Davalı, Savcılık ifadesinde malen düzenlenmiş senedi verdiği borç karşılığında aldığını söyleyerek senedin ihdas sebebini talil etmiş olduğundan, olayda ispat yükü davalı tarafa geçmiş olduğu-
Taraf ve dava ehliyetinin, 6100 sayılı HMK.'nun 114/1-d maddesinde dava şartı olarak gösterildiği, aynı Yasa'nın 115. maddesinde dava şartlarının davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılacağının hükme bağlandığı, dava şartlarının usuli kazanılmış hakkın istinalarından olduğu, hal böyle olunca davacının somut olay bakımından aktif dava ehliyetinin mevcut olduğu gözetilerek işin esası yönünden inceleme yapılıp bir hüküm kurulması gerekeceği-
Davacının dava konusu senette aval veren durumunda olduğu, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 702/2. maddesinde aynen: “Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle aykırı noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir” hükmünün yer aldığı-
Davacının davalıdan borç aldığını, karşılığında davaya konu senedi boş şekilde imzalayarak davalıya verdiğini, davalıya olan borcunu ödemesine rağmen davalının 8.000 TL daha borcun bulunduğunu söyleyerek senedi iade etmediğini, davalının söz konusu senet sebebiyle Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanarak tefecilik suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkum olduğunu ve hükmün açıklanmasının geri bırakıldığını savunarak, söz konusu senet sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği davada, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair ceza mahkemesi kararının hukuk hakimini bağlayıcılığı bulunmadığı, davaya konu boş senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu konusunda ispat külfetinin davacıda olduğu, bu iddianın kesin deliller ile ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddi gerektiği-
Davanın, icra takibine konu bonodan dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, davacılar bononun bedelsiz olduğu iddiası yanında bonodaki bedelde tahrifat yapılarak 2.800 TL.nin 28.000 TL olarak düzeltildiğini belirtmiş olup, mahkemece bedelde yapıldığı iddia olunan tahrifat ile ilgili herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmaksızın karar verildiği, mahkemece davacıların tahrifat iddiasına ilişkin konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılıp,tüm deliller toplandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Davanın İİK'nın 72. maddesine göre açılmış menfi tespit istemine ilişkin olduğu, yargılama aşamasında İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verildiği ve kararın teminat yatırılmak suretiyle uygulandığı, mahkemece tazminat konusunda bir karar verilmesi gerekirken bu yönde olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olmasının doğru olmadığı-
Davalının davacılara satışa konu malları teslime hazır olduğunu bildirmesi yönünde ihtar çekmesi, karşı tarafın buna rağmen malları teslim almaması üzerine 3. kişilere satıldığının anlaşılması karşısında, davalının zarara uğradığı düşüncesiyle takibe giriştiği kabul edilebileceğinden takibinde kötüniyetli olduğunun kabulünün isabetsiz olduğu-
Süresinde bankaya ibraz edilmeyen çekin, kambiyo vasfını kaybedeceği ve TTK. mad. 793 uyarınca alacağın temliki hükümlerine tabi olacağı-
Davanın; kredi kartı üyelik sözleşmesinden kaynaklandığı, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe girdiği ve davanın 19.08.2015 tarihinde açıldığı, 6502 sayılı Yasa'nın 73/1 maddesi hükmü uyarınca; uyuşmazlığın çözümünde görevin tüketici mahkemesine ait olduğu ve görev hususunun re'sen gözetilmesi, bu yönde bir karar verilmesi gerektiği-
Yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı kısa kararında “Davanın reddine” denildiği halde, gerekçeli kararında “Davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatının kabulü ile asıl alacağın %20'sine tekabül eden 3.800,00.-TL'nin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine” denildiği, böylece tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında davalı yanın tazminat talebi yönünden çelişki yaratıldığı, bu hal, HMK 298/2 maddesine aykırılık teşkil ettiğinden, hükmün bozulması gerekeceği-
