Davacının imzayı inkar ederek menfi tespit davası açtığı, dava dışı şahısların beyanlarının tarafları bağlayıcı olmadığı, mahkemece imzanın davacı keşideciye ait olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Davacının kısmi dava açabilmesi için, bu davayı açmada korunmaya değer bir hukuki yararının bulunması gerektiği- Elektrik faturasına istinaden kıyaslama yoluyla belirlenen tüketim miktarının doğru olmadığını ileri sürülerek açılan menfi tespit davasının kısmi dava şeklinde açılabileceği-
Davacı delilleri arasında yemin delili de bulunduğundan davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece 02/03/2016 günlü duruşma oturumunda tahkikat aşamasına gelinmiş olduğu halde, tahkikatın bittiği tefhim edilmeden (HMK m.184) ve sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunulması amacı ile davet hususu yerine getirilmeden karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Dava konusu borcun teminatını oluşturan ipotekli taşınmazın satışı sonucunda oluşan satış bedelinin 19/12/2014 tarihinde yatırıldığı ve takip konusu borcun tamamının bu şekilde ödenmiş olduğu dosya içeriğinden anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne karar vermek gerekeceği-
Faktoring işlemine ve temlike konu edilen dava konusu çekteki ciro silsilesinin düzgün olduğu ve çekin ilgili yönetmeliğin 22/2 maddesine uygun şekilde temlik edilmiş bulunduğu ve esasen birleşen dosya davacısı şirketin çekte herhangi bir sıfatının da bulunmadığı dosya içeriğinden anlaşıldığından asıl davanın esastan birleşen davanın ise husumet yönünden ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece 02/03/2016 günlü duruşma oturumunda 'tahkikatın bittiği' tefhim edilmeden (HMK m.184) ve sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunulması amacı ile davet hususu yerine getirilmeden karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Uyuşmazlık için itirazın iptali davası açıldığında aynı konuda menfi tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı-
“Takibe ve davaya konu bononun başka amaçla imzalanmak üzere hazırlanan belgenin imza attırılmak istenen bölümünün kesilerek boşluk oluşturulduğu, bir bölümü üst belgedeki boşluğa denk gelecek şekilde belgenin altına başka bir belgenin yapıştırıldığı, her iki belge birbirinden ayrıldıklarında üst belgedeki imzanın denk geleceği bölümün kesilip boşluk haline getirildiği, başka üst belgeye imza attığını düşünen kişinin bu yöntemle gerçekte üst belgenin altına saklanan belge üzerine imza atmasının sağlandığı, dolayısıyla üst belgeye imza atan davacının bono düzenleme kastı olmadığı halde hile ve desise kullanılarak ve üst belgeye attığı imza kullanılmak suretiyle keşidecinin iradesi sakatlanmak suretiyle bono oluşturulmak suretiyle borçlandırıldığı, benimsenen Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi bilirkişi raporu gereğince menfi tespit davasının kabulüne, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklının davacı-borçlu aleyhine takip yapmakta kötü niyetli olduğu anlaşıldığından asıl alacak miktarı üzerinden %20 kötü niyet tazminatı ödemesine” karar verilmesinin isabetli olduğu-
Davacı tarafından köyde ekilen tarlada kullanılan su miktarı kadar borç olması gerektiğinin ve verilen senedin teminat senedi olduğunun savunulduğu davada, senedin, davacı tarafından asıl borçlu olarak imzalandığı ve senedin teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılamadığı bilinerek; tek başına davalı kooperatifi temsile yetkili olmayan şahsın senedin teminat senedi olduğuna ilişkin beyanının davalıyı bağlayıcı nitelikte olmadığı, davacının ödediği miktara herhangi bir itiraz olmadığına göre; bu bedel dışındaki borç ve işleyen faizden davacının asıl borçlu olarak dava dışı kefil ile birlikte sorumlu olduğu-