Dava konusu taşınmazın hiç bir zaman davalı borçlu ................ üzerine devredilmediği, taşınmaz yapılmadan önce 06/01/2013 tarihinde davalı borçlu ile dava dışı şirket arasında gayrimenkul satış ve inşaat yapım sözleşmesi düzenlendiği ve bu sözleşmeye göre; dava konusu 2. blok 2. kat 2A11 konum numaralı bağımsız bölümü 351.564,00 TL mukabilinde satın almayı kabul ve taahhüt ettiği, 351.564,00 TL’nin taksitler halinde ödeneceği kararlaştırıldığı ve söz konusu taksitlerin 03/02/2014 tarihine kadar toplamda 147.612,00 TL olarak davalı borçlu ............. tarafından ödendiği, 03/02/2014 tarihinde söz konusu taşınmazdaki tüm haklarını davalı 3. kişi ............’e devrettiğinden, geriye kalan toplam 203.952,00 TL borcunu ise davalı 3. kişi ............ ödeyerek taşınmazın inşaatı tamamlandıktan sonra 25/02/2015 tarihinde ............... adına tapusu düzenlendiği, davalı borçlu ............... davalı 3. kişi ...............’e ait olan şirketin çalışanı olduğundan ,yerel mahkeme ve bölge adliye mahkemesinin davalı 3.kişi ..............’in davalı borçlu ................’un içinde bulunduğu mali durumu ve alacaklılarına zarar verme kastını bilebilecek durumda olduğu yönündeki kabulü yerinde ise de; dava konusu taşınmazın tamamı davalı borçlu ............. üzerine kayıtlanmadığı, taşınmaz için tasarruf tarihine kadar 147.612,00 TL ödemiş olduğundan sadece bu bedel üzerinden tasarrufta bulunmuş olduğundan davanın bu bedelle sınırlı olarak kabulü gerekeceği-
Borçlu şirketin, borcun doğumundan sonra taşınmazlarını üçüncü kişiye, üçüncü kişinin de bu taşınmazları sadece iki gün sonra borçlu şirket yetkilisinin eşine devretmesi suretiyle yapılan işlemlerin muvazaalı olduğu iddiasıyla açılan tasarrufun iptali davasında; taşınmazları elden çıkaran kötü niyetli üçüncü kişinin İİK'nin 283/2. maddesi uyarınca alacak ve ferileriyle sınırlı olmak kaydıyla tazminata mahkûm edilmesine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu-
Tasarrufun iptali istemine ilişkin davada, davalı üçüncü kişinin, davalı borçlunun halası olması sebebi ile davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişilerden olduğunun da anlaşılmasına ve bu durumun aksinin de ispat edilememiş olmasına göre, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı- İİK.’nin 283/II maddesine göre de iptal davası, dava konusu mal ve hak, lehine tasarruf yapılmış olan üçüncü kişinin elinde ise iptal davasının konusu o mal veya hak üzerinde cebri icraya devam edilmesi, lehine tasarruf yapılan kişi o mal veya hakkı elinden çıkarmış ise o zaman davanın konusu üçüncü kişinin o mal veya hakkın değeri oranında tazminata mahkum edilmesi gerekeceği-
Tasarrufun iptali davasının bedele dönüşmesi halinde yapılacak işlem-
Haciz tutanağının İİK.’nin 105. maddesi anlamında geçici aciz belgesi niteliğinde olmasına, davanın 5 yıllık süre içerisine açılmış olmasına, ivazlar arasında önemli oransızlık bulunmasına, alacağa mahsuben yapılan satışın mutad ödeme olarak kabulünün mümkün olmamasına göre, mahkemece tasarrufun iptaline karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı-
Davalı dördüncü kişi konumundaki (satış silsilesinde 5. kişi) .............. yönünden bedel farkının iptal nedeni olmayıp kötü niyetinin davacı alacaklı tarafından ispatlanması gerektiği, anılan şahsın borçlu ile yakınlık ve ilişkisinin ispatlanamadığı, mahkemenin kararına gerekçe yapılan davalı ............. Turna'nın taşınmazı 30/06/2005 tarihinde satın almasına rağmen 25/07/2005 ve 26/07/2005 tarihlerinde dava konusu taşınmazda yapılan hacizlerde borçlunun adreste oturmaya devam etmesi aleyhe yorumlanmış ise de satıştan 1 aydan daha kısa sürede taşınmazın boşaltılmamış olmasının yaşam deneyimlerine uygun bir durum olduğu, ulusal basında yer alan haberlerin borçludan ziyade ortağı olduğu şirketlere ilişkin olduğu gibi aynı iş kolunda faaliyette olmayan davalı ................. yönünden bir anlam ifade etmesinin net olmadığı belirtilerek, davalı ............. Turna yönünden davanın reddi ile üçüncü kişiler yönünden bedele hükmedilmesi gerektiği-
Davalı borçlunun şirket ortağının eşi davalı üçüncü kişiye ve onun da diğer davalılara satılan taşınmazlardaki hisse satış işlemlerinin tasarrufun iptali gereken işlem niteliğinde olduğu- Davanın kabulü ile, davalı borçluya ait hissenin davalılara satışına ilişkin tasarruf işleminin icra dosyasındaki alacak ve ferileri toplamı ile sınırlı olarak iptaline, davacıya haciz ve satış yetkisi tanınmasına karar verilmesi gerektiği-
Borçlu ile ilk devralan (S) arasındaki satışın alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı bir tasarruf olduğu kanaatine varıldığı- Taşınmazın daha sonra iyi niyetli üçüncü kişiye devredilmiş olması nedeniyle İİK m.283/2 uygulanarak, taşınmaz yerine alacak miktarıyla sınırlı olmak üzere (S)’nin parasal sorumluluğuna karar verildiği- Son alıcı (F) yönünden TMK 1023 gereğince davanın reddi gerektiği-
Mahkemece, infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verilemeyeceği-
Tasarrufun iptali davalarında, dava değerini, takip konusu alacak miktarı ile iptaline karar verilen şeyin değerinden hangisi az ise o değerin oluşturduğu, mahkemece, bu ilke dikkate alınmadan hangi değerin esas alındığı belirtilmeden ve neyin esas alındığı anlaşılamaz şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
