Senette bedelde tahrifat olması halinde yazı ile yazılan kısma itibar edilemeyeceği- Senedin tahribat öncesindeki durumu dikkate alındığında,6.000 TL olarak düzenlendiği ve davacının 2.000 TL borç için senedi verdiği iddiasını kanıtlayamadığı, ancak tahrif edilen 2.000 TL için davacı sorumlu tutulamayacağından davanın bu kısım yönünden kabulü gerektiği-
Kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla başlatılan icra takibine vaki menfi tespit istemli davada, icra takibine konu senedin dosyaya ibrazı sağlandıktan sonra, tarafların delilleri toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Davacı ile davalı ard arda gelen cirantalar olup, bu hale göre taraflar arasında senedin verilmesine esas teşkil eden bir temel ilişkinin bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği- Mahkemece bu yön gözetilmeden davacının takibe konu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin hatalı olduğu- Davacı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yapılan takipten dolayı borçlu olmadığının tespitini istemesine rağmen HMK. nun 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak talep dışı bir karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğu-
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki imza incelemesine esas belgeler arasında sözleşme tarihinden önce samimi olarak atılmış belge asılları bulunmamakta olup, ayrıca bir kısım belgelerin ise fotokopi evrağı olduğu, fotokopi belgeler üzerinde yapılan imza incelemesi sonucunda düzenlenen raporun hükme esas alınamayacağı-
Takip ve dava konusu bonoların keşide tarihinden önceki döneme ait davacının resmi kurumlar önünde atılmış imza asılları getirtilip, imzanın davacıya ait olup olmadığı yönünde yeniden uzman bilirkişiden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesinin hatalı olduğu- Davalı dava konusu senetlerin ciro yoluyla hamili olup, bu nedenle keşidecinin imzasının sahte olduğunu bilebilecek durumda bulunmadığından, tazminata hükmedilmemesi gerektiği-
Mahkemece, dava konusu senedin teminat senedi olduğunun tarafların karşılıklı beyanları ile sabit olduğuna göre neyin teminatı olduğu hususu açıklattırılarak teminat fonksiyonunun devam edip etmediği ve teminat altına alınan borç varsa bunun miktarı araştırılıp, tespit edilerek senedin hangi miktar bakımından takip edilebileceği hususları net bir şekilde belirlenip, deliller hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekeceği-
Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda sözleşme hükümleri esas alınmak sureti ile eksik iş bedeli ve dolayısıyla bankanın sorumluluğu belirlenmiş olup, mahkemece bilirkişinin belirlemiş olduğu miktara göre davalının sorumluluğunun belirlenmesi gerekeceği, zira davacı davalı şirketten aralarındaki sözleşme hükümleri ile özellikleri belirtilmiş bir adet daire satın almış olup, bunun altında bir malzeme ve işçiliği kabule zorlanamayacağı, o halde mahkemece, bilirkişinin sözleşme hükümleri esas alınarak belirlemiş olduğu eksik iş bedeline göre davalının sorumluluğunun tespiti gerekirken, aksi düşünceyle ve geçici site yönetimin eksik işler için davacının yapmış olduğu ödemelere ilişkin bildirmiş olduğu rakam esas alınarak davalının sorumluluğunun belirlenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
HMK hükümlerinde öngörülen yargılama kesitlerine (davanın açılması ve karşılıklı dilekçelerin verilmesi, ön inceleme, tahkikat, tahkikatın sona ermesi, sözlü yargılama ve hüküm) uyulmadan yazılı şekilde davanın esası hakkında karar verilmesinin hatalı olduğu- Bilirkişi raporuna yapılan itirazlar karşılanmadan, itiraza uğrayan raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğu- Davalı-borçlunun, davacılar hakkında suç duyurusunda bulunduğu anlaşıldığından, menfi tespit davasında, bu soruşturma dosyasının da incelenmesi gerektiği-
Dosya içeriğinden; davalı alacaklının ...... Ağır Ceza Mahkemesinin ....... esas ...... karar sayılı dosyası ile nitelikli dolandırıcılık suçundan sanık sıfatıyla yargılandığının, davalı-alacaklının borçlu olmadıklarını bildiği halde davacı-katılanların aleyhine icra takibi başlatmak, katılanların sistemde bulunan adresleri yerine farklı adres göstererek tebligat çıkartmak ve takibi kesinleştirerek haciz yaptırmak sureti ile suçun unsurlarının tamamlandığı kabul edilerek, davalı alacaklının nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar verildiğinin, kararın kesinleşmediğinin, yine ceza davasına esas alınan icra dosyasında ise borçluların mernis adreslerinden farklı adresler gösterilerek takibin kesinleştirildiğinin anlaşıldığı, bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu edilen borcun gerçek olmadığının, davalının icra takibinde haksız ve kötüniyetli olduğunun açık olduğu, şu halde, İİK'nun 72. maddesi gereğince kötüniyet tazminatına karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı değerlendirme ile kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
İİK. mad. 167 uyarınca, alacaklının, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, hem kambiyo senetlerine özgü icra takibi ile beraber ayrıca ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi yapmasında bir engel bulunmadığı- Davacı borçlunun borçlu olmadığı miktarın dava tarihleri itibariyle tespit edileceği- Bilirkişiden rapor alınarak öncelikle alacaklının başlattığı icra takiplerinin tarihi itibariyle alacak belirlendikten sonra dava tarihine kadar yapılan ödemeler öncelikle faize mahsup edilerek dava tarihi itibariyle alacak belirlendikten sonra borçlu olunmayan miktar yönünden menfi tespite karar verilmesi gerektiği-