Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kesinleşmiş icra takibine konu alacak nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine ilişkin davada, genel kredi sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olduğu yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de; icra takibine konu asıl alacak ve fer’ ilerine ilişkin olarak herhangi bir inceleme yapılmamış olup, dava tarihi itibariyle davacının sözleşmedeki kefalet limiti ve temerrütünün hukuki sonuçlarından sorumlu olacağı göz önüne alınarak alacak miktarı konusunda bankacılık konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Bonoya dayalı kambiyo senetlerine mahsus yol ile takipte vade tarihinden itibaren avans faizi uygulanabileceği-
Konusuz kalan davada, davacının "davaya konu olan senetleri bildiği ve dava dışı kayınbiraderi tarafından kendi adına bu senetlere imza atılmasına rızası olduğunu" beyan etmesi karşısında, HMK. mad. 329 ve 331 hükümleri gözetilerek, davacının iyiniyetli olduğundan söz edilemeyeceğinden davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmesinin hatalı olduğu-
Davalı banka tarafından dava kabul edildiğinden, davacının dava açmakta haklı olduğu dikkate alınarak yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden hüküm kurulması gerektiği-
Kesinleşen icra takibindeki haczedilen aracın satışının iptaline karar verilmesinin menfi tespit davasının konusuz kaldığı anlamına gelmeyeceği-
Zayi nedeniyle iptal davasına konu olan çeklerin çek hamili tarafından takibe konulması üzerine açılmış çek istirdatı davası- Çekler üzerinde çeklerin davacıya ait olduğuna dair herhangi bir ibare olmadığı gibi davacı bu konuda herhangi bir yazılı delil de sunamamış olup mahkemenin gerekçesine konu ettiği Ceza Mahkemesi kararının kesinleştiğine dair de dosya içinde herhangi bir belgeye rastlanılmamış olup birleşen dosyada mahkemece verilen kararda "davacıların imzaların istiklali prensibi gereğince 5. cirantanın cirosunu inkar etmiş olmasına değer verilmeyeceği düşünülmeden ve yine kesinleşip kesinleşmediği saptanamayan ceza davasında verilen karara dayanılarak dava kabul edilmiş olduğu, birleşen diğer dosyada verilen kararın ise temyiz edilmediği için temyiz incelemesi dışında tutulmuş olduğu, asıl ve birleşen dosyada mevcut delil durumuna göre davaların kabulünün hatalı olduğu- Mahkemece ceza davasında verilen karara dayanılabilmesi için bu ceza davasının davalısının mahkumiyetine ilişkin kısmının dava konu çeklerle ilgisinin olması ve kararın kesinleşmesi gerektiği-
İmza incelemesi için alınan iki rapor arasındaki çelişkinin girilmesi gerektiği-
6502 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten (28.05.2014) önce kredi kartından doğan uyuşmazlıklara bakma görevinin asliye hukuk mahkemelerine ait olduğu-
Davacıya ait banka kartının çalınması ve haksız kullanımı sonucu bankaya ödenen bedelin iadesi istemi- Haksız olarak elde edilen banka kartının kullanımının aynı zamanda kart şifresinin de bilinmesi ile mümkün olduğu- Kart hamili şifrenin muhafazasından ve güvenliğinden sorumlu olduğu- Şifreyi seçerken kolay bulunan, örneğin kimlik bilgileri içinde yer alan rakamların seçilmemesinin gerektiği- Kart hamilinin kendi kişisel bilgilerini de koruması gerektiği- Şifre değişimi yapılırken davacının gizli olması gereken ve sadece kendisinin bileceği anne kızlık soyadının kullanıldığı anlaşıldığından, davacının olayda ağır kusurlu olduğu ve 5464 sayılı Yasanın 12. maddesinden yararlanamayacağı-
Keşideci ile lehtar arasındaki defiler iyi niyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceği- Bononun kenarlarının kesilmiş olmasının bonoda tahrifat olarak değerlendirilemeyeceğinden sahtecilikten söz edilemeyeceği-
