Davanın icra takibine konu bonodan dolayı borçlu bulunmadığının tespitine ilişkin olduğu, davacı dava konusu bonoda aval veren konumunda olup, 6102 sayılı TTK'nun 702/2.maddesi (e6762 TTK 614/2) uyarınca aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdünün geçerli olduğu, buna göre davacının bonodaki şekle ait noksanlıklar dışında itirazda bulunamayacağından davanın reddi gerekeceği-
Senedi icraya koyan davalının, davacıdan senet ile alacaklı olmadığı yani senedin karşılıksız olduğunu bildiği anlaşıldığından ve icra takibi sırasında alacak temlik edildiğinden, temlik edene karşı ileri sürülebilecek olan def'iler temellük edene karşı da ileri sürülebileceği, yani temlike alana karşı da senedin karşılıksız olduğunun ileri sürülmesinin mümkün olduğu- Davalının icra takibine konu alacağı menfi tespit davasından önce diğer davalıya temlik etmiş olduğundan, TBK. mad. 189 uyarınca, dava konusu alacak üzerinde bir hakkının kalmadığı ve bu davalı açısından taraf sıfatı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Mahkemece çekin zorunlu unsurlarından olan keşide yeri ve tarihi bulunmadığından kambiyo senedi vasfında olmadığı ve taraflarında tacir olmadığı belirtilerek, ticari dava niteliği bulunmadığı gerekçesiyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmişse de; davaya konu çekin incelenmesinde keşide yeri ve tarihinin bulunduğu dolayısıyla çekin yasal unsurlarının tam olduğu anlaşılmakla TTK’ nun 4. maddesi uyarınca davaya bakma görevinin ticaret mahkemelerine ait olması nedeniyle mahkemece yargılamaya devam olunarak bir karar verilmesi gerekeceği-
Taraflar arasındaki uyuşmazlık tarafların ticari iş ve işletmeleri ile ilgili hususlardan kaynaklandığından, TTK.’nun 4. ve 5. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın çözümünde asliye ticaret mahkemesinin görevli olması nedeniyle dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerekeceği-
HMK. mad. 367/1 gereğince, temyiz kararın icrasını durdurmayacağı, yani kural olarak kararın kesinleşmemiş olmasının, kararın yerine getirilmesini önlemeyeceği- Somut olayda, icra takibinin dayanağı olan ..... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin .... Esas, ... Karar, ..... tarihli ilamı, "eser niteliğindeki görsellerin izinsiz kullanımlarından kaynaklanan 5846 sayılı Yasa'nın 68. maddesi uyarınca istenen telif hakkı tazminatı alacağı"na ilişkin olduğu, ilam, şahsın hukuku ile ilgili olmakla birlikte tarafların şahsı ile ilgili hukuki durumlarında değişiklik yaratan bir sonuç doğurmayıp, sadece malvarlığını etkilediğinden, takibe konulabilmesi için kesinleşmesi gerekmediği-
Birleşen davaların bağımsızlıklarını korudukları; bu sebeple her bir birleşen dava için ayrı ayrı HMK.’nun 297 ve 298. maddelerine uygun hüküm kurulması gerektiği; eldeki somut davada ise mahkemenin yargılamayı sonuçlandırarak tefhim ettiği kısa kararda, “davanın reddine,” denildiği halde, gerekçeli kararda tefhim edilen kısa karardan farklı olarak “esas ve birleşen davanın reddine” denilerek, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmış olduğu; bu durumun HMK.’nun 298. maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olduğu-