın sayacın doğru tüketim kaydetmemesi nedeniyle doğduğu dosyadaki belgelerle sabit olduğuna göre, davalı idarenin, kendisine düşen edimi ifada ihmal gösterip göstermediği ve dolayısıyla, 818 sayılı BK’nun 98/2. maddesi delaletiyle sözleşme ilişkilerine de uygulanması gereken BK’nun 44. maddesi (6098 sk. 114/2. maddesi delaletiyle 52. maddesi ) uyarınca müterafik kusurlu olup olmadığı hususunu da saptanması gerekeceği- Takip ve dava konusu alacağın varlığı ve miktarı yargılama sonucu toplanan deliller ile saptanacak olmakla, alacak likit kabul edilemeyeceğinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin isabetsiz olduğu-
Kurumca düzenlenen ödeme emirlerinin iptaline-
Nakden düzenlenmiş senetten dolayı menfi tespit talebine-