Tasarrufun iptaline ilişkin ilamda hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin alacak kalemlerinin daha önce başlatılan ... 13. İcra Müdürlüğü’nün 2016/39841 E. ve ... 14. İcra Müdürlüğü’nün 2017/785 E. sayılı takip dosyaları üzerinden tahsili mümkün iken ayrı bir takibe konu edilmesi usul ekonomisine aykırı olup şikayet konusu takibin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin de yerleşmiş ve süreklilik kazanmış görüşüne göre kaldırılmış bir haczin ihyası mümkün olmayıp 24/09/2010 tarihinde konulan haczin 19/08/1999 tarihli haczin devamı olmayıp yeni bir haciz olduğu, bu süreçte yani taşınmaz üzerinde haciz şerhi olmadığı dönemde 4 no'lu bağımsız bölümün 20/09/2010 tarihinde davalı dördüncü kişiye satıldığı, 5 no'lu bağımsız bölüm üzerinde yine aynı tarihte diğer davalı dördüncü kişi lehine 40.000,00 TL ipotek tesis edildiği davalı dördüncü kişilerin doğrudan borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişiler değil, tasarrufun iptali istenen taşınmazı üçüncü kişi davalılar ile işlem yapan dördüncü kişiler olduğundan, bu davalılar hakkındaki davanın kabul edilebilmesi, dolayısıyla onun yaptığı tasarrufun iptali ancak kötü niyetli olduğunun kanıtlanması durumunda mümkün bulunacağı-
Mahkemece dava konusu taşınmazın davalılar arasındaki satış işlemine ilişkin tasarrufun iptali ile davacı alacaklıya icra müdürlüğü dosyasındaki alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verilmesi gerekirken, icra dosyası belirtilmeksizin sadece “tasarrufun iptali ile davacıya cebri icra yapabilme yetkisi tanınmasına" şeklinde hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Davalı borçludan dava konusu taşınmazları satın almış olan üçüncü kişinin bu taşınmazları elden çıkarmış olması halinde, davanın bedele (tazminata) dönüşmüş olacağı-
Kira bedelinin tespiti davası- Asıl borçlunun taşınmazlarını eşi ve çocuklarına muvazaalı olarak devretmesi üzerine açılan tasarrufun iptali davasının kabulü üzerine, bu kararın infazı için iptal edilen intifa hakkını kiralamak sureti ile kullanmakta olan davalı kiracı şirket nezdindeki alacaklara haciz konulduğunu ve dosyaya yapılan ödeme ile aylık kiranın gerçek rayiç kira bedelini yansıtmadığı, İİK. m. 120/2 maddesi gereği kira tespit davaları açabilmeleri için kendilerine icra dosyası ile  verilen yetki üzerine taşınmaza ait aylık kira bedelinin ....TL olarak tespitine karar verilmesi istemi- Mahkemece hükmedilen sonuca nasıl varıldığı konusunda herhangi bir açıklama yapılmamış olması karşısında,  Kanun'un aradığı anlamda gerekçeli bir hüküm mevcut olmaması ve ortada denetlenebilecek gerekçeli bir karar bulunmaması nedeniyle, mahkemece verilen karar usul ve kanuna aykırı olduğu- Davada, kiracı şirket davalı sıfatına sahip olup taşınmaz maliki ve borçlu olarak ismi geçen diğer kişilere davada husumet yöneltilmemiş olduğundan, davalı sıfatına sahip olmadıkları- Buna rağmen, mahkemece; davacı vekilinin talebi üzerine,  tavzih kararı ile karar başlığına davalılar olarak bu kişilerin eklenmesi ve hüküm fıkralarına "davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline" ve "davalılar" ibareleri eklenmek suretiyle bu kişiler aleylerine hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğu- 
Dava konusu taşınmazın hiç bir zaman davalı borçlu üzerine devredilmediği, taşınmaz yapılmadan önce davalı borçlu ile dava dışı şirket arasında düzenlenen 'gayrimenkul satış ve inşaat yapım sözleşmesinde', davalı borçlunun, dava konusu taşınmazın 351.564,00 TL karşılığında taksitle satın almayı kabul ettiği ve toplamda 147.612,00 TL taksidin davalı borçlu tarafından ödendiği, dava sonra davalı borçlunun taşınmazdaki tüm haklarını davalı 3. kişiye devrettiği, geriye kalan toplam 203.952,00 TL borcu ise davalı 3. kişinin ödeyerek taşınmazın inşaatı tamamlandıktan sonra  adına tapusunun düzenlendiği, davalı borçlunun, davalı 3. kişiye ait olan şirketin çalışanı olduğu ve davalı 3.kişinin davalı borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve alacaklılarına zarar verme kastını bilebilecek durumda olduğu, dava konusu taşınmazın tamamı davalı borçlu üzerine kayıtlanmadığından, taşınmaz için tasarruf tarihine kadar 147.612,00 TL ödemiş olduğundan sadece bu bedel üzerinden tasarrufta bulunmuş olduğundan davanın bu bedelle sınırlı olarak kabulü gerekeceği-
Borçlu şirketin, borcun doğumundan sonra taşınmazlarını üçüncü kişiye, üçüncü kişinin de bu taşınmazları sadece iki gün sonra borçlu şirket yetkilisinin eşine devretmesi suretiyle yapılan işlemlerin muvazaalı olduğu iddiasıyla açılan tasarrufun iptali davasında; taşınmazları elden çıkaran kötü niyetli üçüncü kişinin İİK'nin 283/2. maddesi uyarınca alacak ve ferileriyle sınırlı olmak kaydıyla tazminata mahkûm edilmesine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu-
Tasarrufun iptali istemine ilişkin davada, davalı üçüncü kişinin, davalı borçlunun halası olması sebebi ile davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişilerden olduğunun da anlaşılmasına ve bu durumun aksinin de ispat edilememiş olmasına göre, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı- İİK.’nin 283/II maddesine göre de iptal davası, dava konusu mal ve hak, lehine tasarruf yapılmış olan üçüncü kişinin elinde ise iptal davasının konusu o mal veya hak üzerinde cebri icraya devam edilmesi, lehine tasarruf yapılan kişi o mal veya hakkı elinden çıkarmış ise o zaman davanın konusu üçüncü kişinin o mal veya hakkın değeri oranında tazminata mahkum edilmesi gerekeceği-
Tasarrufun iptali davasının bedele dönüşmesi halinde yapılacak işlem-
Haciz tutanağının İİK.’nin 105. maddesi anlamında geçici aciz belgesi niteliğinde olmasına, davanın 5 yıllık süre içerisine açılmış olmasına, ivazlar arasında önemli oransızlık bulunmasına, alacağa mahsuben yapılan satışın mutad ödeme olarak kabulünün mümkün olmamasına göre, mahkemece tasarrufun iptaline karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı-