Dava konusunun, davayı açan .............. Bankası AŞ. tarafından, ...... Yönetim AŞ.'ye devredildiği, buna göre dava konusunu devreden ................ Bankası AŞ.'nin davacı sıfatının sona erdiği, ............. Bankası AŞ. hakkında hüküm kurulmaması gerektiği- Dava konusu taşınmaz hissesinin tapuda gösterilen satış değeri ile bilirkişi tarafından belirlenen gerçek rayiç değeri arasında mislini aşan fark olmamasına ve davalılar arasında İİK 280/1 gereğince 3.kişinin borçlunun ızrar kastını bilebilecek durumda olduğunu gösteren bir tanışıklığın da ispatlanamamasına göre davanın reddine karar vermek gerekeceği-
Davalılar ........ ve ............. vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine, karar düzeltme talebinin reddi ile dava konusu taşınmaz yönünden verilen kabul kararının kesinleştiği anlaşılmış olmakla, davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu-
Gıda sektöründe çalışmakta, davalılardan biri tahıl ürünleri kullanırken diğerinin bunları satmak yoluyla faaliyet gösterdikleri, taşınmazın önceki malikleri ile davalı borçlu ve davalı şirket yetkililerinin tasarruf öncesine dayanan tanışıklıklarının olduğu, bayi yoluyla kiracı-kiralayan ilişkisi olduğu, davalının hayatın olağan akışına aykırı olarak satış sözleşmesi yaptıktan sonra ileri tarihli ve bedel arttırımı yoluyla yeniden sözleşme yapıldığı iddiasında bulunduğu nazara alındığında, taşınmazı satın alan davalının; borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilme imkanı olan kişilerden olduğu, davalı borçlu ile üçüncü kişi arasındaki satış şeklindeki tasarrufun iptaline, davalı banka yönünden sıfat yokluğundan davanın reddine karar verildiği- Önceki malikin 2013 yılında borçlunun dava konusu taşınmazı dahil diğer taşınmazları da borçlunun vekili olarak sattığı, borçlunun aynı zamanda üçüncü kişi şirketle aynı alanda faaliyette olan şirketin sahibi olduğu-
Davacı vekilinin dava dilekçesindeki açıklamalardan, davanın İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkin olduğu açık olduğu halde davanın TBK'nın 19. maddesine göre açılan muvazaalı işlemin iptali isteği olarak nitelendirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu- Davacı borçlunun kendisi hakkında başlattığı icra takibini sonuçsuz bırakmak için üçüncü kişiyle anlaşarak kendisi hakkında muvazaalı bir icra takibi başlattığı" ileri sürmüş olup bu davalı üçüncü kişinin takibi, davacının alacağının doğduğu tarihten sonra başlatıldığı, borçlunun ödeme emrini bizzat tebliğ aldıktan sonra icra müdürlüğüne dilekçe vererek, takibin kesinleşmesine muvafakat ettiği ve adına kayıtlı taşınmazlar üzerine haciz konulabileceğini belirttiği anlaşıldığından, davacının İİK 277 vd. maddelerine dayalı olarak tasarrufun iptali davası açabileceği- Davalı üçüncü kişinin davacı alacaklının alacağından haberdar olduğu, davalı üçüncü kişinin borçluya (700.000,00 TL verebilecek) ekonomik gücü olmadığı, borçlu ile arkadaş oldukları, davalı borçlunun tefecilere bulaşınca senet vererek alacaklı gösterdiği üçüncü kişinin mal varlığına konulacak haczi engellemeye çalıştığını" belirtmesi, karşısında davacının davalılar arasındaki takibin muvazaalı olduğu yönündeki iddiasını ispatladığı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Davalı 3.kişi dava konusu taşınmazı alacağına mahsuben aldığını beyan etmiş olup, İİK'nun 279/2 maddesi gereğince borca karşılık yapılan taşınmaz devrinin mutad ödeme vasıtası olarak kabul edilmediği- Davalı borçlu ile davalı 3.kişi arasında ticari ilişki bulunduğundan, taşınmazın devredildiği davalı 4.kişi ise davalı borçlunun annesi olduğundan, davalı ve diğer davalının İİK 280/1. maddesi gereğince borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastını bilebilecek kişilerden olduğu-
Bilirkişi tarafından değeri 385.000,00 TL olarak belirlenen taşınmaz, tapuda 39.500 TL ye borçlu tarafından üçüncü kişiye satıldığı, taşınmaz üzerindeki banka ipoteği 950.000,00 TL.nin üçüncü kişi tarafından ödendiği gözönüne alındığında, davalı üçüncü kişinin taşınmazın değerinden fazla bir ödeme yaptığı, İİK'nın 278/3-2.maddesi gereğince iptale karar verilebilmesi için ivaz olarak pek aşağı fiyatla ödeme yapılması öngörüldüğünden bu madde gereğince iptalin mümkün olmadığı, davalı ...... savunmasında dava konusu taşınmaz dışında kendisine ait 3 taşınmazın da borçlu şirket yetkilisine ve borçlunun belirlediği kişi adına satış yaptığını da belgelediğinden, böyle bir durumda dava konusu satışın mal kaçırma amacı ile yapıldığının söylenmesinin mümkün olmadığı- Salt iş kollarının yakın olmasının satışın yapıldığı 2017 yılı itibari ile yaklaşık 123.000 nüfusa sahip bir ilçede üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu bildiğinin kabulü için yeterli bir delil olmadığı-
Dava konusu taşınmazın rayiç değeri 410.000,00 TL olarak belirlendiğinden dava konusu tasarrufun İİK'nun 278/III-2 madde gereğince iptalinden söz etmek mümkün olmadığı, davalı borçlu ile 3.kişi .........'in petrol sektöründe çalıştığı, bu konuda faaliyet gösteren şirketlerde ortak oldukları tartışmasız olmakla birlikte davacı tarafından davalıların ve ortak oldukları şirketler arasında ticari ilişkinin varlığı, ortakları arasında akrabalık, yakınlık, arkadaşlık bağı olduğu ispatlanamadığından ve Konya gibi bir büyükşehirde farklı semtlerde faaliyet gösteren davalıların birbirinin ekonomik durumu ve amaçlarını bildiği de kabul edilemeyeceğinden dava konusu tasarrufun İİK'nun 280/1 maddesi gereğince iptali de söz konusu olamayacağı, taşınmazın ipotekle satılması ipotek borcunun alan kişiye geçirilmesi dışında mal kaçırma kastının varlığı için yeterli olmadığı- Davalı borçlu ile 3.kişi davalı arasındaki dava konusu tasarruf yönünden aleyhlerine açılan dava esastan reddedildiğinden ve dava konusu tasarrufun tasarruf tarihindeki değeri takip konusu alacak miktarından daha düşük olduğundan tasarruf değeri üzerinden adı geçen davalılar yararına nispi vekalet ücreti takdiri gerekirken maktu vekalet ücreti takdir edilmesinin doğru olmadığı- Vekalet ücretinin bölge adliye mahkemesince davalı lehine düzeltilmesinde hukuka aykırılığın bulunmadığı-
Dava konusu tasarrufa konu gayrimenkulün tapu kayıtlarına göre dükkan olduğunun, dosyadaki bilgilere göre davalı borçlunun da Samsun Sanayici ve İş Adamları Derneğinde meclis üyesi olduğunun, dava konusu gayrımenkulün de 19 Mayıs Sanayi Sitesi içerisinde yer aldığının anlaşıldığı, mahkemece, dava konusu gayrımenkulü satın alan 4. kişi davalı ................. yönünden değerlendirme yapılarak davanın reddine karar verilmişse de; dava konusu gayrımenkulün niteliği dikkate alınarak İİK 280/3 hükmü irdelenmeksizin davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı- Davalı 3. kişi yönünden ticari işletme devrinin kabul edilmesi halinde, dava konusu gayrımenkulün davalı 3. kişi elinden çıkması sebebi ile elinden çıkarttığı tasarruf tarihi itibari ile tazminat ile sorumlu tutulması gerekeceği- Mahkemece ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü kabul edilerek karar verilmişse de; Dairemizce bu yönden denetim yapılamadığından; ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edilip edilmediği, ihtiyati haczin kesin hacze dönüşüp dönüşmediğinin tespit edilmesi, ödeme emri tebliğ edilmişse ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü kabul edilerek dosyanın diğer hususlar yönünden incelenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin de doğru olmadığı-
Mahkemece taşınmazın rayiç değerinin tespiti amacıyla yaptırılan bilirkişi heyeti incelemesi neticesinde bağımsız bölümün satış tarihi itibariyle değerinin 229.109,00TL olarak saptanması, taşınmaz devrine ilişkin satışın da rayiç değerlere yakın miktarlar üzerinden yapıldığının ileri sürülmesi ve bu iddiaları ispatlar nitelikte belgelerin dosyaya ibraz edilmesine göre hadisede İİK 278'inci ve 279'uncu maddede belirtilen iptal koşullarının oluşmadığı- Borçlu ile lehine tasarrufta bulunulan davalı arasında akrabalık, tanışıklık, iş ortaklığı ilişkisi olduğu da ortaya konulup ispatlanamaması, davalının iyi niyetli olarak gayrimenkulü iktisap ettiğinin anlaşılması nedeniyle İİK 280'inci maddesindeki şartların oluşmadığı-
Adli yardım talebinde bulunan tarafın, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken temyiz yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşıldığından davalı ......... ve ......... yönünden adli yardım talebinin kabulüne, adli yardım talebinde bulunan davalı .............. San. Tic. Ltd. Şti. ise şirket olup adli yardımdan yararlanabilecek tüzel kişilerden olmadığından, adli yardım talebinin reddine, ancak tasarrufun iptali davalarında borçlu ile lehine tasarrufta bulunduğu 3. kişiler zorunlu dava arkadaşı olup, adli yardım talebiyle temyiz talebinde bulunan davalı borçlu .............. San. Tic. Ltd. Şti., davalı ........... ve ................ ile diğer davalı 3.kişilerin zorunlu dava arkadaşı olduğu anlaşıldığından tek temyiz harcı yatırabileceklerinden ve davalı 3.kişiler temyiz harçlarını yatırmış olduğundan temyiz dilekçelerinin incelemesine geçilmesine karar vermek gerekeceği- Davanın kabul edildiği dava konusu taşınmazların üzerlerinde farklı bankalar lehine olan ipotek yükleriyle beraber davalı borçlular tarafından diğer davalılara devredildiği, tapuda gösterilen satış bedellerine bu ipotek yüklerinin de eklenmesi durumunda gerçek değerleriyle karşılaştırıldığında mislini aşan bedel farklarının oluşmadığı- İcra takibi sırasında İİK’nun 105.maddesi anlamında geçici aciz vesikası niteliğinde yapılan haciz tutanağının 13.06.2003 ve 16.06.2003 tarihlerinde olduğu anlaşılmakta olup, dava konusu taşınmazların devrine ilişkin tasarrufların ise bu tarihlerden geriye doğru 2 yıl içinde kalmadığı, bu nedenle de bedel farkından dolayı iptale karar verilemeyeceği, ancak davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkemenin bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebileceği- Davacının İİK'nun 280/1 maddesi kapsamında davalı borçlular ile taşınmazlarını devrettiği davalı 3.kişilerin birbirlerini tanıdıkları, aralarında ticari ilişkileri bulundukları, aynı yerde aynı işi yaptıklarına dair iddiaları olup, mahkemece bu hususlarda herhangi bir araştırma yapılmadığı anlaşıldığından, mahkemece bu hususlarda araştırma yapılarak 3.kişilerin borçluların mali durumunu ve alacaklıları ızrar kastını bilip bilemeyeceğinin tartışılması, davalı borçlu şirket tarafından yapılan taşınmaz devirleri yönünden ise İİK'nun 280/son maddesi gereğince ticari işletmenin mühim kısmını devir niteliğinde olup olmayacağının da tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği- Borçlunun borcu nedeniyle yapılan satış sonucu üçüncü kişi konumundaki davalı muris ...............'ün mamelekinde kalan bir para olup olmadığının araştırılması gerekeceği, bu durumda; öncelikle Mahkemece; dava dışı banka tarafından yapılan icra takip dosyası ve ihale dosyasının getirtilerek dava dışı alacaklı bankanın alacak miktarının tespiti ile ihale sonucu davalı muris 3.kişiye kalan bir bedel olup olmadığı, kalan bedel varsa bunun İİK 283/2 madde gereğince davacının takip konusu alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak davalı .............'ün mirasçılarından tahsili ile davacıya verilmesine, ihale bedelinden kalan para yok ise davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekeceği-
