Tasarrufun iptali davalarında ve BK'nun 19. maddesine dayalı olarak açılan danışıklı işlemin iptaline ilişkin davada, asıl amacın alacağın tahsilini sağlamak olduğu- Nitekim tasarrufun iptali davalarında İİK 283/1. maddesi doğrudan, BK'na göre açılan davalarda kıyasen uygulanarak, iptal ve tescile gerek olmaksızın davacıya haciz ve satış isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerektiği, öte yandan muvazalı işlemin tesbiti aslında muvaazaya dayalı işlemin iptalini de kapsamakta olduğu- 1942 doğumlu ve herhangi bir işi olmayan, yetim aylığı alan davalı ...’un 5.300.000,00 TL değerindeki bir fabrika binasını, satın alıp borçlu şirkete kiraya vermesi, daha sonra da dördüncü kişi firmanın 2012 yılı Haziran ayında aldığı ihale nedeni ile acil ihtiyacı olan dava konusu fabrika binası ve depolarını, tapuda satın almadan yaklaşık 2 ... öncesinden başlamak üzere, teminat dahi almadan davalı üçüncü kişiye ödemeler yapması hayat deneyimlerine uygun olmadığı gibi yapılan her iki satışında mal kaçırma amacı ile yapıldığı muvazaalı olduğunun kabulü gerekeceği-
Borçlu davalının, taşınmazını diğer davalıya 350.000,00-TL bedelle devrettiği, satış tarihi itibariyle taşınmazın rayiç değerinin 515.449,00-TL olduğu, davalıların birbirini tanımadığı, aralarında akrabalık bağı veya arkadaşlık ilişkisinin bulunmadığı, davalının dava konusu taşınmazı internet sitesi vasıtasıyla bulduğu ve taraflar arasında 25.10.2021 tarihli satış protokolü düzenlendiği, 50.000,00-TL kapora verilerek taşınmazda işlem yapıldığı, 08.11.2021 tarihinde davalının diğer davalının hesabına 300.000,00-TL ev bedeli açıklaması ile banka havalesi yapıldığı, borçlunun davaya konu evden kasım 2021 itibariyle taşındığı anlaşıldığından, İİK'nin 280/1 maddesi kapsamında davalıların birbirini daha önceden tanıdığına, davalı nın, diğer davalının mali durumunu ile ızrar kastını bildiğini ispata yarar delil sunulmadığının ispatlanamayan davanın reddine karar verileceği-
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3.kişinin İİK'nun 96 vd. maddesine dayalı olarak açtığı istihkak davası ile alacaklının İİK'nun 97/17. maddesine dayalı karşı dava olarak açtığı tasarrufun iptali istemine ilişkindir...
İİK.nun 283. maddesi hükmüne göre iptal davasının konusu taşınmaz mal olduğu takdirde, davalı 3. şahıs tarafından üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan bu taşınmazın haciz ve satışının istenebileceği- Aciz nedenine dayalı tasarrufun iptali davasında davalı 3. kişi aciz belgesine dayanan alacağın gerçekte olmadığını iddia ve ispat edebileceği- Çünkü dava şartlarından birisi de tasarrufta bulunan kişinin borçlu olması gerektiği- Eğer tasarrufta bulunanın alacaklıya gerçek bir borcu olmadığı iddia ediliyorsa bu durumda tasarruf sahibinin öncelikle borçlu sıfatı çözümlenmesi gerektiği- Bu nedenledir ki 3. kişi davalının borcun gerçek olmadığı iddiası ve muvazaanın varlığı yönündeki savunmasının mahkemece incelenmesi gerekeceği- Eğer gerçek bir borç yoksa alacak da söz konusu olamayacağından iptal davasının dinlenmesi mümkün olmayacağı-
İvazlar arasında önemli oransızlık olduğu gibi üçüncü kişinin borçlunun oğlunun bacanağı olması nedeni ile İİK'nın 280/1. maddesine göre borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu, dava konusu taşınmazın satışının İİK'nın 280/3. maddesine göre işyeri devri olduğu, devrin yasaya uygun olarak yapılmadığının anlaşıldığı bu nedenle davalının haksız olması nedeni ile yargılama giderinden sorumlu olmasının yerinde olduğu- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331/1. maddesi ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 6. maddesi ve ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra, tasarrufa konu taşınmazın alacağa mahsuben ipotek alacaklısına ihale edilmiş olduğu da gözetilerek, kendisini vekille temsil ettiren davacı şirketin, asıl ve birleşen davalar yönünden, daha düşük olan takibe konu alacak miktarları üzerinden, davacı şirket lehine asıl ve birleşen davası yönünden, A.A.Ü.T'nin 13/1 maddesi uyarınca, ölçümlendirilerek tespit olunan nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, mahkemece maktu vekalet ücreti takdir edilmiş olması doğru görülmediği-
İvazlar arasında önemli oransızlık olmadığı, davalıya yapılan satışın borcun doğumundan önce yapıldığı gerekçesi ile mahkemece "tasarrufun iptaline" karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı-
Borçlu şirketin 22.09.2014 tarihinde işyeri niteliğinde dava konusu taşınmazı sattığı, bu nedenle İİK'nun 280/3. maddesi kapsamında davalı üçüncü kişilere yapılan satışın borçlu şirketin önemli bir kısmının devri niteliğinde olup olmadığının araştırılması gerekeceği, bunun için konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile, taşınmazın satış tarihlerindeki gerçek değerleri dikkate alınarak, borçlu şirketin 2014-2015 yıllarındaki bilanço ve mal varlıklarının önemli bir kısmının devri niteliğinde olup olmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre karar vermek gerekeceği- Dava ............... Endüstriyel Teknik Malzeme Mühendislik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi iflas idaresi tarafından açılmış olması rağmen, karar başlığında sadece borçlu şirket isminin yazılmış olmasının hatalı olduğu-
Dava konusu aracın, 23.10.2018 tarihinde resmi noter senedi ile 230.000,00 TL karşılığında davalı 3. kişi E. Ç.yan'a devredilmiş, bilirkişi tarafından aracın piyasa rayiç değerinin de 230.000,00 TL olduğu belirlenmiş, bu tarihte kasko değerinin de 270.761,00 TL olduğunun anlaşıldığı; bu haliyle dava konusu aracın noter devir bedeli ile gerçek değeri arasında mislini aşan bedel farkının oluşmamış olduğu- İİK.nun 280. maddesine göre kötü niyeti kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafta olup, davalı borçlu ile davalı 3.kişi E. Ç.yan ve 4.kişi N. K. arasında akrabalık bağı, iş ortaklığı, arkadaşlık gibi kötü niyeti gösterir bir durum da kanıtlanamadığı gibi, dava konusu aracın davacıya devredilmesi yerine kısa zaman dilimi içerisinde birden fazla kez satış görmesi de yapılan tasarrufların iptali için gerekçe olamayacağı-
Davalı borçlu ile dava konusu şirket hisselerinin devredildiği davalı 3. kişi, dava konusu hisse devirlerinin yapıldığı şirkette kurucu ortak olduklarından, davalı 3. kişinin İİK 280/1 kapsamında davalı borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bilebilecek durumda olduğunun anlaşılmasına ve aksinin de ispatlanamamasına göre "davanın kabulü" kararının usul ve kanuna uygun olduğu-
Davalı borçlunun davacı alacaklı aleyhine açtığı menfi tespit davasının takip edilmeyerek açılmamış sayılmasına karar verildiği ve kesinleştiği, davalı 3.kişinin davalı borçlunun kardeşi olduğu ve İİK 280/1 maddesi kapsamında borçlunun mali durumunu ve alacaklılarını ızrar kastını bilebileceği anlaşılmakla; 'tasarrufun iptaline' ilişkin verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-