Tasarruf konusu olan taşınmaza ilişkin pay, (dava dışı kişi tarafından açılan tapu iptal ve tescil davasının kesinleşmesiyle), üçüncü kişinin mülkiyetinden Kanun gereği çıktığından, tasarrufun iptali davasının İİK 283/2. uyarınca otomatik olarak bedele dönüşeceği, bu düşünülmeden, infaz kabiliyeti olmayacak şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-  "Dava konusu taşınmazın ihtiyati hacizle yükümlü olarak devredildiği, taşınmazın tapuda hâlen hakkındaki iptal koşullarının oluştuğu hususu kesinleşen davalı üçüncü kişi adına kayıtlı olduğu, hakkındaki dava taraf sıfatı yokluğu yönünden reddedilen ve bu yönde verilen karar kesinleşen kimsenin malik olduğu taşınmaz üzerindeki ihtiyati haczin davalı hakkındaki davanın kabulü ile kesin hacze dönüştüğü, davacı alacaklının alacağını, tasarrufun iptali kararıyla ihtiyati haczin kesin hacze dönüşmesi üzerine taşınmazın cebri icra yoluyla satışı ile tahsil edebileceği" şeklindeki görüşün ise HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Davacı alacaklı ve davalı borçlunun yetkililerinin imzası bulunan 17.09.2015 tarihli "ibranamedir" başlıklı yazı gereği davalı borçlunun ibra edildiğinin, dava konusu borcun davalı borçlu tarafından ibranamenin gereğinin yerine getirildiğinin bozma ilamından sonra ibranamenin dosyaya sunulduğunun anlaşılmasına göre mahkemece karar verilmesine yer olmadığına, haklılık haksızlık durumuna göre de vekalet ücreti ve yargılama masraflarının belirlenerek karar verilmesi gerekeceği-
Yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen dava konusu gayrımenkulü davalı üçüncü kişiden satın alan davalı dördüncü kişi yönünden olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmeksizin yazılı biçimde hüküm kurulmaması gerekeceği-
Takipte borçlu sıfatı bulunmayan şikaetçinin haciz tarihinde taşınmazın maliki olduğu, tasarrufun iptali davasının tarafı olmadığı, dolayısıyla anılan davada şikayetçi yönünden verilmiş bir kararın bulunmadığı sabit olup, ayrıca taşınmazın tapu kaydında davacının iktisabından önce konulmuş bir ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir veya haciz de bulunmadığı- Şikayetçi, taşınmazı tasarrufun iptali kararına istinaden konulan hacizle yükümlü olarak devralmadığına göre, onaa karşı hüküm ifade etmeyen tasarrufun iptali kararına istinaden kayden maliki olduğu taşınmaza adı geçenin iktisap tarihinden sonra haciz işlemi uygulanmasının mümkün olmadığı, bu durumda tasarrufun iptali kararı şikayetçi yönünden sonuç doğurmayacağından, mülkiyeti şikayetçiye ait olan taşınmaza haciz konulamayacak olmakla konulan haczin kaldırılmasına dair mahkeme kararının yerinde olduğu-
İİK'nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amacın, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağladığı ve davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebileceği-Tasarrufun iptali davasını elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunan alacaklının açabileceği ve bu hususun, dava şartı olup, hâkimin görevi gereği yargılamanın her aşamasında doğrudan gözetmek zorunda olduğu-
Borçlunun halen sattığı taşınmazda oturmasının hayatın olağan akışına uygun olmaması, davalının, borçlunun durumunu ve amacının bilebilecek kişilerden olması nedeniyle anılan tasarrufun İİK.'nin 280/1 maddesi gereğince iptale tabi bulunduğu- İİK.'nin 283/2 madde gereğince hakkındaki dava bedele dönüşen davalının, davacının dava konusu takip dosyasındaki alacak ve fer'ileriyle sınırlı dava konusu taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki değeri ile faizsiz olarak nakden tazminatla sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekirken tazminata elden çıkardığı tarihten itibaren faiz uygulanması doğru görülmediği-
Dava konusu taşınmazı tasarrufun iptali davası açılmadan önce borçlunun bir başka alacaklısı tarafından yapılan takipte satıldığı ve ihale sonucu geriye bir bedelde kalmadığı anlaşıldığından İİK'nun 283/2 maddesi gereğince nakden tazminatla sorumlu tutulmasının şartları oluşmadığı-
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde edeceği ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebileceği- Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili olmadığı-
Tasarrufun iptali davalarında amacın, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık"nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden ... icraya devamla alacağın tahsilini sağlamak olduğu- Davacının, iptal davası ... olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde ... icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebileceği- İptal davasının, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan ... bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili olmadığı- Tasarrufun haciz tarihinden geriye doğru 2 yıl içinde yapılmadığı anlaşıldığından mahkemece bedel farkından dolayı iptale karar verilemeyeceği-
Mahkemece her ne kadar davacının istemi İİK 257/1 maddesi gereği değerlendirilerek kabul kararı verilmiş ise de davacının üçüncü kişi olan (Z) açısından (tapu kayıtlarına bakıldığında (Z)'nin taşınmazı elden çıkardığı anlaşılmakla) istemi İİK 283/2 maddesine dayanmakla İİK 283/2 ve İİK 281/2 son cümlesi gereği  davacı  isteminin mevcut delil durumuna göre şartları oluşmakla isteminin bu maddelerden kabulüne karar verilmesi gerekirken kanunun uygulanmasında hata yapılıp yanılgılı değerlendirme ile İİK 257/1 maddesinden İİK 281/2 son cümlesine aykırı olarak ve somut olayda uygulama yeri bulunmayan 6741 sayılı yasa 8. madde gereği  teminatsız olarak ihtiyati hacize karar verilmesi isabetsizdir