Dosya kapsamından dava konusu taşınmazın bulunduğu apartmanın 3 katlı değil 10 katlı olduğu, taşınmazı devreden davalı borçlunun 8.katta, devralan davalı 3. kişinin 4. katta oturduğu, davalı borçlunun taşınmazını devrettikten sonra apartmanda yaşamaya devam etmediği ve devralan davalı 3. kişi H.Ö.' nün taşınmazda tadilat yaptırdığı, elektrik, su, doğalgaz vs. aboneliklerini üzerine alarak bu dairede ikamet etmeye başladığı anlaşılmakla; mahkemece verilen "davanın reddine" ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Davalı borçlu şirket dava konusu edilen aynı yerdeki 6 adet taşınmazını aynı gün aynı tapu devir senedi ile diğer davalı 3. kişi şirkete devretmiş olup, bu hususun İİK'nun 280/son maddesi gereğince ticari işletmenin mühim kısmını devir niteliğinde olduğunun anlaşılmasına göre mahkemece verilen "davanın kabulüne" ilişkin kararın usul ve kanuna uygun olduğu-
Davalı borçlu şirket ile araçların devredildiği davalı 3. kişi şirketin faaliyet alanlarının aynı olması, ticaret siciline kayıtlı adreslerinin aynı yerde bulunması ve davacı tarafından davalı borçlular hakkında yapılan icra takibinde borçlu şirketin ticaret siciline kayıtlı adresinde 28.03.2018 tarihinde yapılan hacizde borçlunun taşınıp gittiği bu adreste davalı 3. kişi şirketin vergi levhasının bulunduğunun tespit edilmesi dikkate alındığında, davalı 3. kişi şirketin İİK'nun 280/1. maddesi kapsamında davalı borçluların mali durumu ile alacaklılarını ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğunun anlaşılmasına göre "davanın kabulüne" ilişkin kararın usul ve kanuna uygun olduğu-
İİK. m. 277 vd. dayalı davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici  aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması, bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerekeceği- İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılabileceği- Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabileceği- İİK’nun 280/1. maddesi gereğince, davalı üçüncü kişinin davalı borçlunun kardeşi olduğu,  dosya kapsamında davalı üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu bildiği, bu durumun borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği veya bilmesi gerektiğinin kabulü gerektiği, bu nedenle mahkeme  kararının bu gerekçe ile yerinde olduğunun anlaşıldığı-
İİK'nun 278/3 maddesi gereğince borçlunun kendisine yahut üçüncü bir şahıs menfaatine düzenlediği ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin batıl olmasına ve taşınmazların devredildiği davalılardan birinin davalı borçlunun kızı, davalılardan diğeri ise oğlu olduğundan, İİK'nun 280/1. maddesi gereğince, davalı üçüncü kişilerin davalı borçlunun mali durumunu ve alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğu-
Dava konusu taşınmazın tasarruf tarihindeki rayiç değeri ile tapuda gösterilen değeri arasında İİK 278/1-2. maddesi gereğince mislini aşan fark bulunmamasına ve davacı tarafından İİK 280. maddesi kapsamında davalı 3. kişi H.C.'nin diğer davalı borçlu H.G.' nin mal kaçırma ve alacaklısına zarar verme kastını bildiği ya da bilmesi gereken kişilerden olduğunu ispatlayamamasına göre "davanın reddine" dair kararın usul ve kanuna uygun olduğu-
Tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin bulunması, bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.'nin 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerekeceği-
Davalı V. hakkında yapılan inceleme ve araştırmanın da hüküm kurmaya yeterli olmadığı- Hükmüne uyulan bozma ilamında V.' nin , Kınalıada gibi sınırlı sayıda konutun bulunduğu küçük bir yerde, taşınmaz satın alırken borçlunun içinde bulunduğu durumu ve borçlunun alacaklısından mal kaçırma niyeti ile hareket ettiğini, bilip bilemeyeceğinin açıklığa kavuşturulması gereğine işaret edilmiş olmasına rağmen bu konuda da hiçbir araştırma ve değerlendirme yapılmadığı- Davacı tanıklarından belirtilen hususlara yönelik beyanları sorulmadan, davalı V.L.'nin , Kınalıada’ da başkaca taşınmazı olup olmadığı, yakınlarının yaşayıp yaşamadığı gibi taşınmaz ve borçlu hakkında bilgi sahibi olmasına etki edecek unsurlar üzerinde durulmadan bu davalı hakkında eksik inceleme ile hüküm tesisinin isabetli olmadığı-
Dava konusu taşınmazın 23.05.2015 tarihinde 6.250,00 TL bedel ile davalıya devredildiği, taşınmazın devir tarihindeki gerçek değerinin 10.06.2019 havale tarihli bilirkişi raporuna göre 164.988,00 TL olduğu, buna göre devir bedeli ile gerçek bedel arasında fahiş fark bulunduğu-
Davalı 3. kişi aynı zamanda borçluyla birlikte eskiden beri şirket ortağı ve kurucusu olmakla borçlunun amacını ve mali durumunu bilebilecek mevkide olduğu- Kaldı ki, borçlunun kimi yerde aldığı borç karşılığında hisselerini devrettiğini söylemesine rağmen bazı aşamalarda ise bedeli karşılığında devir yaptığı biçiminde çelişkili beyanlarda bulunduğunun görüldüğü- Anılan kayıtlı değerin elden ödendiği savunması da hayatın olağan akışına uygun olmadığı- "Anonim şirket hissesinin devir (satış) bedelinin elden ödendiği" savunmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı-