Tasarrufun iptali davasında, borçlunun taşınmaz devrettiği davalılardan birinin damadının borçlarına teminat olarak devir yapıldığı ve sonra geri alındığı yönündeki savunmasının, İİK'nın 280/1 maddesi uyarınca borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişi olduğunu gösterdiği gözetilerek bu davalı yönünden davanın kabulüne; diğer davalı üçüncü kişi yönünden ise tasarrufun iptali şartlarının oluştuğuna dair somut delil bulunmadığından davanın reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle onanması gerektiği-
Davalı kooperatifin kesinleşmiş borcunu ödemeden ortaklarına devir yapmasının iyiniyetli bir davranış olarak kabul edilemeyeceği, davalı kooperatif ortaklarının borcun varlığını bilmesi gereken kişiler olması gözetildiğinde "davanın kabulü"nün dosya kapsamına uygun olduğu-
Mahkemece yapılacak işin; 6183 sayılı Yasa'nın 24 ve devamı maddeleri gereğince, davalılar arasında yapılan tasarruflar arasında mislini aşan bedel farkı bulunup bulunmadığının, yine davalı 3.kişinin davalı borçlunun maksadını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olup olmadığı konusunda aralarında herhangi bir akrabalık, arkadaşlık, iş ortaklığı gibi bir durumun varlığının araştırılarak sonucuna göre karar vermekten ibaret olduğu- Davacının davalı borçludan tasarruf tarihi itibariyle alacağının ne kadar olduğunun bilirkişi aracılığı ile tespit edilmesi ve bu miktar ile tasarruf konusu taşınmazların bilirkişi raporu ile tespit edilen gerçek değerlerinin karşılaştırılması ve daha düşük olan değer üzerinden harca hükmedilmesi gerekirken karşılaştırma yapılmadan taşınmazların gerçek değeri üzerinden harcın belirlenmesinin doğru olmadığı- 6183 sayılı Yasa'nın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücretinin tutarı maktu olarak belirleneceği-
Dosyadan aldırılan bilirkişi raporunda taşınmazın devir tarihi itibariyle değerinin 892.084,08 TL olduğu, taşınmazın tasarruf tarihindeki değeri ile satış değerinin birbirine yakın olduğu, istinaf ilamı sonrası dosya arasına alınan nüfus kayıtları ile kolluk araştırması göz önüne alındığında tarafların birbirleriyle akrabalıklarının bulunmadığı, davalıların farklı mahallelerde nüfusa kayıtlı oldukları, taraflar arasında yapılan satış işleminin gerçek bir satış olduğu kanaatine varılmakla açılan davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusunun, davayı açan .............. Bankası AŞ. tarafından, ...... Yönetim AŞ.'ye devredildiği, buna göre dava konusunu devreden ................ Bankası AŞ.'nin davacı sıfatının sona erdiği, ............. Bankası AŞ. hakkında hüküm kurulmaması gerektiği- Dava konusu taşınmaz hissesinin tapuda gösterilen satış değeri ile bilirkişi tarafından belirlenen gerçek rayiç değeri arasında mislini aşan fark olmamasına ve davalılar arasında İİK 280/1 gereğince 3.kişinin borçlunun ızrar kastını bilebilecek durumda olduğunu gösteren bir tanışıklığın da ispatlanamamasına göre davanın reddine karar vermek gerekeceği-
Davalılar ........ ve ............. vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine, karar düzeltme talebinin reddi ile dava konusu taşınmaz yönünden verilen kabul kararının kesinleştiği anlaşılmış olmakla, davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu-
Tarafların kabulü olduğu üzere davalılar gıda sektöründe çalışmakta, davalılardan biri tahıl ürünleri kullanırken diğeri bunları satmak yoluyla faaliyet gösterdikleri, taşınmazın önceki malikleri ........... ile davalı borçlu ........... ile davalı .............yetkililerinin tasarruf öncesine dayanan tanışıklıklarının olduğu, bayi yoluyla kiracı-kiralayan ilişkisi olduğu, davalı ..........nin hayatın olağan akışına aykırı olarak satış sözleşmesi yaptıktan sonra ileri tarihli ve bedel artırımı yoluyla yeniden sözleşme yapıldığı iddiasında bulunduğu nazara alındığında taşınmazı satın alan davalının; borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilme imkanı olan kişilerden olduğunu ortaya koyması sebebiyle tasarrufun iptali gerekeceği-
Davacı vekilinin dava dilekçesindeki açıklamalardan, davanın İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkin olduğu açık olduğu halde davanın TBK'nın 19. maddesine göre açılan muvazaalı işlemin iptali isteği olarak nitelendirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu- Davacı borçlunun kendisi hakkında başlattığı icra takibini sonuçsuz bırakmak için üçüncü kişiyle anlaşarak kendisi hakkında muvazaalı bir icra takibi başlattığı" ileri sürmüş olup bu davalı üçüncü kişinin takibi, davacının alacağının doğduğu tarihten sonra başlatıldığı, borçlunun ödeme emrini bizzat tebliğ aldıktan sonra icra müdürlüğüne dilekçe vererek, takibin kesinleşmesine muvafakat ettiği ve adına kayıtlı taşınmazlar üzerine haciz konulabileceğini belirttiği anlaşıldığından, davacının İİK 277 vd. maddelerine dayalı olarak tasarrufun iptali davası açabileceği- Davalı üçüncü kişinin davacı alacaklının alacağından haberdar olduğu, davalı üçüncü kişinin borçluya (700.000,00 TL verebilecek) ekonomik gücü olmadığı, borçlu ile arkadaş oldukları, davalı borçlunun tefecilere bulaşınca senet vererek alacaklı gösterdiği üçüncü kişinin mal varlığına konulacak haczi engellemeye çalıştığını" belirtmesi, karşısında davacının davalılar arasındaki takibin muvazaalı olduğu yönündeki iddiasını ispatladığı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Davalı 3.kişi dava konusu taşınmazı alacağına mahsuben aldığını beyan etmiş olup, İİK'nun 279/2 maddesi gereğince borca karşılık yapılan taşınmaz devrinin mutad ödeme vasıtası olarak kabul edilmediği- Davalı borçlu ile davalı 3.kişi arasında ticari ilişki bulunduğundan, taşınmazın devredildiği davalı 4.kişi ise davalı borçlunun annesi olduğundan, davalı ve diğer davalının İİK 280/1. maddesi gereğince borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastını bilebilecek kişilerden olduğu-
Bilirkişi tarafından değeri 385.000,00 TL olarak belirlenen taşınmaz, tapuda 39.500 TL ye borçlu tarafından üçüncü kişiye satıldığı, taşınmaz üzerindeki banka ipoteği 950.000,00 TL.nin üçüncü kişi tarafından ödendiği gözönüne alındığında, davalı üçüncü kişinin taşınmazın değerinden fazla bir ödeme yaptığı, İİK'nın 278/3-2.maddesi gereğince iptale karar verilebilmesi için ivaz olarak pek aşağı fiyatla ödeme yapılması öngörüldüğünden bu madde gereğince iptalin mümkün olmadığı, davalı ...... savunmasında dava konusu taşınmaz dışında kendisine ait 3 taşınmazın da borçlu şirket yetkilisine ve borçlunun belirlediği kişi adına satış yaptığını da belgelediğinden, böyle bir durumda dava konusu satışın mal kaçırma amacı ile yapıldığının söylenmesinin mümkün olmadığı- Salt iş kollarının yakın olmasının satışın yapıldığı 2017 yılı itibari ile yaklaşık 123.000 nüfusa sahip bir ilçede üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu bildiğinin kabulü için yeterli bir delil olmadığı-