Tasarrufun iptali davasında, davacının alacağının yargılama sırasında tamamen ödenmesi halinde konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekeceği-
Dosya kapsamında yer alan nüfus kayıtlarına göre; davalı borçlu C. Ö. ile davalı 3. kişi Ş. Ç.’in kardeş oldukları, davalı Y. G.’in ise kardeşleri K. Ö.’ün kızı olduğunun anlaşıldığı, davalıların arasında akrabalık ilişkisi olduğunun anlaşılmasına, her ne kadar davalılar arasında miras taksim sözleşmesi olduğu iddia edilmişse de; dosyaya bu miras taksimine ilişkin bir sözleşme sunulmamasına, dava dışı diğer kardeşlere bırakılan bir taşınmaz olup olmadığının anlaşılamamasına göre davalı borçlu ile diğer davalılar arasında miras taksim sözleşmesi gereği taşınmazların davalılara devredildiği ispatlanamadığından ve davalı 3. kişi Ş. Ç.; dava konusu taşınmazları davalı borçlu C. Ö.’ten olan alacaklarına karşılık aldığını beyan etmiş olup taşınmazın borca karşılık devrinin İİK'nın 279/2 maddesi gereğince mutad ödeme vasıtası olmamasına göre, davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği- Tasarrufun iptali davalarında 3. kişinin borçludan satın aldığı malı elinden çıkarması ve satın alan dördüncü kişinin davaya dahil edilmemesi ya da davaya dahil edilmekle birlikte iyi niyetli olduğunun anlaşılması halinde İİK’nın 283/2 maddesi uyarınca bedele dönüşen davada üçüncü kişinin dava konusu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında bedelle sorumlu tutulması gerekeceği-
Tasarrufun iptali davalarında davanın kabulüne karar verilmesi halinde alacaklının icra dosyasınındaki alacak ve ferilerini kapsayacak, aciz belgesi temin edilmiş ise bu belgedeki alacak miktarı ile sınırlı olarak tasarrufun iptali ile davacıya haciz ve satış yetkisi verilmesi icap eder. Dava konusu şey davalı üçüncü kişi tarafından dava dışı kimselere temlik edilmişse davacının, bu davalı hakkında davasını nakden tazmine dönüştürme veya temlik alan kişiyi de davaya dahil etme imkanı bulunmaktadır. Yine nakden tazmin miktarı belirlenirken üçüncü kişi davalının eşyayı elinden çıkarttığı tarihteki rayiç değer nazara alınır. Ayrıca nizalı şey borçlu adına hisseli olarak kayıtlı ise bu hisse miktarı nazara alınır. İşin esası incelenecekse; taraflar arasındaki tarihsiz miras payının taksimi sözleşmesi uyarınca mirasçılara verilen yerlerin tedavüllü tapu kayıtlarının getirtilmesi, sözleşmenin fiilen uygulanıp uygulanmadığının denetlenmesi, şayet sözleşme tatbik edilmiş ise mirasçıların miras hisselerine göre elde ettikleri şeyin hakkaniyete uygun olup olmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Şayet miras taksim mukavelesi infaz edilmemiş ise dosya kapsamı, taraflar arasındaki akrabalık derecesi, satım karşılığının usulünce ödenip ödenmediğini takdir ve değerlendirmesi ile gerekli kararın verilmesi icap eder.
Tasarrufun iptali davasında taşınmazın tapu kaydına "ihtiyati tedbir" şerhi konulması halinde, tasarrufun iptali davasının kabul edildiği tarihin "kesin haciz tarihi" olarak kabul edilemeyeceği- Sıra cetvelinde alacaklıların tapu kaydındaki hacizlerinin ayakta olup olmadıklarının incelenmesi gerektiği- 1 yıllık sürede satış avansı yatırılmaması halinde haczin düşeceği-
TBK’nun 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkin davada son malikin de davada taraf gösterilmesi gerektiği- Son malik olan dava dışı kişi taraf gösterilerek davaya devam edilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulamayacağı-
Tasarrufun iptali davalarında , dava değeri takip konusu alacak ile iptali tabi şeyin tasarruf tarihindeki değerinden hangisi daha düşük ise o değer üzerinden harç ve vekalete hükmedileceği- Dava konusu taşınmaz ile ilgili kısım bedele dönüştüğüne göre, bu bedelin alacak ve fer'ileri ile sınırlı olarak ve dava konusu taşınmazın davalının elinden çıktığı tarihteki değeri üzerinden tazminatın davalıdan , diğer dava konusu hisse senedinin ise diğer davalının elinden çıktığı tarihteki hisse değeri kadar da yine alacak ve fer'ileri ile sınırlı olarak diğer davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu taşınmazın davacıların murisinden davalıya davalıdan da diğer davalıya devri işlemlerinin muvazaalı olduğunun sabit olduğundan, davacı mirasçıların davalıya yönelik isteminin de kabulü ile davacıların miras payları oranında davalının üçüncü kişi şirkete satış yaptığı son devir tarihindeki değeri üzerinden diğer davalı ile birlikte hüküm altına alınan tutardan sorumlu tutulması gerekeceği-
Tasarrufun iptali davasında tasarrufun, borcun doğum tarihinden sonra yapılması dava açılabilmesinin sebeplerinden biriyken, muvazaa davalarında işlemin ne zaman yapıldığının bir önemi olmadığı- Kesin hükümsüz sayılan bir işlemin yapıldığı tarihten itibaren geçersiz olacağı için (işlemin) ne zaman yapıldığının da bir önemi bulunmadığı- Alacak tarihlerinin tasarruf tarihinden sonra olmalarının önemi bulunmadığından, kardeşi borçlunun ekonomik durumunun bozulmuş olduğunu bilebilecek konumda olan davalıların bedel ödediğine dair belge ibraz edememesi, gerçek satış değerinin tapudaki satış değerinden bir mislinden fazla olması birlikte değerlendirildiğinde borçlu ile devralanın birlikte hareket ederek muvazaalı devir yaptıklarının kabulü gerektiği-
Geçici aciz belgesi gereğince borçlunun aciz halinin sabit bulunmasına, borçlu ile üçüncü kişinin öncesinde birbirlerini tanıdıkları ve kendine olan borcunu nakit ödeme imkanı olmadığını bildiği bu hali ile İİK’nın 280/1 maddesine göre de tasarrufun iptali gerekeceği- Borçlu hakkındaki davanın da kabul edilerek yargılama giderlerinden davacı üçüncü kişi ve borçlu birlikte müteselsilen sorumlu olup bedelden sadece üçüncü kişi sorumlu tutulması gerekirken, borçlu hakkındaki davanın reddi ile yargılama giderinden sadece üçüncü kişinin sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu- İİK'nun 283.maddesi gereğince davanın bedele dönüşmesi halinde, davalı üçüncü kişi hakkında, davacı alacaklının alacak ve fer'ileri ile sınırlı olarak, taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki değeri olan miktar kadar tazminata hükmedilmesi gerekeceği-
Davacı vekili karardan sonra dava dayanağı borcun ödendiğini belirttiğinden, bu husus araştırılarak, borcun ödendiğinin tesbiti halinde konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, haksız olan davalılar aleyhine yargılama giderine hükmedilmesine, aksi durumda, İİK’nın 283.maddesi kıyasen uygulanarak, alacak ve fer''ileri ile sınırlı olarak muvazaalı işlemin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
