Davacı sadece prim alacağını belirterek bu alacağın 01.11.2007 tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş olup, davacının harcını yatırmak suretiyle müddeabih haline getirdiği işlemiş faiz talebinin bulunmadığı; bu nedenle mahkemece HMK'nın 26. maddesine aykırı olacak şekilde talebin aşılarak karar verilmiş olmasının doğru görülmediği-
Davacının talebi nazara alınarak 2014 yılında kullandığı kredi nedeniyle alınan masrafların miktarı ile zorunlu, makul ve belgeli olup olmadığı hususunda gerektiğinde uzman bilirkişi marifetiyle açıklamalı, taraf, hâkim ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınmak suretiyle sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve değerlendirme sonucu talepten farklı hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Davacının talebi Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti ile sigortalı olduğu bu sürede prim borcunun olmadığının tespitine ilişkin olmasına rağmen hükmün gerekçesinde davacının yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığının tartışılması ve bu yöndeki kanaatin belirtilmesi, hüküm ile gerekçe arasında çelişki yarattığı gibi davacının talebinin aşılması mahiyetinde olup, bozmayı gerektirdiği-
Islahın amacının, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğu- Davacı vekilinin “bilirkişi raporuna karşı bir diyeceğimiz yoktur” ifadesinin ıslah iradesi olarak kabul edilemeyeceği- Mahkemenin talepten başka bir şeye karar vermesi mümkün bulunmadığı- Davada ıslah edilen kısma ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiği-
Davacının ticaret unvanı ile tescilli markasına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve men'i, sonuçlarının ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminat istemlerine-
Bilirkişi kurulundan rapor alınıp davacının davalı kooperatif üyeliğinin yetkilendirdiği diğer davalı aracılığı ile elde ettiği, davalı kooperatifin dava dışı üyelerinde bu yöntemle üyeliği kazandıkları, davacının ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiği, davalıların birlikte hareket ettikleri gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli olduğu- Taşınmazın tesciline ilişkin bir talepte bulunmamasına karşın, HMK. mad. 26'ya aykırı olarak talepten fazlasına hükmedilerek taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesinin hatalı olduğu-
Mahkemece bilirkişi raporunda belirlenen, taleple sınırlı istenebilir faiz alacağı miktarı esas alınarak icra emrinin buna göre düzeltilmesi gerekirken, talebi aşan alacak kalemlerinin yer aldığı "Hesaplanan" başlıklı bölüme göre icra emrinin düzeltilmesine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Davacı taraf talebini bu şekilde somutlaştırdığı ve mahkemece diğer ziynet eşyaları yönünden talep bulunmadığı halde; talebe konu olmayan ziynetlerin katkı hesabına dahil edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-