Kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması bozma nedeni olup, HMK'nun 298/2 maddesi hükmüne uygun şekilde yeniden karar verilebilmesi için hükmün bozulması gerekeceği-
Mahkemece, icra mahkemesinin ret kararının kesinleşip kesinleşmediği, kesinleşmiş ise aynı konudaki bu şikayet yönünden kesin hüküm teşkil edip etmeyeceği araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Şikayet dilekçesinde fahiş faiz talep edildiği, faiz hesaplamasının doğru olmadığı yönündeki iddiaların duruşma açılıp, gerektiğinde bilirkişi incelemesi ile sonuçlandırılması gerekeceği-
Borçlu şirket hakkında verilen tedbir kararı gereği takibin iptali talebi ile takip dayanağı senedin teminat amacıyla verildiğine ilişkin borca itirazlarının incelenerek olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerektiği-
Dava hükmünde kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana geldiğinden, tefhim edilen kısa karara uygun gerekçeli karar ve buna uygun hüküm oluşturulacağı-
Mahkemenin, itirazın kaldırılması isteminin reddine dair vermiş olduğu kararın iki davalı yönünden kesinleştiği anlaşıldığından, mahkemenin kararı, borçlulardan sadece kollektif şirket aleyhine bozulmuş olmakla, bozma sonrası yapılan yargılamada verilen hükmün, sadece kollektif şirkete ilişkin olduğunun kabulü gerekeceği-
Bozmaya uyma kararı ile bozma yararına olan taraf için usule ilişkin kazanılmış hak doğmuş olacağı- Mahkemenin, takibin iptaline dair vermiş olduğu kararın esası yönünden temyiz incelemesi yapılmaksızın usul noktasında yasaya aykırı hüküm tesis edildiği-
Şikayetçi borçlunun dilekçesindeki istemleri dikkate alınarak, infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde açık ve anlaşılır bir biçimde ve yasanın aradığı nitelikleri haiz bir karar verilmesi gerektiği-
Mahkemece, taraflar gelmese bile işin esası incelenerek gereken kararın verilmesi yerine İİK'nun 18/son maddesindeki yasal düzenlemeye rağmen HMK'nun 150. maddesi uygulanarak "dosyanın işlemden kaldırılması", daha sonra da "davanın açılmamış sayılması" yönünde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu- Vekil ile takip edilen işlerde, tebligatın vekile yapılmasının zorunlu olduğu-
Borçlu geçerli bir mazeret bildirmemiş ve duruşmaya gelmemiş olsa dahi, dosyanın işlemden kaldırılmasına ve daha sonra da davanın açılmamış sayılmasına karar verilemeyeceği, o halde mahkemece, taraflar gelmeseler bile inceleme yapılarak şikayetin sonuçlandırılması gerekirken, olayda uygulama yeri olmayan HMK’nun 150/6. maddesine göre davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
