Taraflar arasında takip konusu senetlere ilişkin menfi tesbit davası mevcut olmasının borçluların adlarındaki takipler nedeniyle borca itiraz etmelerine engel teşkil etmeyeceği-
Keşideci ile lehtar arasında görülmüş olan menfi tespit davasında verilmiş olan kararın takip alacaklısı alacaklı cirantaya etkili olmayacağı-
Bonoya dayalı olan takiplerde borçludan 'avans faizi' talep edilmesinde yasaya aykırılık bulunmadığı-
Keşidecinin, önceki hamillerden biri ile kendi arasındaki doğrudan doğruya mevcut olan ilişkiye dayana def'ilerini iyiniyetli hamile karşı ileri süremeyeceğini, borçlunun senede mahsuben yaptığı ödemeyi iyiniyetli hamil olan alacaklıya karşı ileri süremeyeceği-
Borçlu şirket temsilcisinin imzaladığı senetten dolayı şahsen sorumlu olması için, borçlu şirket kaşesi dışında senet üzerinde açığa atılmış bir imzasının bulunması gerektiği (sadece şirket kaşesi üzerine temsilci tarafından atılan iki imzanın, şirket temsilcisini şahsen sorumlu kılmayacağı)-
Mahkemece, borçlunun itirazının evrak üzerinde inceleme yapılarak sonuçlandırıldığı ve alacaklı vekilinin bir emek ve mesaisi bulunmadığı halde, alacaklı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru bulunmamıştır.
Dayanak senedin vade ve tanzim tarihlerinde tahrifat yapılmış olup olmadığı konusunun özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir husus olup ancak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkabileceği-
Kambiyo senedine dayalı takiplerde faiz hesabının hakim tarafından basit bir hesaplama ile belirlenebileceği nedeniyle bu konuda borçlulara bilirkişi ücretini yatırmaları için kesin süre verilerek sonuca gidilemeyeceği-
Yeni HMK. mad. 17 uyarınca, tacirler veya kamu tüzel kişileri dışındaki diğer kişilerin kendi aralarında yetki sözleşmesi yapmalarının kabul edilmemiş olduğu, maddedeki (tacir ile) anlatılmak istenenin (tarafların kanunlarda tacir olarak tanımlanan kişiler olması) olduğu- HMK.’nun tamamlanmış işleri etkilememek kaydıyla, derhal uygulanacağı kabul edildiğinden (HMK. mad. 448), yetki itirazının da takip tarihi itibariyle yürürlükte olan HMK. mad. 17 gereğince değerlendirilmesi gerekeceği-
İcra mahkemesince verilen imzaya itirazın kabulüne dair kararın ancak kesinleşmesi halinde takibin iptal edilmiş olacağı ve bu durumda borçlunun malları üzerine daha önce konulmuş olan hacizlerin kaldırılabileceği-
