Davacı vekilinin temyiz dilekçesinden sonra 24.02.2023 tarihli dilekçe ile davanın dayanağı olan icra dosyasındaki borcun davalı borçlu şirket tarafından ödendiğini, icra dosyasının infaz edildiğini, bu itibarla davanın konusuz kalması sebebi ile gerekli kararın verilmesini talep ettiği, bu durumda davanın konusunun kalıp kalmadığının, davalı borçlunun dava konusu borcu ödeyip ödemediğinin icra müdürlüğünden de sorularak bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerektiği-
İİK 278/2 hükmü gereğince de dava konusu gayrımenkulün davalı borçlu tarafından davalı ...'a gerçek değerinin çok altında düşük bedel ile satılmış olmasına, davalı 3. Kişi ...'ın davalı borçlunun kardeşi ile evli olduğunun anlaşılmasına, davalı ... ...'ün de davalı borçlunun yiğeni olmasına, İİK 280/1 hükmü gereğince davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişiler olduğunun anlaşılmış olmasına göre mahkemece verilen 'davanın kabulüne' ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Davalı şirket tarafından davalı borçlunun çocuklarına devredilen taşınmazlar ile davalı borçlunun kendisine ve banka borcuna karşılık yapılan ödeme miktarının davalı borçlu tarafından davalı şirkete satılan taşınmazların değerinden fazla olduğu, dava konusu taşınmazların satışı esnasında tapu kaydı üzerinde herhangi bir takyidat bulunmadığı, satış esnasında davalı şirketin davalı borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastını bildiği veya bilmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu yani taraflar arasındaki tasarruf işleminin alacaklıyı zarara uğratmak kastı ile yapıldığı hususunun davacı tarafça ispat edilemediği, yapılan işlemde mal kaçırma kastının bulunmadığı, her ne kadar davalı şirket ile davalı borçlu arasında borçlunun çocuklarına devredilen bağımsız bölümlere ilişkin yapılan sözleşme adi nitelikte ise de; bağımsız bölümlerin devredilmesi nedeniyle bu sözleşmenin gerçek olup yerine getirildiği, bu nedenle bu durumunda tasarrufun iptali sonucunu doğurmayacağı-
Davalılardan ............ şirketinin diğer davalı ......... şirketinin Emirdağ'daki yetkili bayisi olduğu, diğer davalı ..........'ın davalı şirketin çalışanı olduğu, davalı şirkete ait bir çok mal varlığına haciz konulduğu, davalı şirketin alacaklılardan mal kaçırmak ve alacaklıları zarara sokmak amacıyla dava konusu işlemleri yaptığı, davalı şirket yetkilisi diğer davalı ...............'a diğer davalı şirket yetkilisinin gelip ipotek koyduracağını söylemesinin, diğer davalı şirketin bu muvazaalı işlemlerin yapıldığından haberdar olduğunu gösterdiği gerekçesi ile diğer davalılara yapılan satış ve ipotek işleminin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu tasarrufun İİK'nın 278/2-1.maddesi anlamında eşler arasında yapılmış bir tasarruf olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı- Taşınmaz bu boşanma protokolü çerçevesinde devredilmiş halde davacı ancak 'boşanmanın' muvazaalı olduğunu, boşanmaya rağmen tarafların birlikte yaşamaya devam ettiğini ispatlaması halinde, taşınmaz devrinin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Davalının gerek aynı ilçe nüfusuna kayıtlı olması gerekse kardeşinin borçlu ile ortak iş yapıyor ve aynı resmi senetlerle birlikte taşınmazlarını devrediyor olması (davalıya yapılan devir senedi) hususları birlikte değerlendirildiğinde İİK 280/1 maddesi uyarınca borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bununla birlikte taşınmazı satın aldıktan kısa bir süre sonra (7 ay) yengesi olan diğer davalıya devretmiş olması da göz önüne alındığında, söz konusu tasarrufun iptali kararında usul ve yasaya aykırılık olmadığı-
Davalı ...'ın diğer davalı ...'ın amcası olduğu, tasarrufun taraflar arasındaki yakın akrabalık ilişkisi nedeniyle iptale tabi olduğu ve dava konusu şirket hisselerinin satış senedine yansıyan değeri yerine gerçek değerinin davalı ... tarafından ödenmesi halinde dahi diğer davalının ekonomik olarak zor durumda olduğunu bilebilecek kimselerden olması nedeniyle iptale tabi olduğu-
Dava konusu gayrimenkulün tasarruf tarihindeki gerçek değeri ile tapuda gösterilen değeri arasında misli aşan fark olduğunun anlaşılmasına, gerçek bedelinin ödendiğinin de ispat edilememiş olmasına, davalı ...'nun davalı borçlunun oğlu ile evli olmasına, tasarruf tarihinde de davalının oğlu ile nişanlı olmasına, dava konusu gayrimenkuller haricinde davalı 3. kişiye aynı gün aynı yevmiye ile 9 adet gayrimenkulün de devredilmiş olduğunun tespit edilmiş olmasına göre mahkemece verilen 'davanın kabulüne' dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı-
Davalı ...'ın davalı borçlu ile ortaklık ilişkisinin bulunmasına, İİK 280/1 hükmü gereğince davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunun anlaşılmasına, devredilen yerin ticari işletme niteliğinde olması sebebiyle İİK 280/3 hükmü gereğince de davalılar arasındaki tasarrufun iptale tabi olduğunun belirlenmesine, aksinin davalılar tarafından ispat edilememiş olmasına göre mahkemece verilen 'davanın kabulüne' dair kararda bir isabetsizlik bulunmadığı- Borçlunun, 10.000 TL sermayeli bir limited şirketteki 5000 TL tutarındaki hissesini davalı üçüncü kişiye devretmesinin -şirketin herhangi bir restoran işletmeciliği yapmasa da- ticari işletme devri niteliğinde olduğu-
Tasarrufun iptali davalarının görülebilmesi için, borçlu tarafından yapılmış bir tasarruf işleminin olması, bu tasarruf işleminin de davacı alacaklının alacağını tahsil etmesini engelleyici bir durumu oluşturması gerektiği, bir başka değişle bu tasarruf işlemi olmasaydı davacının alacağına kavuşma imkanın olması gerektiği-Karar gerekçesi yapılan İİK'nın 280/1.maddesine göre işlemin iptali için borçlunun mal kaçırma amacını onunla tasarrufta bulunan üçüncü kişinin bilmesi veya bilmesi lazım gelen kişilerden olması gerektiği- Ticari hayatta, tacirler arasındaki alacağın temlikinin, mutad ödeme araçlarından biri olduğu, dairenin yerleşmiş görüşlerinden olduğu-Bunun için tarafların temlikten önce ve sonrasında devam eden bir ticari ilişkisinin olması ve temliki gerektiren bir alacak- borç ilişkisinin bulunması gerektiği-