Dava konusu tasarrufa konu gayrimenkulün tapu kayıtlarına göre dükkan olduğunun, dosyadaki bilgilere göre davalı borçlunun da Samsun Sanayici ve İş Adamları Derneğinde meclis üyesi olduğunun, dava konusu gayrımenkulün de 19 Mayıs Sanayi Sitesi içerisinde yer aldığının anlaşıldığı, mahkemece, dava konusu gayrımenkulü satın alan 4. kişi davalı ................. yönünden değerlendirme yapılarak davanın reddine karar verilmişse de; dava konusu gayrımenkulün niteliği dikkate alınarak İİK 280/3 hükmü irdelenmeksizin davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı- Davalı 3. kişi yönünden ticari işletme devrinin kabul edilmesi halinde, dava konusu gayrımenkulün davalı 3. kişi elinden çıkması sebebi ile elinden çıkarttığı tasarruf tarihi itibari ile tazminat ile sorumlu tutulması gerekeceği- Mahkemece ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü kabul edilerek karar verilmişse de; Dairemizce bu yönden denetim yapılamadığından; ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edilip edilmediği, ihtiyati haczin kesin hacze dönüşüp dönüşmediğinin tespit edilmesi, ödeme emri tebliğ edilmişse ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü kabul edilerek dosyanın diğer hususlar yönünden incelenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin de doğru olmadığı-
Adli yardım talebinde bulunan tarafın, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken temyiz yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşıldığından davalı ......... ve ......... yönünden adli yardım talebinin kabulüne, adli yardım talebinde bulunan davalı .............. San. Tic. Ltd. Şti. ise şirket olup adli yardımdan yararlanabilecek tüzel kişilerden olmadığından, adli yardım talebinin reddine, ancak tasarrufun iptali davalarında borçlu ile lehine tasarrufta bulunduğu 3. kişiler zorunlu dava arkadaşı olup, adli yardım talebiyle temyiz talebinde bulunan davalı borçlu .............. San. Tic. Ltd. Şti., davalı ........... ve ................ ile diğer davalı 3.kişilerin zorunlu dava arkadaşı olduğu anlaşıldığından tek temyiz harcı yatırabileceklerinden ve davalı 3.kişiler temyiz harçlarını yatırmış olduğundan temyiz dilekçelerinin incelemesine geçilmesine karar vermek gerekeceği- Davanın kabul edildiği dava konusu taşınmazların üzerlerinde farklı bankalar lehine olan ipotek yükleriyle beraber davalı borçlular tarafından diğer davalılara devredildiği, tapuda gösterilen satış bedellerine bu ipotek yüklerinin de eklenmesi durumunda gerçek değerleriyle karşılaştırıldığında mislini aşan bedel farklarının oluşmadığı- İcra takibi sırasında İİK’nun 105.maddesi anlamında geçici aciz vesikası niteliğinde yapılan haciz tutanağının 13.06.2003 ve 16.06.2003 tarihlerinde olduğu anlaşılmakta olup, dava konusu taşınmazların devrine ilişkin tasarrufların ise bu tarihlerden geriye doğru 2 yıl içinde kalmadığı, bu nedenle de bedel farkından dolayı iptale karar verilemeyeceği, ancak davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkemenin bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebileceği- Davacının İİK'nun 280/1 maddesi kapsamında davalı borçlular ile taşınmazlarını devrettiği davalı 3.kişilerin birbirlerini tanıdıkları, aralarında ticari ilişkileri bulundukları, aynı yerde aynı işi yaptıklarına dair iddiaları olup, mahkemece bu hususlarda herhangi bir araştırma yapılmadığı anlaşıldığından, mahkemece bu hususlarda araştırma yapılarak 3.kişilerin borçluların mali durumunu ve alacaklıları ızrar kastını bilip bilemeyeceğinin tartışılması, davalı borçlu şirket tarafından yapılan taşınmaz devirleri yönünden ise İİK'nun 280/son maddesi gereğince ticari işletmenin mühim kısmını devir niteliğinde olup olmayacağının da tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği- Borçlunun borcu nedeniyle yapılan satış sonucu üçüncü kişi konumundaki davalı muris ...............'ün mamelekinde kalan bir para olup olmadığının araştırılması gerekeceği, bu durumda; öncelikle Mahkemece; dava dışı banka tarafından yapılan icra takip dosyası ve ihale dosyasının getirtilerek dava dışı alacaklı bankanın alacak miktarının tespiti ile ihale sonucu davalı muris 3.kişiye kalan bir bedel olup olmadığı, kalan bedel varsa bunun İİK 283/2 madde gereğince davacının takip konusu alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak davalı .............'ün mirasçılarından tahsili ile davacıya verilmesine, ihale bedelinden kalan para yok ise davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekeceği-
Takibin tarafı olmayan şikayetçi (iptal davasının davalısı) üçüncü kişinin, dosyanın işlemden kaldırılmasını (İİK. 78) talep edemeyeceği- Aktif husumetin dava tarihinden karar kesinleşinceye kadar mevcut olması gerektiği- Taşınmazın kayden maliki olan şikayetçi-üçüncü kişinin İİK. 106, 110 gereğince şikayette bulunmakta aktif husumeti bulunsa da, şikayet tarihi itibariyle bulunan aktif husumetin, şikayetçinin kayden maliki olduğu taşınmazın ihalede davalı alacaklıya satılması ve ihalenin kesinleşerek  tescil yazısının yazılması ile sona erdiği-
Takibin yenilenmesi istemini reddeden müdürlük işlemini şikayet üzerine verilen kararın niteliği ve takipteki alacak miktarı (43.850,00 USD) dikkate alındığında kararın kesin nitelikte olmadığı- Tatbik edilen ihtiyati hacizler ödeme emrinin tebliği ve ödeme süresinin geçmesi ile kesin hacze dönüştüğünden, haciz isteme hakkının düşmeyeceği ve bu durumda, haciz talep edilmediğinden bahisle "dosyanın işlemden kaldırılmasına" karar verilemeyeceği- İcra müdürlüğünün "takibin yenilenmesi" isteminin aciz vesikası verilmesinden itibaren bir yıl içinde talepte bulunulmadığı gerekçesi ile reddine yönelik işleminin İİK. m. 78 hükmüne aykırı olduğu-
Bozma kararına uymuş olan mahkemenin, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremeyeceği- Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde kooperatif tarafından davalı 3.kişiye yapılan ferdileştirmeye ilişkin tasarrufun iptali ile davacı alacaklıya icra takibine konu alacak ve fer'ileri ile sınırlı olmak üzere haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verilmesi gerekirken kararda yalnızca tasarrufun iptaline karar verilmesinin hatalı olduğu- Davalı borçlu kooperatif ile 3. kişi arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmakla yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilirken davalıların  müşterek müteselsil sorumluluğuna karar verilmesi gerektiği-
Satın aldığı taşınmaz nedeni ile hakkında tasarrufun iptali davası açılan davacı üçüncü kişinin takibin düşürülmesine karar verilmesini istemekte hukuki yararı ve dava açmakta aktif dava ehliyeti bulunmadığı-
Davacının ıslah dilekçesi ile TBK m. 19 'a dayandığı beyan etmesi durumunda mahkemece tasarrufun iptali davasının İİK 277 vd. uyarınca değerlendirilmesinin hatalı olduğu- Buna karşın borca mahsuben yapılan taşınmaz devrinin mutad ödeme olmaması nedeniyle İİK m. 279/1-2 uyarınca tasarrufun iptaline karar verilen uyuşmazlıkta, dosyadaki diğer deliller ve davalının "davalı borçlunun durumunu bildiğini, taşınmazı ona yardım etmek için satın aldığını" beyan ettiği gözetildiğinde davanın kabulüne ilişkin verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı-
Borçlu ve üçüncü kişi arasındaki tasarrufun ardından kötü niyeti ispatlanmış dördüncü kişinin tasarrufunun iptal edilecek şekilde bir silsilenin takip edilmesinin gerektiği- Dördüncü kişi iyiniyetli ise dava bedele dönüşeceği- Somut olayda, mahkemece borçlu ile üçüncü kişi arasındaki akrabalık nedeni ile davalının borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu kabul edilmesine rağmen bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi, ardından silsileyi koparacak şekilde davalı ... yönünden kabul kararı verilmesi isabetli olmadığı-
Tasarrufun iptali davasının görülebilmesi için diğer dava koşulları yanında kesinleşmiş bir alacağın varlığı ve yargılama boyunca da alacağın varlığının devam etmesi gerektiği- Davacının alacağının yargılama sırasında tamamen ödenmesi halinde konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği-
Kredi borcunun davalı üçüncü kişi  tarafından kapatıldığı ve buna göre davalı üçüncü kişi yönünden İİK m. 278/2 de belirtilen dava konusu gayrımenkulün tapuda gösterilen değeri ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında misli aşan fark olmasına ilişkin iptal sebebinin gerçekleşmediği- Dava konusu gayrımenkulün ticari işletme niteliğinde bir dükkan olması, davalı üçüncü kişinin söz konusu gayrımenkulü devralarak işletmeyi devam ettirmesi, aynı binada yer alan ve davalı adına bulunan başkaca bir gayrimenkulü de satın aldığının tespit edilmiş olması karşısında davalı üçüncü kişinin hem davalı borçlunun durumunu bilen kişi olduğu (İİK m. 280/1) hem de dava konusu devir işleminin İİK m. 280/3 hükmü gereğince de iptale tabi olduğu- Bölge Adliye Mahkemesince davalı dördüncü kişinin de dava konusu gayrımenkulü gerçek değerinde satın aldığının ispat edilememiş olması gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmişse de, Tasarrufun iptali davalarında davalı dördüncü kişi yönünden iptale karar verilebilmesi için salt bedel farkının yeterli olmadığı, davalı dördüncü kişinin davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunun, yani kötü niyetli olduğunun davacı tarafından ispat edilmiş olması gerektiği- Davalı dördüncü kişi ile davalı borçlu arasında iş, arkadaşlık, tanıdıklık gibi herhangi bir ilişkinin, kötü niyetinin olduğunun, davacı tarafından ispatlanamadığı anlaşıldığından, davalı dördüncü kişi yönünden davanın reddine ve davalı üçüncü kişi yönünden ise dava konusu gayrımenkulün onun tarafından davalı dördüncü kişiye devredildiği tarihteki gerçek değerinin icra dosyadaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere tahsiline karar verilmesi gerektiği-